• BIST 102.494
  • Altın 227,046
  • Dolar 5,3171
  • Euro 6,0286
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 0 °C

TÜRKİYE'NİN KIYAMET SAVAŞI

Serdar  Kayhann

Cennet vatanımız çok büyük bir ateş altında..

Son yüzyılın en büyük ve en kompleks saldırılarına hedef olan ülkemizi çökertmek için  var güçleri ile saldırıyorlar. Biliyorlar ki bir kaç yıl daha geçerse artık bu ülkeyi yıkmak mümkün olmayacak .Aslanı yaralı iken yere indirelim diyorlar. 15 temmuzun yaralarını sarmamıza fırsat vermiyorlar.

Rus büyükelçisi suikastından başlayalım..

1- Zamanlama çok önemli. Bugünlerde Moskova'da Rus-İran ve Türkiye görüşmesi vardı. . Konu Suriye ....
Demek ki Suriye'de ki kanın durması istenmiyor. Peki Suriye'deki savaşın devamında kimin ya da kimlerin çıkarı var. Düşünmek gerek: Bu ülkeleri bulduysanız doğru adrestesiniz demektir.

2-Saldırgan soğukkanlı, çok iyi motive edilmiş. Tekbir getiriyor ,Halep'e vurgu yapıyor. Kullanılan Sözlerin halk tabanda ve İslam dünyasında haklı bulunabilir argümanlar içermesi çok ilginç. Saldırının çok iyi planlandığı ve bir üst akıl tarafından desteklendiğinden şüphem yok. Bence bu saldırıyı organize eden güç bu failin de ölmesini de garanti altına almış.Belki de salonda operasyonun sekme ihtimaline binaen ikinci bir militan daha vardı.  Fail ölmeseydi plan değişebilirdi..

3-Kim yaptı sorusunu bulmak için kim yapmadı veya kim yapmış olamaz sorusundan başlamak gerek. Bu saldırıda kimin menfaati yokturla sonuca gitmeye çalışalım. Bunun dışında. 
Halepteki zulmü dert edinen insan neden Suriye büyükelçisini ya da iran büyükelçsini seçmiyor da Rus büyükelçisini seçiyor. 
Düşündürücü. Saldırı çok girift mesajlar içeriyor. Hem Türkiye'ye hem Rusya'ya hem de ikisine birden..Saldırganın faillerinden biri sınır komşularımızdan bir ülke çıkarsa şaşırmam...

4-Saldırının kamuoyuna bakan yönü var. Halep'e vurgu yaparak yaptığı saldırıyı meşru bir temel üzerine oturtmaya çalışıyor. Mazlumlara vurgu yapıyor. Halk nezdinde davasını yüceltmeye çalışıyor. Sanırsınız i 15 temmuz da bu ülkede hiç kan akmadı hiç zulüm olmadı.. Bu adam bu kadar duyarlı ise 15 temmuzun katillerine neden kurşun sıkmadı. 

Yapılan eylemin cezaevindeki Fetöcülere de bir mesaj içerdiğini düşünüyorum. "Moralinizi bozmayın her şey size vaad ettiğimiz gibi olacak". mesajı var ...

5-Saldırının Türk Rus ilişkilerini bozmaya matuf olduğu ve bu önemli görüşmeyi sabote etmek istediği açık Toplantının sabote edilmesine izin verilmedi...Bence Rusya doğru olan yaptı..

6-Emniyetin hala nasıl bir girdap içinde olduğu bu olayla daha iyi anlaşılımıştır Hakimlerin üçte birinin meslekten atıldığı bir dönemde yargıdan çok daha güçlü oldukları bu kurumda atılanların sayısına batığımızda henüz yolun başında olduğumuz anlaşılıyor. ve en bük zarar da buradan geliyor devlete. Emniyete hala radikal tasfiyelerin olmaması düşündürücü.

7-15 temmuz dan bu yana aldığı onca darbeye rağmen Feto , hala bu ülkede bir operasyon yapabiliyorsa bu örgütün belinin kırılmadığı ve operasyon yapan ekiplerin içinde hala ultra kriptoların olduğu açık. Demek ki dışarıda hala çok etkin kripto Fetöcüler var.. 15 temmuzdan bu yana yürüttüğü konsepti değiştirerek Devlet yeni bir konsepte geçmeli..

8-Bu saldırganın canlı yakalanması gerekirken öldürülmesi ayrı bir muamma.. Bu bile tek başına soruşturulmayı hak eden önemli bir konu..Operasyonda da iyi irdelenmeli salondakiler de. Devlet böyle bir olayı güven ilişkisinin kaderine terk edemez.


Son bir haftaya baktığımızda ülkemiz üzerinde çok büyük bir plan yapıldığı ve uygulamaya konulduğu anlaşılıyor. Devletin en zayıf anında bir haftada üç büyük hadise , bunun devamının da geleceğinin işareti. İşimiz çok büyük ,büyük oyunu görmeli ve acele 
etmeliyiz.

 

ATEŞ ÇEMBERİNDEKİ 
TÜRKİYE NE YAPMALI?

 Şu ana kadar cezaevindeki tutuklu militanların ne kadarı itirafçı oldu. Sayı yüzde 5 i geçmez. . Bu üzerinde durulması gereken endişe verici bir sonuçtur.

Devlet, bu hainler arasından yeteri kadar itirafçı bulamıyorsa;
ya bu örgütün militanlara yönelik tehdit ve vaatleri işe yarıyor yahut devlet bir yerde hata yapıyor demektir. O vakit devlet, örgütün korkuttugu ceza tehdidinden daha ağır bir ceza tehdidi ile bu militanlardaki korku duvarını aşmalı.

Aksi takdirde her biri canlı bomba olmaya aday bunca militanın olduğu ülkede hasar daha da derinleşebilir.

vakit çok geç olmadan şu önerileri hayata geçeribilmeliyiz

1-Ülkenin değişik birim ve coğrafyalarında(özel ve kamu farketmez) keşfedilmemiş Akıl hazinelerini bularak onları en stratejik konumlarda değerlendirmeli

2-Dünyanın en sinsi en hain örgütüne karşı etkili mücadele için yasal değişiklik yaparak bilgi bankası kurmalı. Tüm veriler değerlendirilmeli ve hala kurumlarda cirit atan ultra kriptolar tasfiye edilerek devletin suyunu kirletmelerinin önüne geçilmeli

3-Meslekten ihraç edilen hakim savcı kaymakam polis gibi personelin eski kimliklerini iade etmeyerek kullanma ihtimaline binaen eski kimlikleri hükümsüz kılacak şekilde meslek kimlikleri acilen değiştirilmeli..

4-Başarılı bir Meslek hayatı sürmüş ve şu an emekli olan kritik personel (Polis asker yargı mensubu stratejist vs )göreve çağrılmalı.

5-Milli bilinç; film, marş, şiir, tiyatro, miting vs gibi etkinliklerle yüksek tutulmalı ve halkın demoralize olmasının önüne geçilmeli..

6-Tutuklu olan militanların yeni bir darbe ümidi ile itirafçı olmalarının gecikmesinin önüne geçmek için derhal idam cezası çıkarılmalı ve ceza kanunundaki radikal değişiklikler yapılmalı. Ayrıca militanların kendiliğinden itirafçı olmaları cazip hale getirilmeli.. 

7-Devlet büyük bir tasarruf politikasına gitmeli ve devletteki büyük israfa son verilmeli..Kaynaklar harcandıktan sonra değil harcanmadan önce denetlenmeli.. Unutmayalım ki yolsuzluklardan en çok terör örgütleri istifade ederler.
Buradan elde edilen kaynaklar eğitim, silah, teknoloji ve istihbarata aktarılmalı..

8-Örgüt militanlarının sorgu metodu değiştirilmeli. Profesyonel sorgu odalarında konuya tanık olanların perde arkasından yapacakları destek ile sorgulama sürdürülmeli..

 

Bizim ikinci bir vatanımız yok. İçinde bulunduğumuz geminin selametini sağlamadan ne ailemizin, ne servetimizin, ne de namusumuzun selametini sağlayabiliriz. Tehlikenin boyutunu çok iyi kavrayarak uykudan uyanma vaktidir.

YA uyanacağız ya da  ebediyyen uyuyacağız. 

Bu yazı toplam 644 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim