• BIST 86.072
  • Altın 251,269
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C

SİZİN HİCRETİNİZ NEREYE?

Tugçe Merve Elmacı

Mektep önündeki büyük avluda orta yaşlı asil bir kadın duruyor ayakta. Çizgiler yavaş yavaş oturmaya başlamış yüzüne. Ela gözlerine yansıyan bir tebessüm...  Karşısında bulunan genç bir adam  birşeyler anlatmaya çalışırken  bir anda onun sözleriyle kaskatı kesiliyor. Ani bir duraklamanın ardından okul avlusunda sesi yankılanmaya başlıyor. "Böyle bir olayın mümkünatı yoktur. Siz kim oluyorsunuz da benİ bu görevden mahrum bırakıyorsunuz?" Erkek görevli ne kadar uğraşsa da bu bayanın hiçbir şekilde ikna olmayacağını anlıyor ve arkasını dönerek uzaklaşıyor.

Güneşi bağrına gömen şehir İstanbul'un manevi kalbi Eyyup el Ensari Hazreleri'nin makamındayım. İstanbul'un fethinden sonra her müslüman, ebedi istirahat yerinin burda olmasını ister. Kim onun yanında kıyameti beklemek istemez ki?  Belki de bu büyük zat Resulullah'a ev sahipliğine halen devam ediyordur. İlk İstanbul'un fethine teşebbüsten beri pek çok  Allah dostu bu topraklarda yatar aslında. Bu kutlu beldeye gömülmek Osmanlı döneminde devlet iznine tabiydi aynı zamanda devlet erkanından yada sosyo ekonomik durumu yüksek şahsiyetler buraya gömülürdü. 

Padişahların kılıç kuşandığı cülus yolundan geçerken sağ ve solda, her biri ayrı ayrı  konuşan, yazıtları edebi gücüyle birleşmiş, süslemeleriyle yüksek sanatsal  mezar taşlarının arasından  yürürken sanki bir açık hava müzesindeyim. Tam bu esnada sol tarafımda bir türbe. Adı "Şekerpare Kadın Türbesi" İçeriye göz gezdiriyorum. İki sanduka mevcut. Demek ki türbenin sahibi Şekerpare Hanım, yanındaki ise eşi yada çocuğu. Fakat buradaki durum farklı. Şekerpare Hanım ne burada yatıyor ne de burada yatanları tanıyor. Sultan İbrahim dönemindeki iki hassa ağasına sahip bu sandukalar. Bu nasıl mı olur? Gelin hikayenin başına dönelim;

Osmanlı döneminde devamlı tayinler olur. Bu gayet olağan bir durumdur. Merkezde yetişenler taşrada ilim dağıtmaya gönderilir. Ne yazık ki bazı tarihçiler bu durumu sürgün olarak adlandırırlar. Şekerpare Hanım Osmanlı'da Sultan İbrahim döneminde bir müderris. O dönemde öğretmenler çok saygı duyulan insanlardı ve çok yüksek maaş alırlardı. Bundan dolayı da zenginlerdi. Eyyüp el Ensari'ye komşu olmak için türbe yeri satın aldı. Herkese nasip olmayacak bir durum fakat kısmetten de öte yol var mı?                                     

Şekerpare Hanım'ın aniden tayini çıkar. Yaşıda biraz ilerlemiştir. Birkaç hafta önce belli olmuştur tayin yeri; "ŞAM".  Genç görevli gelir mektebin avlusuna; "Şekerpare hanım yaşınız ilerledi, biz gerekli yerlerle görüşüp tayin meselesini çözüyoruz. Düzeninizi hiç bozmayın. Birkaç gün sonra kesin talimat gelecektir"  Şekerpare Hanımın rengi bir anda değişir. Yüzündeki tebbessümden eser yoktur.

Kaşlarını çatarak kendisinden emin bir şekilde; "Siz Peygamber Efendimizin (sav) neden Mekke'den Medine'ye hicret ettiğini anlayamadınız mı? Onun amacı insanlara iyiyi, doğruyu anlatmak değilmiydi? Allah bana bunu nasip etmiş, buda benim hicretim. Siz bunu nasıl engellersiniz?!

Şekerpare Hanım, hicret ettiği Şam'da vefat etti. Satın aldığı yerde olan türbesini de hiç tanımadığı iki hasağasına sattı. Şimdi soruyorum. Acaba Eyüp'teki türbesinde yatsamıydı ahirette O'na komşu olurdu? yoksa şimdi mi? Peki ya biz? Bizim hicretimiz nereye?

Bakara-218: "İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah; gaffur (bağışlayan) ve rahim (merhamet eden) dir" 

 

İnstagram: t.mervelmaci

facebook: tuğçe merve elmacı

www.tugcemerveelmaci.com

Bu yazı toplam 739 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim