• BIST 99.806
  • Altın 260,051
  • Dolar 5,6860
  • Euro 6,3840
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 16 °C

TOPARLANMA VAKTİ GELDİ

Harun KARTAL

Yükselen enflasyon, artan işsizlik, düşen büyüme seçmende belli tepkiler oluşturdu. Bu durumu muhalefet oya tahvil etmeye çalıştı. İktidar ise tartışmayı daha çok güvenlik ve beka konularına taşıdı. Seçim bittiğine göre normalde seçimsiz 4.5 yıllık dönem başlıyor. Ekonomide yapılacak çok iş var. Çünkü işler birikti. 2013 yılından bu yana gündem hep siyaset, dış politika, terör, darbe ve seçimlerle doldu. Seçimin geride kalmasıyla bu sorunların ele alınması ve çözüm zamanı geldi. Bunun için seçimden seçime ekonominin nereden nereye geldiği tespiti ile başlayalım. 

Mart 2014’de yapılan yerel seçimlerden bu yana ekonomik icraatlara sıra gelmedi. Çünkü yerel seçimlerin hemen ardından Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı.

Haziran 2015’te zaten genel seçimler vardı. Ama hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı ve kalıcı koalisyon kurulamadı. Kasım ayında seçimler tekrarlandı. Yıl ortasında başlayan ve büyük kentlere yayılan terör olayları turizmi vurdu ve ekonomik açıdan 2015 kayıp bir yıl oldu.

2016 küresel sermaye akımlarının terse döndüğü bir yıldı. Ancak başımıza Temmuz 2016’da hain bir darbe girişimi geldi. 251 şehit verdik. Darbe girişimi ve FETÖ ile mücadele Türkiye’nin zamanını ve enerjisini aldı. Güvensizlik yaydı ve Türkiye’nin algısını bozdu. İş yapmak isteyenleri de, turistik seyahat yapanları da ülkeye gelmekten alıkoydu. 
2017 yılında hem terör olayları bitti hem küresel sermaye akımları hızlandı hem de hükümet ekonomiyi canlandırmak için Kredi Garanti Fonu’nu devreye soktu. Ekonomi yüzde 7,4 büyüdü.
Bu arada Anayasa referandumla değiştirildi. Parlamenter sistemin yerine Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geldi. Sistem değişince bir de seçim yapmak gereği doğdu. Kasım 2019 seçimlerini böylece Haziran 2018’e aldık.
Seçim, ABD ile yaşanan gerginlik, yüksek cari açık derken kur şokunu yedik. Faiz şoku, enflasyon şoku ve ardından büyüme şoku bunu izledi. 2018 büyümesi de indi 2,6’ya. Yılın son çeyreğinde ise yüzde 3 daraldık. İlk çeyrekte bu daralmanın devam edeceği tahmin ediliyor.
İnişli çıkışlı siyasi, dış politika ve jeopolitik ortam ekonomiyi de etkiledi.

5 yıl önceye göre büyüme oranı yarı yarıya düştü. GSYH 151 milyar dolar azalarak 784 milyar dolara geriledi. Kişi başına gelir de 12.112 dolardan 9.632 dolara indi. Kişi başı gelirde yüzde 20 kayıp meydana geldi.

Bir kaybımız da enflasyonda. 2004 yılından beri tek haneli rakamlarda gerçekleşen tüketici enflasyonu şubat itibariyle yüzde 19.67 düzeyinde bulunuyor. 5 yıllık birikimli enflasyon ise yüzde 68’e vardı. Önümüzdeki dönemin zorlayıcı konularının başında enflasyonu düşürmek geliyor. Faizi düşürmek, ekonomiyi canlandırmak, konut piyasasını çalıştırmak, hatta finansal sistemin yerli kaynak sorununu çözmek için de enflasyonun düşük tek haneli rakamlara inmesi ve orada kalması gerekiyor. Büyümenin düşmesi, hatta gerileme dönemine girmesi işsizliği artırdı. Asıl sorun reel şirketlerin aşırı borçlanması, üstelik bunu döviz bazında yapmaları, sonunda da kur şokunu yemeleri ve karlarının düşmesiydi. Böyle olunca büyümenin istihdamı düşürme süreci kısaldı. Büyük kamusal teşviklere rağmen 5 yıl önceye göre işsiz sayısı 2.7 milyon kişiden 4.3 milyona çıktı. İşsizlik oranı da yüzde 9,9’dan yüzde 13,5’a yükseldi.

Şirketlerin borç sorununu net bir şekilde hem bankaların tahsili gecikmiş alacak hem de karşılıksız çıkan çeklerdeki artışta görüyoruz. Tahsili gecikmiş alacaklar 5 yılda 30,7 milyardan 103,9 milyar liraya yükseldi ve yüzde 237 gibi yüksek bir oranda arttı. Karşılıksız çıkan çek tutarı ise yıllık bazda 19.9 milyardan 29.4 milyara yüzde 47.5 yükseldi. Geçen yılın ağustos ayından bu yılın ocak ayına kadar gerilemesine karşılık yurtiçinde kullandırılan krediler son 5 yılda yüzde 95 düzeyinde artış kaydetti. 1.2 trilyondan 2,4 trilyon liraya çıkan kredi artışı karşısında TL mevduatlar yüzde 54 büyümede kaldı. Veriler yıllar içinde ekonominin kademe kademe irtifa kaybettiğini ortaya koyuyor. Seçimsiz geçecek 4,5 yıllık dönem ekonomiyi yeniden odak noktası yapmak, gerekli yapısal önlemleri almak ve tıkanıklıkları aşmak, reformları yürürlüğe koymak için iyi bir fırsat. Seçimsiz 4.5 yıl var ama bunun altı ayı hazırlıklarla geçer. İlk iki yıl icraat yapsanız son iki yıl da hükümet olarak bunun sonuçlarını almayı ve seçime hazırlanmayı hedeflersiniz. Yani şunun şurasında şirketleri borç batağından kurtarmada, yeniden yapılandırarak güçlendirmede ve ekonomiyi ayağa kaldırmada 2 yıllık bir fırsat penceresi var. Seçim bitti, sonuç istediğimiz gibidir ya da değildir o tartışmaları kapatıp işimize bakmamız gerekiyor. Asıl şimdi gün el ele verip birlik olma günüdür.

Bu yazı toplam 5225 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim