• BIST 1.408
  • Altın 461,875
  • Dolar 8,0625
  • Euro 9,6585
  • Kayseri 12 °C
  • Ankara 14 °C

YÜKSELEN YENİ TÜRKİYE ERDOĞAN’IN ESERİ OLACAKTIR

Ebubekir Bağcı


 

 

 

 

 


 

 

COVİD-19 Pandemisi nedeniyle Dünya ülkeleri sosyo-ekonomik daralmadayken,  ülkemiz yoluna devam etmektedir. 2023 hedefleri doğrultusunda yerli uçak, otomobil çalışmaları olağanüstü bir hızla sürdürülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısında yerli araç fabrikasının inşaatının bitmesine az kaldığını açıkladı. Artık hayaller gerçek oluyor. Bizim için imkânsız olarak düşünmemizi istedikleri ne varsa gerçekleştiriyoruz.

 

Hükümet,  MHP, BBP gibi milli partilerin desteğiyle geleceğimize yatırım olan projeleri hayata geçiriyor. Şehir hastanelerinde VIP hasta hizmeti görüyorsunuz. Hızlı Tren ile mesafeler kısalıyor. Uçak fiyatları otobüs, fiyatlarına yaklaştı. 
 

SAVUNMADA BÜYÜK GELİŞEMELER KAYDEDİLİYOR

Silah istiyoruz, vermiyorlar. Silah üretiyoruz, parça vermiyorlar. Parasını ödediğimiz halde, en önemli hayati parçalarını ürettiğimiz halde ABD F35’leri teslim etmedi. Tıpkı Birinci Cihan Harbinde parasını verdiğimiz gemileri teslim etmeyen İngilizler gibi. (Her zaman aynı senaryolar tekrarlanıyor.) 

Almanya lazım olan parçaları vermedi. Bizde İHA’larda lazım olan parçaları ürettik, şimdi hayran oldular. Kıskanıyorlar. Yerli helikopterimiz ATAK T-129 Emniyet’e de teslim edildi. Dağlarda kalleşin önde gideni PeKaKa’ya karşı başarıyla kullandığı helikopterleri artık Polislerimizde kullanarak asayişi sağlayacak. 

 

İDRARINI POŞETLE PENCEREDEN ATAN AVRUPALI TUVALETİ BİZDEN ÖĞRENDİ, POSTMODERN SAĞLIK DEVRİMİNİ BAŞLATIYORUZ
 

Koronadan binlerce Avrupalı ölürken, Türkiye kritik kategoride yer alan vatandaşlarının aşılamasını bitirdi bile. Unutmadan bunda insanımızın anadolu irfanıyla yoğrulan maneviyatıyla  fedakar oluşu da var. Avrupalı bencil, çıkarcı, materyalist olduğu için dağ köyündeki bir yaşlıya gidip aşı yapmaz. Huzurevlerindeki yaşlıları kaderine nasıl terk ettiklerini okuyup izlemediniz mi?  Bize artık imrenerek (kıskanarak) bakıyor, takip ediyorlar. Her ne kadar içerideki satın aldıkları tasmalıları üzerimize salıp Sosyal Terörü körüklemeye çalışsalar da bu bizi yolumuzdan döndürmüyor. Aksine daha bir şevkle çalışamaya devam ediyoruz. Düşmanın darbesi bizi yıkmıyor, direncimizi kuvvetlendiriyor. 

 

İHANETİNİ GIDA FİYATLARINDA, GRAMAJDA OYNAMA YAPARAK YAPANLARIN ÜZERİNE GİDİLİYOR. 

 

Önceki senelerde patates, soğan, biber fiyatlarıyla oynayarak hükümet düşsün diye vatana ihanet edenlerin üzerine gidiliyor. Haksız rekabet eden, usulsüz fiyatlandırma yapanlar tespit ediliyor. Dolaysıyla süreç içinde gıda fiyatları normale dönmeye başladı. Dolar on lira olsa da Tayyip gitse diye el ovuşturan vatan hainleri üzülecek ama dolar düştü. Çeyrek altının fiyatı düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı tüm projeleri öyle üç, beş yıllık göstermelikte yapmıyor. Evladiyelik yapıyor. Yap, işlet, devret modeliyle hayata geçen bu projeler belki şimdi hazineye ağır gelebilir. Bir süre sonra mülkiyeti devlete geçecek, devlet kar elde edecek. Devlet zenginleşince sende zenginleşeceksin. Sabredeceğiz, yarınlar gençlerin, çocuklarımızın olacak. Hayata geçirilen bu kadar önemli projeyi Ak Parti teşkilatlarının halka doğru bir şekilde, şüpheye mahal vermeyecek biçimde anlatması gerekmektedir. Burada çok büyük eksiklik var. Ak teşkilatlara büyük görev düşüyor.

 

 

AYAKLAR BAŞ OLMUŞ, BAŞLAR AYAK

İktidarla, yeni bir söylem, eylem geliştirerek farklı bir kulvarda yarışmaktansa oy için polis, asker, öğretmen, imam, bebek katillerinin yardakçılarının emir erliğini yapmak birilerine kolay geliyor. Yeni bir muhalif söylem geliştirerek siyaset yapmakta kapasite problemi yaşıyorlar. Hâlbuki bunlara “aydın kesim” oy veriyordu değil mi? Sözde akademisyen diye üç beş diplomalıyı toplayıp, biz neden seçim kazanamadık, nerde hata yaptık, halk ne istiyor? Diyerek toplantılar tertipleyenlerde bunlar değil miydi? İftira, yalan, yanıltma, suçu yansıtma, gibi hasletlerin zihninde ve beyninde kök saldığı kişilerden nasıl bir ülke hayrına siyaset üretmesi beklenebilir. 

 

VELHASILIKELAM

Türkiye artık prangalarından kurtuluyor. Doksan yıl önce takılan zincirlerini kırıyor. Artık Almanya’ya ücretli kölelik yapan Türkler yok. Almanya Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip ülkesi. AB’nin lokomotifi. Ne demişti Başkan Erdoğan, Avrupa Birliği için “Yük olmaya değil, Yük alamaya geliyoruz.” 

 

“DİNİMİZ SAMİMİYET DİNİDİR.”

Haberleri okurken bir haber dikkatimi çekti. İstanbul Eyüpsultan’daki Hz. Kaab Camisi İmamı Emin Kır’ın yaptığı güzel bir hayırla ilgili haberdi. Balat semtinde, tenha bir yerde bulunan, cemaati az camide yaptığı hayırla hem gönüllere dokunmakla kalmamış, madde bağımlısı, sokakta yaşamak zorunda kalan insanlara el uzatınca topluma kazandırmanın ne kadar kolay olduğunu kanıtlamış. 

 

İmam, rehberdir. İşi sadece namaza önderlik etmek değil, insanları Allah yolunda yaşamaya teşvik etmektir. Yol göstermektir. İmam Emin Hoca böyle yaparak hayır zincirinin ilk halkasını oluşturmuş. Bu hayırı yaparken de en önemli noktaya parmak basmış. “Samimiyet” bencil, çıkarcı, materyalist edilemeye çalışılan günümüz insanının en büyük eksikliğidir, bam telidir samimiyet. Kendisine gelen insanlara samimi yaklaşmış. Emin hoca ne güzel demiş. “Dinimiz samimiyet dinidir.”

Bu samimi gayreti ile birçok genci uyuşturucu illetinden kurtarıp topluma kazandırmış. Farklı bir yorumla insanlar dinimizi, Allah’ın kelamı Kuran’ı, daha iyi anlarsa çözülmeyecek problem olmaz. İnsanlar Kuran’ı anlamıyor, Sünneti tatbiki nazar etmiyorlar. Sosyal, Psikolojik problemler çığ gibi toplumu esir alıyor. Hadiste Resulullah’ın  (S.a.v.) dediği gibi “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! “ [Buhari] Emin Hocamız dinin gereğini yaparak zorlaştırmamış bir sıcak çorba vermiş, zorlaştırmamış kolaylaştırmış, madde bağımlısı, evsiz insanları kovmamış, nefret ettirmemiş. Allah’ın rızası kırık kalplerdedir. Kırık kalpleri tamir etmenin yolarını aramış. Allah ondan razı olsun. 

 

YORGUN KALPLER ZİKİR İLE FELAH BULUR

Âlemlerin merhametli sultanı insanlara Rad Suresi 28’inci ayette “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” buyuruyor. Hiç dikkat ettiniz mi? Her nefes alıp verdikçe Allah’ı zikir ediyoruz. Rabbimizi anıyoruz. Sanki Allah diyoruz. Her nefes alış veriş sesini dinlediğimde Allah dediğimi duyumsuyorum. Nasıl ki bir ressam son fırça darbesiyle tabloya imzasını atar. Kainatı yoktan var eden Merhametli Sultan Allah yarattığı her varlığa imzasını atmıştır. Gerek görsel gerek sesli her eser sanatçısının imzasını taşır. Allah’ı zikreder. 

Selam ve dua ile

Bu yazı toplam 4227 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim