• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

YASİN-İ ŞERİF'TE ÖVÜLEN ŞEHİT HABİBİ NECCAR HAZRETLERİ

Tugçe Merve Elmacı

MS 40 yılı. Yavaş yavaş gün ağarıyor artık. Silkius dağının eteklerinden gözüküyor Büyük Roma şehrinin yeni bir güne uyandığı. Nasıl da bereketli topraklar buralar! Dağın arka eteklerinde deniz, diğer tarafında ise uçsuz bucaksız yeşilliğin ortasından akan Orantes (Asi) nehri Antiochia'yı (Antakya/Hatay) ikiye bölmüş... Geceleri gündüzlere kavuşturup dağları aşarak yürüyen bu iki büyük zat; defne, zeytin ve zahter ağaçlarının kokusunu içlerine çekiyorlar yavaş yavaş inerken şehre doğru. Elinde asası tek parça elbisesiyle bir adam çıkıyor karşılarına. Birbirlerini uzaktan süzdükten sonra;
Ey yolcu, nerden gelir nereye dönersin?
Biz Allah'tan gelir tekrar O'na döneriz.
Tüccar mısın? kervancı mı yoksa eşkiya mı?
Biz sadece Allah'ın kuluyuz, hak olan tevhid dinini tebliğ etmeye geldik.
Peki ben size nasıl inanayım?
Allah'ın izniyle hastalara şifa dağıtırız, derler.

 Antakya, Roma İmparatorluğunun o dönemde en önemli  şehirlerinden biriydi. Hz. İsa, iki havarisini hak dinini yaymaları için (Yahya-Yuhanna ve Yunus-Pavlus) Antakya'ya gönderdi. Burada marangoz olan Habibi Neccar'ın cüzzamlı bir oğlu vardı. Hastalık yayacak diye halk köşe bucak kaçıyordu ondan. Habibi Neccar Hazretleri oğluyla yaşadığı mağaraya götürdü bu iki elçiyi. Allah dostu olan, kazancının yarısını fakir fukaraya dağıtan bu zat oğlunun hastalığından Allah'ın izniyle eser kalmadığını görerek sorgusuz sualsiz hak olan dini kabul edip iman etti.
Yahya ve Yunus hazretleri şehre indiklerinde, Allah'ın varlığını, birliğini,Hz İsa'nın peygamberliğini anlatırlar putperest halka;
"Rabbimiz bilir ki biz size gönderilmiş elçileriz. Bize düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir. Sizi ve ilahlarınızı yoktan yaratan yaratıcıya iman edin" diyerek etraflarında topanan putperestleri Allah'a iman etmeye davet ederler.
Fakat imparatorun yeryüzünde ki tanrının temsilcisi olduğuna inanan halk, onlara inanmaz. Bu iki zat türlü işkencelere maruz kalarak zindana atılır. 
Üzerinden uzun süre geçmesine rağmen Hz İsa(as); Hz.Yahya ve Hz.Yunus'dan haber alamayınca üçüncü elçi Şem-un'u gönderir Antakya'ya. Fakat O'da büyü yapmakla suçlanır ve arkadaşlarını kurtaramaz.

YASİN/14:Onlara iki resul göndermiştik fakat ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü resul ile aziz kıldık. O zaman onlar 'muhakkak ki biz, size gönderilmiş resulleriz' dediler.
YASİN/15:Siz bizim gibi beşerden başka birşey değilsiniz ve rahman birşey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.
YASİN/16-17:Bizim gerçekten size gönderilmiş  resuller olduğumuzu rabbimiz biliyor ve bizim üzerimizde açıkça tebliğden başka birşey yoktur dediler.
YASİN/18: Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşalarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.
YASİN/19: Elçiler de, Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?) hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz.

Tebliğ heryere yayılmıştı.Bu üç Allah dostunu taşa tuttular. Dağda oğluyla yaşayan Habibi Neccar şehre indi koşarak.

YASİN/20-21:Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyun. Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.
Üç elçiyi ve Habibi Neccar'ı orada şehit ettiler.  
YASİN/26-27: (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine):"Cennete gir! denildi. O da, "Keşke kavmim, rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

O, tehlikeyi göze alıp ölüm pahasına da olsa hak dini için koştu. Hakikatın yanında olduğunu göstererek suskun kalmadı çünkü suskunluk küfrün ve zülmün devamını sağlar. Kavmi tarafından öldürülen ve ölürken bile hala kavmi için dua eden, Yasini şerif'te anlatılan, öleceğini bile bile zulme sessiz kalmayan bir şehit. Ya 3 gün öncesinde, Mısır'da cuma namazında yapılan katliam ve 305 şehite nasıl tepki verildi?
Hala ders alınmaz mı? 
"Zulme sessiz kalan zulmu yapan gibidir" (hadis-i şerif)

(636 da İslam Devleti'nin lideri Hz Ömer'in kumandanlarından Ebu Übeyde Bin Cerrah tarafından Antakya fethedildiğinde Habibi Neccar, Yahya, Yunus ve Şem'nun hazretlerinin mezartaşları bulundu ve bu bölgeye Anadolu'nun ilk camisi inşa edildi.(Habibi Neccar Cami) Şuan Hatay'da olan cami en sonki haliyle Osmanlı eseridir. Yukarıda yazılı olan Yasin suresinin ayetleri Diyanet İşleri mealidir)
                             

 

Bu yazı toplam 602 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim