• BIST 86.771
  • Altın 247,024
  • Dolar 6,0108
  • Euro 6,7137
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

TEK KURTULUŞUMUZ: İFRAN ORDUSU

Serdar  Kayhann

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

Şeyh Edebali

Etrafımız ateş çemberi, coğrafyamızda her güne yeni ve tehlikeli sürprizlerle uyanıyoruz. Müttefik dediklerimiz çok kirli bir oyunun peşinde ve bunu inkar etme ihtiyacı dahi duymuyorlar. Bize açıkça düşmanlık yapmaktan hicap duymuyorlar. Dün cesaret edemedikleri ne varsa bugün onları sahneye sürüyorlar ve artık kinlerini pervasızca kusuyorlar. Yarın daha kötüsünü beklemeliyiz.

Önümüzdeki günlerde nelerin kapımıza dayanacağını bilmiyoruz. Yaşadığımız coğrafya, birçoklarının iştahını köpürtmekte ve tüm oklar bize yönelmektedir. Bu coğrafyada kanlı bir çarpışmanın yaklaşmakta olduğunu üzülerek ifade edebilirim. Bu bir kehanet değil tarihsel sürecin yaşanması mutlak sonuçları..

Bu tehlikenin boyutundan ne kadarımız haberdar acaba.?  Kaç kişi ülkenin 10 yıl sonrasının planlarını sayabiliyor ve onlardan söz edebiliyor.  İçimizden kaç kişi Ortadoğunun iki yıl sonraki haritasını tahmin edebiliyor. 5 yıl önce bu günleri tahmin edemediğimiz gibi. Oysaki dünyanın cari güçleri bu coğrafyanın 50 yıl sonraki haritaları ile hesaplaşıyorlar.

Bizler kimliğimizden ve yarınımızdan habersiz günlük kısır politikalarla meşgulken bir ihanet örgütü 40 yıldır içimizi lime lime oymuş ancak haberimiz olmamış . Başka hangi örgütlerin içimizde yuvalandığını ve vur emrini beklediğini henüz bilmiyoruz.

 Çünkü bu saydığımız tehlikeleri analiz ederek bize yol haritası çıkaracak derecede geniş bir entellektüel bilgi birikimimiz ve bu derin düşünceye sahip ne insani kadromuz var ne de alt yapımız. Üniversitelerimiz dünya ile boy ölçüşmektenaciz. Bilimin yerine taassuplar ve hizipçilikler almış. Tarihin ve yaşadığımız coğrafyanın bize yüklediği misyondan uzaklaşmış, cari dünyanın bize yüklediği misyonun esiri olmuşuz.

Bir iki kurum dışındaki tüm kurumlarımız adeta dökülüyor. Güven, Kaf dağlarında.. Maslahat mezar taşlarında, liyakat gölgede kalmış,

Millet olarak bir değerler erozyonu içindeyiz. Alt komşu üst komşudan bigane. Gençler  yaşlıların, zenginler yoksulların.; kadınlar ve erkekler birbirlerinin sorunlarına yabancı.   Toplum olarak bizleri diri tutan ve birbirimize eklemleyerek sinerji oluşturan değerlerimizden uzaklaşmıyoruz, bir daha bir araya gelmemek üzere adeta kopuyoruz. .

Bir milleti güçlü ve ebedi kılan birlik ve beraberlik ve tasada buluşmalarıdır.

Bilginlerimizin, dahilerimizin çaresini ön göremediği bir çağa geldik. Bu çağın vebasını bizler çözmek zorundayız. Sorunu bilmeyen çaresini üretebilir mi? Her çağın sorunları birbirine benzer iken bugün yaşadıklarımızı ne tarih, ne ilim, ne de kitaplar tahmin edebiliyorlar. Biz bu cendereyi atlatamaz isek millet olarak tarifi imkansız acılarla yüzleşebiliriz. Komşularımızın ahvali bize bir şey öğretmiyor mu acaba?

Ortadoğuda yeni bir dünya kuruluyor ve her ülkeye bu sistemde bir rol kesiliyor. Bize düşen role takılmadan kendi planlarımızla bu sahnede yer almak. Zira yarın umudu geri çağırmak için çok geç olabilir.

Bir iş adamı işlerin kötüye gittiğini fark ettiğinde tedbirini alarak durumu kurtarabilir. Bir devlet de kötü gidişi erken müdahale ile iyiye çevirebilir. Lakin tarihte öyle yıkımlar öyle bunalımlar var ki onları artık geri çevirmek imkansız hale gelmiştir. Bugün Suriye halkının durumu bundan farksız mıdır? Başka mahallerin kabadayıları bizim sokağı dizayn ederken bunun bizlere nasıl bir fatura getireceğini tahmin edebildik mi acaba? Suriye halkı artık aklını başına toplayacağıçizgiden çoktan uzaklaşmıştır. . Bugün yapılacakların ülkenin kaderini fazla bir katkısı olmayacaktır. Sel gelmeden tedbiri almayanların sel günü yapacakları anlamsızdır.  


 

Bir ülkenin geleceğini belirleyen iki faktör vardır. Birincisi irfan ordusu, ikincisi bu irfan ordusunun elinde yoğrulmuş ve yeni bir medeniyet inşa edecek olan idealist gençliktir.

Bugün Kuzey Kore, Amerika’ya kafa tutabiliyorsa bu özellikleri nedeniyledir.. Zira Amerika ile yapılacak bir savaşta canını ortaya koyacak milyonlarca genç var.

Bir milletin tarih perspektifi ışığında bilgiye vakıf olarak aydınlanma şuuruna ermesi o milletin en büyük teminatıdır.  Güçlü beyinler ve irfan sahibi üstadlar bir milletin geleceğini zinde tutar ve ülkeyi her türlü tehlikeye karşı donanımlı getirirler.

Gerek üniversiteleri,  gerek diğer eğitim kadroları olarak istediğimiz çıtayı yakalamamış bir eğitim kadrosu ile geleceği inşa edemeyiz. 

Bugün pek çok trenin kaçtığını kabullenmek zorundayız. Çözüm, her meslek grubundan gönüllü olarak seçilmiş ve bu işi yapabilecek bir irfan ordusu kurmak. Örneğin hakimlerden 100 kişi, tarihçilerden 100 kişi, doktorlardan 100, mühendislerden 100  kişi vs. Bunlarla kurulacak irfan ordusu, mesleklerinden veya kurumlarından izinli sayılarak 3 veya 5 yıl boyunca içinde müzakere ve analizleri de barındıracak şekilde ilmi derinleşme ve yenilenme eğitimlerine alınmalı. Bu grup kitaplarla ve kütüphanelerle adeta kader birliği yapmalı. 


 

Bu irfan ordusu ülkenin tıkanan kanalları açmak yeni nesiller için yol haritaları inşa etmek ve büyük medeniyetin büyük kadrolarını kurmak için yola çıkmalı.. . Kollektif akılları bir araya getirerek çıkış yolları aranmalı. Bu irfan ordusu eğitimini  tamamladıktan sonra topluma veya kurumlarına dönmeleri temin edilmeli. Her meslek grubu gerek kendi meslekleri gerekse topluma yönelik ilmi inşa faaliyetlerine katılarak ülkenin tıkanmış olan kaderine yol vermeli.

Mesleğini sevmeyen insanları derhal meslekten uzaklaştırmalı ve sevebileceği alanlara yönlendirmeliyiz. Motivasyon ile bir millet hareket geçirilmeli ve bir kişi dahi boşa çıkarılmamalı. Her insanın bu ülkeye bir katkısı olduğu inancı ile hareket etmeliyiz. Toplumdaki israfı sıfır noktasına getirerek buradan elde edilen tasarrufla her ile büyük İRFAN AKADEMİLERİ inşa etmeliyiz. İçinde kütüphane laboratuvar ve araştırma birimlerinin olduğu irfan merkezleri o ilin beyin takımını ilerleyebileceği en ideal seviyeye kadar işleyen bir pozisyona sahip olmalı..

İrfan okulları kalıcı hale getirilmeli ve ilk kadroyu kuranlar yeni kadrolar inşa etmenin yollarını aramalılara. Burada yetişmiş insanlar ülke için bir referans olmalı merakı ve ilgisi olan herkese bu okullardan istifade imkanı verilmeli.

Bu irfan ordusu konferans, söyleşi toplantı vs gibi etkinliklerle toplumu aydınlatma turlarına  çıkmalı. Köy köyü ilçe ilçe gezmeli ve toplumu ülkenin içine düşmüş olduğu badirelerden haberdar ederek devleti toplumla yeniden bir potada eritmenin formüllerini ortaya koymalı..

Her insan devleti için ne katkı sağlayabileceğinin hesabını yapmalı. Devleti rakip olarak değil kendini anlayan bir anne şefkati ile kucaklayan bir misyona sahip olmalı.

Bu adımı atamaz isek yarın üzerinde yaşadığımız topraklarda Suriye benzeri bir tablo ile karşı karşıya kaldığımızda esir alınmış bir asker misali yapabileceklerimizi dahi yapamaz bir halde dünyanın şeytanlarına yem olmaya mahkum olabiliriz. Belki uzun yıllarımızı alacak bir yatırımdan söz ediyoruz lakin beklemenin üzerimize gelen sele karşı kayıtsız kalmaktan bir farkı olmadığını ifade edebilirim.

Bir milletin zenginliği sanayi ve silahları değil yetişmiş insan gücüdür. Zira bir savaşla silahlar ve sanayi yerle bir edilebilir ancak bir milleti yok etmeden kaliteli insan gücünü yok edemezsiniz. İrfan ordusunun bir başka yönü zincirleme olarak her nesille güçlenen yeni kadrolar ihdas edebilmesidir.

Yarın çok geç olmadan

Bu yazı toplam 502 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim