• BIST 85.274
  • Altın 248,056
  • Dolar 6,0557
  • Euro 6,7552
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

Suudi Arabistan’da ‘Al-i Selman’ iktidarına adım adım…

Abdulaziz ÖZTÜRK

Suudi Arabistan siyasi tarihine damgasını vuran Veliaht Prens Muhammed bin Selman "ılımlı İslam" açıklaması tartışılırken dünkü operasyonla 11 prens, 4 bakan ve çok sayıda eski bakan ve İşadamlarının ‘ yolsuzluk ve rüşvet soruşturması’ kapsamında gözaltına alınması dünya gündemini sarstı. Siyasi gözlemcilere göre operasyonun arkasında iktidarını sağlamlaştırmak ve reformlarına zemin hazırlamak isteyen 33 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Salman Krallığa bir adım daha yaklaştı.

Arap baharı sonrası dikta rejimlerin devrilmesi, Suriye iç savaşı ve Mursi iktidarının Suud desteği ile devrilmesinden sonra Ortadoğu’da dengeler tekrardan dizayn edilmeye başladı. Özellikle Kral Abdullah’ın son döneminde alınan bazı radikal kararlar ile mevcut ‘Suudi Rejimi’ ülkede istikrarın sağlanabilmesi için bir dizi tedbirler almaya başladı.

Bu tedbirlerin başında siyasi, ekonomik ve dini tedbirler vardı. Siyasi anlamda bazı emirlerin azledilmesi, ekonomik olarak petrol fiyatlarındaki ani düşüş ve ülkede hızlı bir şekilde tırmanan pahalılık ve dini olarak da zaman zaman ayaklanan  Şiilerin ciddi anlamda baskı altına alınması ve gerekse Selefi ekolün ülke yönetimindeki gücünü kısıtlaması ‘ Suudi Rejimi’ nin aldığı en önemli tedbirler arasındaydı.

Kral Abdullah’ın ölümü ve Veliaht Prens Selman’ın gelmesi ile kraliyet rejiminde köklü değişiklikler başladı. Geleneksel veliahtlığa kardeşi Prens Mukrin’i tayin eden Kral Selman ilerleyen dönemlerde ilk adımı atarak ilk defa 3.kuşaktan yeğeni Muhammed Bin Nayif’i Veliaht oğluğunu da onun veliahtı olarak atayarak ülkede idare yaşını gençleştiriyor şeklinde bir çıkış gerçekleştirdi.

Savunma bakanlığını da yürüten Muhammed bin Selman ilk olarak Yemen müdahelesi ile ön plana çıktı. Ciddi bir başarı elde edemeyen Prens Muhammed bu seferde Veliaht Prens Muhammed Bin Nayif’inazledilmesi  ve kendisinin Veliaht Prens olarak tayin edilmesi ile tekrar gündeme geldi. Ama bu sefer daha farklı şekilde gündeme gelen Veliaht Prens çok yakın zaman da babasının görevi kendisine teslim edeceği ve Kraliyet ailesinde ciddi anlamda muhaliflerin olduğu gelen haberler arasındaydı. Hatta ülke adı ‘Al-i Selman’ iktidarı ile özdeşleşmeye başladı.

Katar krizi, ardından Sahvealimlerinin tutuklanması, bazı prenslerin meçhul ölümleri ve bazılarınında göz hapsinde tutulması Suudi Arabistan’da neler olacak sorusunu gündeme getirdi.

Özellikle son bir ayda gelişen ABD hükümeti ile yakınlaşma, Suudi-Irak ilişkileri, Yemen’deki başarısız operasyonlar ve Saad Hariri’nin Riyad’ta istifa açıklaması ve İran ile gerilen ilişkilere parelel dünkü yapılan operasyon aslında bölgede yapılan bir planın parçasıydı. Bu plan uygulanırken de halkın ve kabilelerin ciddi anlamda rahatsız olmaması tam tersine devletin yanında olması gerekirdi. Bunun için de son yıllarda özellikle Kral Abdullah döneminde başlayan ekonomik sıkıntılar ve Kral Selman döneminde de katlanarak zirve yapması halkı devlete karşı kışkırtmaya başlamıştı ki bu sıra ‘ yolsuzluk ve rüşvet soruşturması’ adı altında bir operasyonla Kral Abdullah dönemi Prensler, Bakanlar ve İşadamları gözaltına alındı. Halkın ekonomik krize girmesinde birinci derece sorumlular bunlardı. Zahirde gözükenler bunlar peki bundan sonra ne olacak?

  • Gözlatına alınan kişilerin tamamı muhalif isimler ve en dikkat çeken isim ise Kral Abdullah'ın 2. oğlu olan ve tahtta hak iddia etme potansiyeline sahip Prens Mutibve  PrensTurki bin Abdullah'dı. Prens Mutaib aynı zamanada Kraliyet Muhafızlarının bakanıydı. Bir başka deyişle ordunun kontrolünü elinde tutuyordu. Dolayısıyla Veliaht Prens olası bir darbe girişimini önlemiş oldu.
  • Ekonomik olarak devletin borçlu olduğu işadamları da göz altına alınmak suretiyle muhtemel darbeci prenslerin finansörleri de ortadan kaldırılmış oldu.
  • Potansiyel darbecilere karşı darbe yapılmış oldu.
  • Taht kavgası öne çekilerek mevcut iktidar tedbirini almış oldu.

Bundan sonraki süreçte Suudi Arabistan odak noktasında olacak. Bir taraftan İran ile ciddi anlamda siyasi mücadeleye girip Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan’daki siyasi ve askeri gücünü kırmak olacak diğer taraftan da ülke içerisindeki siyasi istikrarı sağlamak için yeni operasyonlar yapacak.

Körfez krizi bir müddet daha devam edecek ve ABD’nin arabulucuğunda kriz sona erecek ve ardından islam ülkeleri ile iyi ilişkiler göstermesi gerekecek ki  Suudi Arabistan’da yapılan operasyonların tahtını sağlamlaştırmak için değil ülkesi için yaptığını kanıtlaması gerekecek.

Bu arada bunları yapmazsa eğer Amerikan New York Times Gazetesinde çıkan  İslam coğrafyasına yönelik yeni bir harita da Irak, Suriye ve Libya haritada bölünmüş ve Suudi Arabistan’da beş parçalı bir devlet olma tehdidiyle karşı karşıya gelmemek için Amerika’ya sadakatini gösterecektir.

Abdülaziz ÖZTÜRK                                                                                                                                                

Bu yazı toplam 350 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim