Yükleniyor
Yükleniyor
Kayserimizin ve Türkiye’nin tanınmış Psikiyatrist-Psikoterapist Doç.Dr. Yunus Hacımusalar ile son günlerde toplumun büyük sorunu olan İntihar konusunda konuştuk...
İntiharı konuşmak değil, görmezden gelmek tehlikelidir.
İntihar, çoğumuzun adını bile ağzımıza almaktan çekindiği bir konudur. Oysa bu çekingenlik ve damgalama, yardıma en çok ihtiyacı olanları yalnız bırakabilir. Bilinen en önemli gerçek şu: İntiharın önemli bir bölümü önlenebilir. Bunun ilk adımı ise intiharı anlamak ve bu konuda açıkça konuşabilmektir.
İntihar nedir?
İntihar, bir kişinin kendi yaşamına bilerek ve isteyerek son vermesidir. İntihar düşüncelerinin arkasında sıklıkla dayanılmaz olarak algılanan ruhsal acı, çaresizlik ve umutsuzluk yer alır. Bazı kişiler için yaşamına son verme düşüncesi, bu acıdan kurtulmanın tek yolu gibi görünebilir. İntihar düşüncesi bir karakter zayıflığı değildir; sıklıkla tedavi edilebilir bir ruhsal sıkıntının, ağır bir yaşam stresinin ya da bunların birleşiminin sonucudur. İntihar düşüncesi her zaman davranışa dönüşmez. Ancak bazı durumlarda düşünceden eyleme geçiş çok hızlı olabilir. Bu nedenle her intihar düşüncesi ciddiye alınmalı ve zamanında yardım sağlanmalıdır.
Rakamlarla intihar: Dünyada ve Türkiye'de
Dünya Sağlık Örgütünün 2025 yılında yayımladığı küresel tahminlere göre, dünyada 2021 yılında yaklaşık 727 bin kişi intihar nedeniyle yaşamını kaybetti. Bu, dünya genelinde yaklaşık her 44 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiği anlamına geliyor.
Genç nüfusta tablo daha da ağır: İntihar, dünya genelinde 15–29 yaş grubunda üçüncü sıradaki ölüm nedenidir. Üstelik bu kayıp yalnızca yaşamını yitiren kişiyle sınırlı kalmıyor; her intihar ölümü, geride kalan aile üyelerini, arkadaşları ve sosyal çevredeki çok sayıda insanı derinden etkiliyor. Üstelik intihar girişimlerinin sayısı, intihar nedeniyle gerçekleşen ölümlerden çok daha fazladır.
Türkiye'de tablo da kaygı verici. TÜİK'in 2025 verilerine göre Türkiye'de 4 bin 599 kişi intihar nedeniyle yaşamını kaybetti. Yüz bin kişi başına düşen kaba intihar hızı 5,36'ya ulaştı. Son yıllardaki veriler, intiharın ülkemizde giderek daha fazla önem kazanan bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor.
Birçok ülkede erkeklerde intihar sonucu ölüm oranları kadınlara göre daha yüksekken, kadınlarda ölümle sonuçlanmayan intihar girişimleri daha sık bildirilmektedir. Bu farklılıklar ülkelerin özelliklerine, yaş gruplarına ve kullanılan veri kaynaklarına göre değişebilir.
İnsanlar neden intihar eder?
İntiharın tek bir nedeni yoktur. Ruhsal, biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilir.
• Ruhsal hastalıklar: Depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni ve alkol-madde kullanım bozuklukları gibi ruhsal hastalıklar intihar riskini artırabilir. Kaygı bozuklukları da bu riskle ilişkili olabilir. Bununla birlikte, ruhsal hastalığı bulunan kişilerin büyük çoğunluğu intihar davranışında bulunmaz. Özellikle kumar oynama bozukluğu ve çevrim içi kumar; ağır borçlanma, aile ilişkilerinde bozulma, depresyon ve umutsuzluk gibi sorunlarla birlikte intihar riskinin artmasına neden olabilir.
• Yaşam krizleri: İş kaybı, ağır maddi sıkıntılar ve borçlar, boşanma ya da ayrılık, sevilen birinin kaybı, aile içi çatışmalar, zorbalık ve utanç yaratan olaylar.
• Yalnızlık ve dışlanma: Toplumsal destekten kopmuşluk, kendini yük gibi hissetme.
• Geçmiş intihar girişimleri ve aile öyküsü: Daha önce intihar girişiminde bulunmuş olmak, gelecekteki intihar davranışı açısından en önemli risk faktörlerinden biridir. Ailede intihar davranışı öyküsü bulunması da riski artırabilir.
• Kronik ve ağır hastalıklar, süregelen ağrı.
• Çocukluk çağı travmaları ve şiddet.
Türkiye'de intiharı etkileyen toplumsal faktörler
Ekonomik güçlükler, işsizlik, borçlanma, aile içi sorunlar, yalnızlık ve gelecek kaygısı intihar riskini artırabilen toplumsal etkenler arasındadır. Türkiye'de intiharın nedenlerini ve zaman içindeki değişimini anlayabilmek için ekonomik koşulların, toplumsal destek mekanizmalarının ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin etkilerini birlikte değerlendirmek gerekir. Ancak bu etkenlerin intihar üzerindeki etkilerinin boyutunu belirlemek için daha kapsamlı bilimsel araştırmalara ihtiyaç vardır.
Belirtileri nasıl fark ederiz?
İntihar düşüncesi yaşayan bazı kişiler, sözleri veya davranışlarıyla doğrudan ya da dolaylı uyarı işaretleri gösterebilir. Ancak her zaman belirgin işaretler görülmeyebilir. İntiharla ilgili sözleri ve davranışları yalnızca dikkat çekme çabası olarak değerlendirmek, kişinin ciddi bir yardım ihtiyacının gözden kaçmasına neden olabilir. İntiharla ilgili her ifade, söylem ve davranış ciddiye alınmalıdır.
Sözlerde:
• "Hepinizi yoruyorum, keşke olmasam."
• "Artık dayanamıyorum, çıkış yok."
• Ölümden, yok olmaktan veya “Bir daha görüşemeyebiliriz.” gibi ifadelerden sıkça söz etmek.
• Kendini değersiz, suçlu ya da başkalarına yük olarak tanımlamak.
Davranışlarda:
• Sevdiği etkinliklerden ve insanlardan çekilmek, kapanmak.
• Uyku ve iştahta belirgin değişiklikler.
• Eşyalarını dağıtmak, vedalaşır gibi aramalar yapmak, işleri toparlamak, vasiyet ya da benzeri hazırlıklar.
• Alkol veya madde kullanımının artması, riskli davranışlar.
• Uzun süren üzüntü, umutsuzluk ya da tam tersine, uzun bir bunalımın ardından ani ve açıklanamayan bir sakinleşme.
• Öfke patlamaları, huzursuzluk, ani ruh hâli değişimleri.
Bu işaretler kendimizde de olabilir. Sürekli bir boşluk hissi, "herkes bensiz daha iyi olur" düşüncesi, geleceği hiç göremeyecek hâle gelmek, olağan yaşam zevklerinin kaybolması ciddiye alınması gereken uyarılardır.
Bir yakınımızda belirti görürsek ne yapmalıyız?
• Yanında olun ve dinleyin. Yargılamadan, küçümsemeden ve hemen öğüt vermeye çalışmadan dinlemek, kişinin kendini anlaşılmış hissetmesine ve yardım aramasına katkıda bulunabilir.
• Doğrudan sorun. “Son zamanlarda yaşamına son vermeyi düşündüğün oldu mu?” veya “Ölsem de kurtulsam diye düşündüğün oluyor mu?” gibi sorular sormaktan çekinmeyin. İntiharı doğrudan sormak, kişide intihar düşüncesi oluşturmaz veya mevcut düşünceleri artırmaz. Tersine, çoğu zaman kişiye ilk kez anlaşıldığını hissettirir ve onu rahatlatır.
• Yalnız bırakmayın. Yakın bir intihar tehlikesi olduğunu düşünüyorsanız kişiyi yalnız bırakmayın. Hemen 112 Acil Çağrı Merkezini arayın ya da en yakın acil servisten yardım alın.
• Profesyonel yardıma yönlendirin. Bir psikiyatri uzmanıyla görüşmesini sağlayın; gerekirse randevu almasına ve muayeneye birlikte gitmesine yardımcı olun.
• Sır tutmayın. "Kimseye söyleme" isteğini kabul etmeyin; hayat söz konusuyken güvenilir birilerini devreye sokmak bir ihanet değil, onu koruma eylemidir.
Kendimiz için neler yapabiliriz?
Eğer siz ya da yakınınız ağır bir sıkıntı içindeyseniz şunlar aklınızda kalsın:
1. İntihar düşünceleri değişmez bir kader değildir. Yaşanan ağır ruhsal sıkıntı, çıkış yollarını görmeyi zorlaştırabilir. Ancak bu durum destek ve tedaviyle değişebilir.
2. Tek başınıza taşımayın. Güvendiğiniz bir kişiye açılın: bir aile üyesi, arkadaş, öğretmen, iş arkadaşı. Cümleyi mükemmel kurmak gerekmiyor; "Son zamanlarda çok kötüyüm" demek bile yeterli bir başlangıçtır.
3. Bir psikiyatri uzmanına başvurun veya doğru bir yönlendirme için aile hekiminizden yardım isteyin. İntihar düşüncelerine eşlik eden birçok ruhsal sorun, uygun tedavi ve destekle iyileşebilir. Yardım istemek güçsüzlük değil, kendine sahip çıkmaktır.
4. Kriz anında güvenliğinizi önceleyin. Düşünceler yoğunlaştığında kendinize zarar verebilecek şeylerden uzaklaşın, yalnız kalmamaya çalışın, birini arayın ya da 112 Acil Çağrı Merkezine ulaşın.
5. Temelleri ihmal etmeyin. Düzenli uyku, beslenme, hareket, gün ışığı ve insanlarla temas, tek başına çözüm olmasa da toparlanmayı destekler. Alkol ve maddelerden uzak durmak, krizleri derinleştirmemek açısından önemlidir.
6. Bir güvenlik planı yapın. Kriz anında kimi arayacağınızı, nereye gideceğinizi, hangi adımları atacağınızı önceden yazmak, zor anda yol gösterir.
7. Krizler ve yoğun duygular zaman içinde değişebilir. Doğru destek ve tedaviyle intihar düşüncelerinin şiddeti azalabilir, kişi yeniden yaşama bağlanabilir.
Toplum olarak bize düşen:
İntiharı önlemek yalnızca sağlık çalışanlarının işi değil. Ruh sağlığı hizmetlerine kolay ulaşılabilmesi, okullarda ve iş yerlerinde erken tanıma ve destek, ekonomik güvenceyi artıran politikalar, damgalamanın azaltılması ve medyanın sorumlu habercilik ilkelerine uyması, bu çabanın parçalarıdır. Gündelik hayatta ise yapabileceğimiz en güçlü şey belki de çok basit: yanımızdakine gerçekten "Nasılsın?" diye sormak ve yanıtı dinlemek.
Çünkü bazen bir hayatı kurtarmaya giden ilk adım, birinin “Seni duyuyorum, yanındayım.” demesi ve gerektiğinde profesyonel yardıma ulaşmasını sağlamasıdır.
0 Yorum:
Yorum Bırakın