• BIST 85.313
  • Altın 248,068
  • Dolar 6,0514
  • Euro 6,7668
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

Suud-Mısır ve BAE Niçin İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesine Katılamadı?

Abdulaziz ÖZTÜRK

İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinden Trump’a darbe, Filistinli kardeşlerimize ise tarihteki en ciddi destek kararı zirve sonucunda deklare edildi. Başkenti Doğu Kudüs olan  ve 1967 sınırlarında İşgal güçlerinin çekildiği Filistin Devletine uluslararası destek çağrısı yapıldı. Zirvede çok sert mesajlar veren Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın konuşmaları takdire şayan bir şekilde tüm dünya kanallarında canlı olarak yayınlandı. 

Zirvenin sonuç bildirisini hepimiz okuduk veya dinledik. Amerikan ve İsrail politikalarına karşı belki tarihteki en sert mesajların verildiği zirveydi.  Zirvede alınan kararlar kadar zirveye katılan ülkeler de Amerikan-Siyonist projenin geleceği açısından önem arz etmiştir.

Mahmut Abbas Filistin geleceği açısından siyasi tarihindeki en cesur konuşmayı yaparak tüm dinleyicilere adeta Siyonist işgalin tarihini anlattı. Bu şekilde konuşmaya cesaret etmesinin altında yatan sebeb ise  Abbas’a görevi bırak baskısı yapan Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ihanet teklifleriydi. Çünkü Filistin geleceğinde  Abbas yerine Dahlan’ın gelmesi  gerekiyordu. 

-Peki Dahlan Kimdir? Filistin el-Fetih Hareketi içerisinde yetişmiş, hapis döneminde İsrail İstihbarat servisi tarafından yetiştirilip ciddi bir servet sahibi yapılmış bir medya patronu. Yaser Arafat’ın zehirlenmesinden tutun Arap ülkelerindeki algı ve darbe operasyonlarının altından çıkan bir isim.

Zirveye bakanlar düzeyinde katılan Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirliklerinin Lider seviyesinde katılmamasının üç sebebi vardı. Bunlar;

1.      Amerika’nın siyasi ve ekonomik baskısı

2.      İsrail’in siyasi şantajı ve algı haberleri

3.      Türkiye’nin İslam alemine liderlik etme konumundan dolayı ciddi rahatsızlıkları.

Konuyu biraz açarsak Amerikan-Siyonist planının nasıl yürütüldüğünü daha iyi anlayabiliriz.

-          Amerika siyasi anlamda Krallıkların veya dikta rejimlerinin ancak Amerika ile iyi ilişkileri devam ettiği müddetçe baki kalacağını kabul ettirmiştir. Özellikle ekonomik olarak baktığımızda Suudi Rejiminin yaklaşık 750 milyar doları Amerika tarafından bloke edilmesi ve Aramco hisseleri için New York borsasında arza sunulması zorla kabul ettirilmiştir. BAE ise yıldızı parlatılmış ama Katar’ın yükselişi ile birçok ekonomik gelirlerini kaybederek ülke içerisindeki gizli enflasyonu engelleyememiştir. Mısır’ın ekonomisi ise Suud ve BAE rejimlerinin finansı ile ayakta durmaktadır.

-          Siyonist şantaj konusuna gelince İsrail ve Amerikan basınında servis edilen Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki gizli ilişkilerin haber başlıkları, Kraliyet ailesinin milyon dolarlık harcamaları ve Suudi Arabistan ve bölge ülkelerinin  gelecekteki parçalanmış muhtemel haritaları Siyonist şantajdan birkaç örnek sadece.                                                                                                                                                               

Konuyu biraz daha derinleştirecek olursak ‘Trump’ın ilk yurt dışı gezisini Suudi Arabistan’a yapması ve Dünya küresinin etrafında Sisi, Selman ve Trump’ın vermiş olduğu görüntüde Suud ve Mısır’ın İsrail’in Başkentinin Kudüs olmasına orda karar verildi’ haberleri, Bugün toplanan zirvenin akabinde  İsrail tarafından  Veliaht Prens’in İsrail’e davet edilmesi Siyonist şantajın  ne kadar güçlü ve kamuoyunda nasıl bir algı oluşturduğunun anlaşılması açısından önemlidir.

-          Türkiye’nin İslam alemine liderlik etme konumundan dolayı ciddi rahatsızlıkları bu zirvede daha fazla açığa çıkmıştır. Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve askeri yükselişi ile birlikte İslam alemindeki ümmetin sesi olma gayreti İslam Ümmetinin teveccühünü kazandırmıştır. İktidar ipleri Amerikan-Siyonist ittifakının elinde olan bu ülke liderleri isteseler de  hareket alanlarını sınırlandırmıştır. Örneğin ikili ilişkilerimizin iyi olduğu Suudi Arabistan Katar ve Mısır meseleleri ile aramızı açmak zorunda bırakılmıştır. Birleşik Arap Emirlikleri ise her zaman Amerikan-İngiliz politikasına uygun hareket etmiştir.

Şimdilik sürecin nasıl işlediğini göreceğiz. Hangi ülkeler Filistin için mücadele de ciddi adım atacak bekleyip göreceğiz. Sadece islam dünyasının değil Hristiyan dünyadan da ciddi anlamda destek alınacaktır. Amerika’dan zarar gören her ülke veya iktidarlar bunu fırsata çevirecektir.  İslam ülkelerinden Filistin Davasının yanında yer almayan İslam ülkeleri iktidarları ise ilk fırsatta Siyonist-Amerikan çıkarları bittiği an ihanetlerinin cürmünde helak olacaktır.

Rabbimiz ümmete birlik ve beraberlik şuuru ihsan eyle! Amin.

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim