• BIST 1.391
  • Altın 495,421
  • Dolar 8,7180
  • Euro 10,3510
  • Kayseri 25 °C
  • Ankara 24 °C

'Türkiye başkanlığı seçmeli aksi halde yok olur'

'Türkiye başkanlığı seçmeli aksi halde yok olur'
Algı Yönetimi Uzmanı Engin Şenol, başkanlık sisteminin Türkiye için niye olmazsa olmaz olduğu konusunda çok önemli tespitlerde bulundu.

İletişim Stratejistliği yanında son yıllardaAlgılama Yönetimi ve Dünyadaki Algı Operasyonları konusunda araştırmalarıyla da tanınan Gazeteci Engin Şenol,Türkiye’nin gündemine oturan 'Başkanlık Sistemini algılama yönetimi yönüyle değerlendirdi.

Özellikle küresel güçlerin dünya üzerindeki algı operasyonlarını yönetim sistemleri ile yürüttüğüne dikkat çeken Şenol, başkanlık sisteminin Türkiye için olmazsa olmaz olduğunu savundu.

Başkanlık sistemi tercihinin Türkiye’nin aciliyeti olduğunu vurgulayan Şenol, "Türkiye bu yönetim sistemini değiştirmelidir. Yasama devletinden idare devletine geçmek zorundayız. Gelecek Türkiye’sinin sistemi başkanlıktır" şeklinde konuştu.

İşte Şenol’un Başkanlık sistemi ile ilgili çarpıcı tespitleri:

Türkiye için yeni bir yönetim modeli arayışı niye gerekli? Başkanlık sistemi tartışmaları ile ilgili düşünceleriniz nelerdi?

Türkiye, tam 200 yıldır bir “yol “ arayışında… Bir anlamda çıkış yolu.  Bu yolun  alternatifsiz rotası belli: Batı. Tam 200 yıldır huzur verecek, bizi müreffeh ülke yapacak Anayasa tartışması içindeyiz. 1808 Senedi İttifak, 1839  Tanzimât Fermâni (Gülhane Hatt-ı Şerif-i- Padişah Yazısı), 1856 Işlâhat Fermâni (Hatt-ı Humâyûn, 1876  Kanuni Esasi 1821 ve 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunları, 1924 Anayasası, 27 Mayıs 1961 Anayasası... Son olarak da darbe liderine göre yapılan ve geniş yetkilerle donatılmış 1982 Anayasası... Sonuç maalesef olumsuzun da ötesinde…  Çok ağır faturalar çıkıyor karşımıza…

Bugün; darbe, muhtıra, seçilmişlere sayısız müdahale, idamlar, yasaklar, kapatılan partiler, istikrarsızlık, kısa ömürlü koalisyonlar, terör, derin operasyonlar, artan faili meçhul cinayetler, yurt dışına beyin ve emek göçü, her türlü özgürlük üzerine artan yasak ve baskılar, adalete sarsılan güven, birbirine kuşku, kin ve nefret ile bakan, öteki mahalleleri yok sayan yığınlar Türkiye’si… Özellikle dış mihraklı ve yerli işbirlikçilerinin algı operasyonlarının merkezinde hep yönetimsel yapı var.

"TÜRKİYE YOK OLMA NOKTASINA GELDİ"

Başkanlık Türkiye için bir çıkış yolu mu?

Algı Yönetiminin merkezinde olan yabancı sermayeli gazetelerin manşetlerine bakın. Ne söylemek istediğimiz anlaşılır.  Bu topraklar son 200 yıldır son 2 yılda olduğu gibi bu kadar gizli kodlar taşıyan, tarafların çokluk özelliğinde, iyi organize olmuş, paydası çok geniş bir algılatma operasyonlarına maruz kalmadı. Özellikle son 100 yılda yaşananlar ama son 2 yıldaki olaylar tam bir facia. Türkiye yok olma noktasına geldi. Tabi hedefte hep yasama ve yürütme var.  İşin özü parlamenter sistem artık bu ülkeyi taşıyamıyor, taşıyamaz. Bu Parlamenter sistemle Yeni Türkiye kurulamaz. Bu yönetim sistemi değişmelidir.

Türkiye niye başkanlık sistemine geçmeli?

Bir kere şunu vurgulamak gerek. Türkiye’de malum koronun seslendirdiği ve temellendirdiğinin aksine başkanlık sistemi bir rejim değil yönetim sistemidir.

"TÜRKİYE BU SEÇİMİ MUTLAKA YAPMALI"

Türkiye kendini kilitleyecek her türlü özellikle yönetimsel prangalardan kurtulmalıdır. Türkiye kendisine biçilen bu hantal yapıdan kurtulup, hızla gelişen, dinamik, kabuğunu kırmış, kronikleşen bir dizi sosyal, siyasal, ekonomik sorunlardan çıkmak zorunda... Hızlı ve sorunsuz karar almak zaruri… Organizatör özellikleri öne çıkmalı. İcracı bir ülke olmak zorundayız. En önemlisi dünyayı yönetim paradigmaları yönünden dizayn eden, bir anlamda küresel güçler, yeni ataklarında daha sert, tüm insanlık değerlerini elimine edecek kadar acımasız hareket etmeye kararlılar. Buna karşı seri tedbirler alabilecek bir Türkiye gerekli. Gerekirse karşı ataklar oluşturabilmesi şart. 

"FEDERAL YAPILAR İSTEMESEK DE OLUŞACAK"

Çağın getirdiği bir zorunluluk olarak istikbalde federal yapılar oluşacak. Yönetim rolleri değişecek. Bu yeni yapılanmaların bir merkezi de Türkiye’dir. Bu medeniyet çekirdeği,  ilhamın kaynağı Anadolu olacak. Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya bölge birleşmeleri olacak. Bir anlamda federal yapılar ortaya çıkacak. Türkiye ileriye bakmak zorunda. Türkiye büyümek zorunda. Eğer büyümezsek yok oluruz.

"3. DÜNYA SAVAŞI BAŞLADI BİLE"

Dünyada  3. Dünya savaşının yakın olduğu görüşü var. Aslında 3 dünya savaşı başladı. Dünya kaynıyor. Farklı bir savaş var. Ekonomi temelli; suikastler, bölgesel çatışmalar, insan derisini soyacak kadar barbarlaşmış bir insanlık görüyoruz. Diri diri kesilen insanların çığlıklarının duyulmadığı bir dünya var. Süper güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda en büyük vahşilikleri yaptıkları ama dünyanın görmediği bir dünya... Laboratuvar terör örgütlerinin kurulup savaşların çıkarıldığı, milyonları evinden, yaşadığı bölgelerden edildiği zulüm dolu bir dünya... BM gibi sadece belli bir kesimin veya sözde ülkelerin çıkarlarına hizmet eden yapıların yanında, bütün kaynakların küresel efendilerin hizmetine akıtıldığı acımasız bir ticari yapı.

Bu denklem içinde küresel güçler, Türkiye’yi biçtikleri role oturtamıyorlar. Emellerine ulaşabillmelerinin önündeki tek engel de Türkiye’dir.

"SON YÜZYILIN BELKİ DE EN BÜYÜK BADİRESİNİ ATLATTIK"

Bu kritik eşiğe geldiğimizi gördükleri için belki de yüzyılın en büyük algı senaryosunu 7 Şubat 2012, Gezi Parkı, 17-25 Aralık ve farklı senaryolarla üzerimizde uyguladılar.Maalesef en derin güçleri de üstelik içimizden -tam zamanı- diyerek acımasızca kullandılar. Türkiye son 100 yılın en büyük badiresini atlattı. Millete örtülü darbeyi algılatalım derken kendileri tüm çıplaklığıyla algı ferasetiyle çöküp kaldılar.

Eğer -cesur yürek- çıkışı olmasaydı, yağmur altında bırakılan tuzun erimesi misali ülkeyi kendi yağmuruyla eritip Dolmabahçe’den denize akıtacaklardı. Ülkeyi ve gelecek umutlarını, Yeni Türkiye heyecanını  boğazın sularına salacaklardı. Hedef belliydi. Çok şükür beceremediler.

Peki başkanlık sistemi nedir? Nereden geliyor?

Türkiye’nin aslında yönetim tecrübesi  çok derin ülke. Başkanlık sistemine entelektüel bir refleksi var aslında. Saltanat geleneği, fiili başkanlık pratiği açısından çok zengin süreçler yaşamış, bu süreçlerin tecrübeleri öğütmesi ve yeni yönetim tecrübelerini üretmesi lazım. Fakat yapamadı. Gitti İsviçre, Fransa, İtalya  gibi ülkelerden uygulama alıp paçal bir rejim oluşturdu.  Başkanlık sistemini ise ABD kurdu. Yaparken de Osmanlı’dan etkilendi. Padişah ve Sadrazam uygulamalarıyla… Şartlar geliştikçe olgunlaştırılan, pratik ve kolay uygulanabilir bir sistem. Tabi tarihçesini bilmekte yarar var. 

ABD'Yİ KURAN 'KURUCU BABALAR'IN ANAYASASI SADECE 7 MADDE"

İngiltere’de 17. Yüzyıl başında Stuart hanedanı işbaşına gelince dini ve vergi baskılarından kaçanların yeni vatanı Amerika kıtası oldu.  Ve 13 koloni ülkenin ilk temellerini attılar. 1787’de 13 koloni bir araya gelip “bu ülkeyi nasıl yönetiriz?” diye kafa kafaya verdi. Bunlara –kurucu babalar- diyorlar. 1787’de Amerikan Anayasası’nı oluştururlar. Dünyanın en eski ve ilk yazılı anayasası… Sadece 7 madde.

"230 YILDA SADECE 6 DÜZELTME YAPTILAR"

Bu güne kadar yani 230 yılda sadece 6 düzeltme yapılmış. Değişiklik değil bakın düzeltme. Türkiye’ye bakalım. Cumhuriyetin 90. Yılında şu anda 62.  Hükümet işbaşında. Bizim bu hükümeti normalde cumhuriyetin 244. Yılında kurmamız lazımdı. Yani hükümetlerin ömrü 1,5 yıl. Nereye varırsınız bu istikrarsızlıkla?  Nereye vardığımız 12 yıl öncesine kadar belli.

"BAŞKANLIK SİSTEMİNİ EN İYİ UYGULAYAN ÜLKE AMERİKA"

Başkanlık sistemi Amerika’dan geliyor ve kuvvetler ayrılığını yasama ve yürütme disiplinini şu an dünyaya en iyi uygulayan ülke. Malum bizde yasama TBMM’de ve yürütme yetkisi içinden çıkıyor. Tabi bir çok problemi de beraberinde getiriyor. Fakat şu an bu ülkenin içindeki dengeler yüzünden bir çok problemi olduğu açık. Bana göre Türkiye yarı parlamenter sistemle yönetiliyor. 

Başkanlık sistemi Türkiye’ye ne getirir?

Rejimler milletler içindir. Rejim devlet içindir. Devlet millet içindir. Geçmişte algılatıldığı gibi millet devlet için değildir. Başkanlık sistemi Türkiye için konjonktürel olarak zorunluluk ve tek çaredir.

"YARI BAŞKANLIK VE BAŞKANLIK ARASINDA TEK YAKINLIK İSİM BENZERLİĞİ"

Yeni Türkiye’nin temel şartı. Bugün dünyada 130 ülke başkanlık veya yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Yarı başkanlık ve başkanlık arasında isim benzerliği dışında ortaklık yok. Karıştırmamak lazım.  Doğrudan yetki, kuvvetler ayrılığı, hızlı karar mekanizması, istikrar sağlayacağından büyük faydalar sağlar. Ne mi? En önemlisi hızlı icraat ve siyasi istikrar sağlanır. Hükümet krizleri olmaz, koalisyon dönemleri tamamen biter.

"DEVLET DAHA GÜÇLÜ YÖNETİLİR"

Siyasetteki parçalanmışlık ve dağınıklık gider. Meşru devlet daha güçlü yönetilir, yürütme doğrudan yürütüldüğü için hesap sorulabilir. Seçim baraj engeli kalkar. İstenirse dar bölge ve daraltılmış bölge uygulaması sayesinde kaliteli insanlar meclise gelir, halka daha yakın isimlerle temsil edilir. Kuvvetler ayrılığı özde değil sözde hayata geçer. Halkın meclisi ile başkan arasında kontrol ve karşı kontrol mekanizması kurulur. Fren ve denge mekanizması sayesinde keyfilik önlenir.

"600 YILLIK OSMANLI DEVLETİ'NDE HİÇ BİR ZAMAN DİKTATÖRLÜK YAŞANMADI"

Tek adamlık, diktatörlük getirir gibi bir değerlendirmeler var...

Aksine bu sistemde diktatörlük olmaz. Başkanlık sisteminde başkan kral değildir. Seçimle gelen krallar, demokratik sistemlerde -seçimle giden krallar- pozisyonuna düştükleri için fazla korkulacak durumda yoktur. Unutmayalım 600 yıllık Osmanlı’da diktatörlük olmamıştır. Birde diktatörlüğü kafasına koyan istediği sistemde bunu yapar. Pek çok ülkede bugün bile diktatör devlet başkanları ve başbakanlar görüyor olmamız bunu çok net özetliyor.

Gelecekte en çok kullanacakları argüman -diktatörlüğe dönüşür- olacak. Statüko, komünizm, irtica, bölücülükle irtibatlandırmalar da olacak. Tam tersi başkanlık sistemi parlamentoların müstakil ve güçlü birer aktör olarak siyaseti biçimlendirmelerinde uygun ortam oluşturmakta…

Uygulamanın başı önemli. Bizimkiler ise ayaklar ve kollarla uğraşıyor. Başkanlık sistemi karşı çıkışları şu an Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığına dayalı.

"BAŞKANLIK SİSTEMİ HALKA İYİ ANLATILMALI"

Sağlıklı bir tartışma ortamı olmuyor. Milletin, ülkenin geleceğini ilgilendiren çok hayati konuyu kişilere getirip bağlıyoruz. Şahıslar fâni. Şimdi Cumhurbaşkanını merkeze oturtup başkanlık sistemine saldırmak ne kadar mantıklı? Bu bir hastalık. İlgi, kanaat ve talephanesi açısından toplum katına inmemesi noksanlık tabi. Bilgi birikiminin olmaması sorun. Başkanlık sisteminin toplum katına inmesi ve düşüncelerin netleşmesi açısından çok ayrıntılı ve iyi hazırlanmış bir Algı Yönetim Programı şart. 

Türkiye başkanlık sistemine- hayır- demesinin en büyük sebebi eyaletleri bölünmesi ve  Türkiye’yi bölünmeye götürür algısı oluşturulması... Yoksa insanımız güçlü bir başkana -evet- diyecektir. Algı sürecini iyi yönetmek lazım. 

"TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİNİ ÖRNEK ALSIN"

“Başkan iktidarı kişileştirebilir, Türk tipi başkanlık sisteminin emsali yok deniliyor” mesela. Sen kur, bu kadar engin deneyim, tecrübe, geçmiş zenginliğin var. Dünya da -Türk Tipi Başkanlık Sistemi- örnek alsın. Tipik bizden adam olmaz hastalığının bir sonucu

"CHP'NİN KORKUSU HİÇ BİR ZAMAN BAŞKAN SEÇTİREMEMEK"

Tabi CHP’nin kaygısı yüzde 65-35 gibi veya son Cumhurbaşkanlığı seçiminde tüm zorlamalara, - olamaz, mümkün değil yan yana gelemezler- denilen ittifaklara rağmen ortaya çıkan kalıplaşmış oy oranında bundan sonra bir başkan çıkaramayacağı duygusu da bilinçaltında hazır bekleyen önemli bir kuşku.

Kaynak : Haber7

Bu haber toplam 663 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim