• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

TÜRKİYE NASIL KURTULUR?

Serdar  Kayhann

"Hiçbir sorun onu oluşturan bilinç düzeyi ile çözülemez"

 Einstein

15 Temmuz 2016  da tarihin en alçak, en hain, en karanlık ve en girift saldırılarından birine maruz kaldı bu asil millet. Türkiye, kendi bağrında yetişen, kendi ekmeğini paylaştığı ve bazılarınca bu ülkeyi kurtaracak tek grup olarak gördüğü eli kanlı yüzü maskeli bu hain güruh tarafından vuruldu. O gece  kaderin kırılma anlarından birine tanık oldu bu millet  ..Bir bebeği saran kundak gibi sardı İlahi lütuf...  Milletin feraset ve cesareti, dünyayı şaşkına çeviren çılgınlıkları ve akıl almaz direnişi ile bu alçak planın ilk ve ön önemli hamlesi savuşturulmuş oldu...

15 Temmuzun en büyük kazancı milletteki darbeye boyun eğme temayülünün yıkılmasıdır. Yeni bir darbe planlayanlar içinse bundan sonrası en büyük kabus olacaktır. 

Şimdi biraz geriye gidelim ve tarihe göz atalım. . 1974 Kıbrıs Barış harekatının hem öncesi. Hükümet yetkilileri havaalanında komutanlarla bir toplantı yapıyor ve Kıbrıs’a harekat emrini veriyordu. Bunu haber alan Amerika Türkiye’yi  6 . filo ile saldırmakla tehdit ediyordu.  Bunun üzerine tüm kuvvet komutanları ile ikinci bir toplantı yapıyor ve toplantıya 300 pilot davet ediliyordu. Pilotlara yönelik Yapılan konuşmada Amerika’nın ülkemizi 6. Filo ile tehdit ettiği ve kısa sürede Amerika’ı alt edecek silahlar üretemeyeceğimizden bu filoya karşı şehadet dalışı yapacak 8 pilota ihtiyaç olduğu bunun için gönüllü olarak 8 pilotun öne çıkması istenmiş. Bunun üzerine salon bir kahramanlık sadası ile yankılanmıştı. Zira  tüm pilotlarımız  bu görev için hazır olduklarını haykırıyorlardı.

Kıbrıs barış  harekatı yapılmasına rağmen Amerika  filosunu Akdeniz’e gönderememiştir. Bunun nedeni pilotlarımızın bu kahramanlık ritüelinin istihbarat bilgisinin Pentogan’a çoktan ulaşmış olması idi..

Dünya milletleri içinde, konu savaş olunca hiç kimsenin ne yapacağını kestiremediği ender milletlerden biridir Türk  Milleti.. Bu yüzden düşmanımız çok fazla, bu yüzden dünyada eşine az rastlanır saldırılara maruz kalıyoruz. Bizi her daim arkadan hançerliyorlar. Yapmamız gereken meziyetlerimizi pekiştirmek zaaflarımızı olabildiğince tamir etmektir..

Emperyalizmin oyunları bitmez. Darbe günü yaşananlar dahi kimlerin bize dost ve düşman olduğunu çok iyi ortaya koymuştur. Bu nedenle tüm stratejik kartlarımızı yeniden karmak ve geleceğimizi akıl ve strateji ile şekillendirmemiz gerek.

Çünkü geldiğimiz noktada saldırının bitmediğini ve şekil değiştirerek devam ettiğini görmekteyiz. Fetö’nün hala teslim edilmeyerek  kullanışlı bir piyon olarak kullanılmaya devam etmesi . 250 şehide ve devletin en kritik binalarının bombalanmasına ve onca ihanet ve rezalete rağmen militanların hala hakikati görüp itirafçı  olmaması  henüz yolun başında  olduğumuzun en büyük   alametidir. 

Kudüs’ün işgalini 15 temmuzdan ayrı düşünemeyiz. Yine Suriye’ deki  kargaşayı Mısır’daki Sisi darbesini 15 temmuzdan ayrı düşünemeyiz.

 Şahsi kanaatim Türkiye 15 Temmuz darbesi ile Sendelemiş kafa karışıklığı yaşamış ve gerçekten nereye gittiğini kendisine ne tür saldırılar geleceğini ve yarın ne olacağını tam olarak kestiremeyen bir endişeler zinciri  ile yoluna devam etmeye çalışmaktadır

 Devlet bürokrasisi savrulmuş. Ortada güven denen bir şey kalmamış Kripto fetöcüler in nerelerde olduğu ve yeni atananların dahi hangisinin Kripto fetöcü olup olmama  ihtimali zihinleri geriyor ve şuurlu düşünme yeteneğimizi kaybediyoruz  

Küresel oyun kurucular planlarını on yıllarca önceden yapıyorlar. Bizler gaflet uykusunda olsak bile…

Bir millet bağımsızlığını sadece bir kez kaybeder. Belki ona ikinci bir şans verilmez. Bakın  Filistin’e, Bakın Suriye’ye Türk milleti elbette bu kadar kolay lokma değildir.  Türk Milletinin kolay lokma olmadığını bizden daha  iyi bilenler var kuskusuz. Bu yüzden  bize kalleşçe saldırıyorlar .

Bizden devşirdiklerini bize karşı kullanıyorlar. Bizi içerden vuruyorlar. Bizi zaaflarımızdan, en yumuşak karnımızdan vuruyorlar. Bizi insan sevgisi ve merhamet damarımızdan vuruyorlar. Bizim yoksula, yetime ,öğrenciye olan merhametimizden istifade ederek palazlandırdılar bu hain örgütü..

 Gaflet ihanete en yakın suçtur...

Bu nedenle diyoruz ki gaflet ihanete en yakın suçtur. Bu coğrafyada yaşıyorsak gaflet içinde olma lüksümüz olamaz. Her an tetikte her an uyanık ve her an inanılmaz güçlü olmak zorundayız. Selahattin Eyyubi’ nin dediği gibi Dostlarımızla uğraşmadan.

Düşmanlarımızı çok iyi tanıyarak.

Düşmanını tanımamak en büyük zafiyettir. Zira düşmanını tanımayan dostunu da bilemez dostunu bilmeyen ise yok olmaya mahkumdur.

Etrafımız ateş çemberi ve bu ateş her gün içimizi daha fazla yakmaya ve acıtmaya devam ediyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz planları var emperyalizmin.. Bizler hala içimizden aldığımız darbeyi bertaraf  edememenin ezikliği içindeyiz. Oysaki yeni bir  şey  söyleme ve hayata geçirme vaktidir bu an. Mevlana ne diyor. Dün dünde kaldı can cağzım bugün yeni bir şeyler söylemek lazım..

NELER YAPMALIYIZ?

Dünya  tarihine baktığımızda yok olmayan milletlerin ortak özelliği şunlardır.  

1-Yüce bir dava ve ülküye sahip olmaları

2-Cesaret ve ferasete sahip olmaları

3-Bilime ve akla önem vermeleri

4-Özgürlük  ve bağımsızlıkları için ölümü göze almaları.

5-İyi bir devlet yapısına sahip olmaları ve iyi devlet adamları yetiştirmeleri..

6-Çok yönlü ve çok derinlikli uluslar arası siyaset izlemeleri.

Kabaca bu özelliklere baktığımızda ülkemizin en büyük probleminin eğitim ve devlet yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Başımızın belası olan bu hain örgütten necasetten temizlenir gibi hızla temizlenmeli ve vakit  kaybetmeksizin bu temizlikle birlikte devleti yeniden inşa etmeliyiz. Adalet, bilim ve  feraset üçgeniyle  ayağa kalkacaktır bu ülke..

Planlarımızı revize ederek yakın orta ve uzun yol haritaları yapabilmeliyiz. Yakın plan içimizdeki hainleri temizlemek veya ıslah etmek.  Orta ve uzak planları bir başka yazıya bırakarak  bu temizliğin nasıl yapılacağı hususunda birkaç   kelam edelim..

Tüm devlet bürokratları siyah beyaz ve gri  diye ayrıma tabi tutulmalı. Siyahlar ayıklanmalı griler teste tabi tutulmalı takip edilmelidir.

Benim önerim şu;

Öncelikle vatan haini olmayan bürokratlar çok iyi tespit edilmeli Bunların içinde liyakatli olanlar ve olmayanlar mutlaka ayıklanmalı.

Liyakatli olanların en kısa sürede yeteneklerini bilgi ve becerilerini donanımlarını bir üst kademeye çıkarılmalı ve bunlar gerçekten olması gerektiği kadrolara yerleştirilmeli.

Bu şekilde Ancak bu badireyi atlatabileceğimizi düşünüyorum Peki liyakatli ve hain olmayan kadroları nasıl belirleyeceğiz? Bunun için merkezde değişik meslek gruplarından oluşan kompleks bir çekirdek bir beyin takımı oluşturulmalı.

Ancak bu çekirdek beyin takımına herhangi bir sızıntının olmaması gereken önlemler alınmalıdır. 

Bu çekirdek kadro çok titiz bir çalışma yaparak gerekirse bölgesel alt kadrolar ihdas ederek devletin inşasi ve ihyasi temin edilmeli ve özellikle devlet için hayati önemde olan kadrolara bu bürokratların getirilmesi sağlanmalıdır.

 Unutmayalım   zaferin yolunu hakikat açar.    

Necati DAŞTAN

Bu yazı toplam 313 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim