• BIST 102.494
  • Altın 226,886
  • Dolar 5,3169
  • Euro 6,0285
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Siyonist-Haçlı ittifakına Boykotta Hz. Osman (r.a.) metodu!!!

Abdulaziz ÖZTÜRK

İslam ümmeti yine tarihin en acı dönemlerinden birisini yaşıyor. Ümmmetin parçalanmasını en iyi şekilde değerlendiren Siyonistler ve tetikçileri Haçlı orduları katliam ve işgallerini daha ileri bir safhaya taşıyarak Kutsal değerlerimize karşı büyük bir savaş açtılar.

Emperyalist Amerikan Başkanı Yahudilere vaad ettiği büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma sözü tüm islam aleminde tahrik ve Hristiyan aleminde ise farklı şekillerde endişeleri dile getirdi.

Ümmetin protesto ve duaları elbet değerlidir. Filistinli kardeşlerimize ciddi anlamda destek verip yalnız olmadıklarını ve Devlet liderlerine ise mesaj verip Amerika’ya karşı mecburen uyarıda bulunmalarını sağlamaktadır. Ama herhangi bir yaptırım gücü varmıdır? Sorusunu sorduğumuzda Amerika ve İsrail’in taviz vermediğini ve geri adım atmayarak pişkin bir şekilde hareket ettiğini aleni bir şekilde seyretmekteyiz.

Bunun sebebi ise çok açık ve nettir. Petrol zengini Arap ülkelerinin siyasi ve ekonomik ipleri Amerikanın elindedir. Amerika nereye çekerse oraya doğru yönelmekte ve siyasi açıklamalarını ise Devletleri ve Amerikan ilişkileri açısından değerlendirip adım atmak zorundadırlar.

Eğer adım atmazlarsa sonları Saddam Hüseyin  veya Muammer Kaddafi gibi olabilir veya Suriye ve Yemen’de yıllardır devam eden iç savaşlar gibi ülkelerinin o hale getirilebileceği mesajı verilmektedir.

  • Durumlar bu şekilde devam ederken Siyonist-Haçlı ittifakına karşı ümmet olarak neler yapabiliriz?

Tarih tekerrürden ibarettir. Yahudi ve haçlıların ihanetleri ilk de değil son da olmayacaktır. Onlar nasıl ki batıl davalarını hak görüp mücadele ediyorlarsa ve bu mücadelelerinde taviz vermeden her türlü gayri meşru yolu kendilerine meşru görüyorlarsa bizlerde Hak davamızda samimi olup Allahü Tealanın belirlediği sınırlar içerisinde dik dururak Rabbimizin yardımı ile onlarla yapılan bu mücadelede kazanan taraf olabiliriz.

İslam tarihinin ilk dönemlerinde Efendimiz’in (sav) Medine’ye hicret etmesi ile birlikte burada yaşayan Yahudilerle nasıl mücadele ettiğini bilirsek bugünün dünyasında Siyonistlerle nasıl hareket etmemiz gerektiğini anlayabiliriz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde Medine’de üç tane yahudi kabilesi vardı. Bu kabileler  yüzyıllarca Araplarla beraber yaşamış, Arap kabileleri arasıında fitneler ve kan davaları çıkarmayı başarmıştı. Medineliler bunlarla meşgül olurken Yahudiler  ticaret ve ziraate hatta su kuyularına kadar hakim olmuşlardı..

Medine-i Münevvere  yada o günkü ismi ile Yesrib coğrafik olarak Mekke’den oldukça farklı bir yerdi. Yeşilliği sulaklığı ve dağlar arasında kalan düz vadisi ile Hicaz bölgesinin en güzel yerlerinden biriydi. O gün için Medine’de birçok su kuyusu vardı. Ama bu kuyuların az bir kısmı içme suyunda çoğu ise tarımsal faaliyetlerde kullanılıyordu. Şehir halkı içme sularının büyük bir bölümünü Rûme kuyusu olarak bilinen bir kuyudan sağlarlardı. Bu kuyu Yahudi bir tüccara aitti ve o bu kuyunun suyunu çok ciddi paralar karşılığında Araplara satardı. Bu şekilde yahudiler Medinelileri kendilerine karşı ekonomik olarak bağlamayı başarmıştı.

Efendimiz (sav) hicretten sonra bu sıkıntılı durumu görünce bundan çok rahatsız oldu ve bir an önce bu soruna kalıcı bir çözüm getirmek için yollar aramaya başladı. İşte Efendimiz (sav) bu durumun ortadan kaldırılması için Mescid-i Nebevî’de bir müjde de bulundu:  “Kim cennet karşılığında bize Rûme kuyusunu satın alacak” demişti.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ’in bu sözünü duyan Hz. Osman (r.a.) bunu bir görev olarak kabul etmiş ve bu konuda sağa sola bakmadan yapması gereken ameli ortaya koymak için harekete geçmişti. Hz. Osman (r.a.)  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ’in bu talebi gereği doğruca Rûme kuyusuna gitti ve kuyunun sahibi olan Rûmetü’l-Gifârî’ye kuyusuna talip olduğunu ve onu satın almak istediğini söyledi.

Yahudi tüccar Rûmetü’l-Gifârî  fırsat bu fırsat diyerek kuyunun ederinin neredeyse iki katı bir fiyat isteyerek  kuyuyu 50.000 dirheme satacağını söyledi. Hz. Osman (r.a.) eğer 100.000 dirhem istenseydi de verecekti.  

Çünkü Hz. Osman (r.a.) gerek  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ’in o büyük müjdesine nail olmak gerekse Yahudilerin elindeki asli ihtiyaç olan çok önemli bir kaynağı ümmet için kurtarması elzemdi.

Hz. Osman (r.a.) şöyle bir yol takip etti. Normal bir ticaret yapıyor gibi davrandı ve karşısındaki yahudi tüccarı da şüphelendirmedi. Çünkü Yahudi bir tüccardan mal almak özellikle insanların asli ihtiyacı olan ve zarar etmeyeceği bir metayı almak çok zordu. Buna binaen makul bir teklif ile gitmesi gerekiyordu.   

  • Hz. Osman (r.a.)  Yahudi tüccara şöyle bir  teklifte bulundu: “Gel sen bu kuyunun tamamını satma, sadece  işletim hakkının yarısını bana sat. Bir gün ben işleteyim diğer gün sen işlet!”
  • Bu teklif Yahudi tüccarın çok hoşuna gitti. Öyle ya hem kuyunun mülkü elinden tamamen çıkarmayacak hem belli bir miktar para alacak hem de yine kuyudan para kazanmaya devam edecekti.

Anlaşma yapıldıktan sonra Hz. Osman (r.a.) Mescid-i Nebevi’ye döndü ve Sahabelere kuyuyu satın aldığının haberini verdi. Hz. Osman (r.a.) orada şu uyarıyı da yaptı:

  • “Kuyunun bir gün kullanım hakkı bizde diğer günü ise Yahudi’dedir. Sakın siz sıranın onda olduğu gün gidip para ile su satın almayasınız.”

Sahabeler o günden sonra Hz. Osman (r.a.)’ın sözünü dinleyerek su ihtiyaçlarını sıra Hz. Osman (r.a.)’de olduğu günlerde sularını aldılar  sıranın Yahudi’de olduğu gün de ise kuyudan bir damla sı bile almayarak boykot ettiler.

Yahudi tüccar birkaç gün sonra gelen giden olmadığını görünce nasıl bir duruma düştüğünü anladı ve kendi Hz. Osman’ın yanına gelerek kuyunun diğer yarısını da satmak istediğini söyledi. Hz. Osman “eğer makul bir fiyat istersen alırım” dedi. Yahudi tüccar kuyunun diğer yarısı Hz.Osman (r.a.) verdiği paraya satmak zorunda kaldı.

Bu tarihi olay aslında günümüzde yaşamış olduğumuz sıkıntının en önemli çözüm yollarından birisidir. Gerek Amerikan ürünlerine ve gerekse yahudi ürünlerine boykot kitlesel olarak maddi anlamda canlarını yakacak seviyede olmalıdır. Yahudiler için en önemli hayatta kalma unsuru paradır. Bir işten para kazanamaz ve menfaatleri biterse ya bırakırlar ya da anlaşma yollarını ararlar.Nitekim kuyudan para kazanma ümidi kesilen yahudi tüccar elinden çıkarma yolunu tercih etmiştir.

Eğer bizlerde Siyonist-Haçlılar ile mücadele etmek istiyorsak ekonomik boyutta zararlar vermeliyiz. Bir insan Coca cola içmeden veya I phone kullanmadan yaşayabilir ama hangi Yahudi olursa olsun maddi anlamda  zarar görürlerse yaşayamazlar ve tetikçilerine geri adım attırırlar. Şunu da unutmayalım ki bu asrın savaşı ekonomik güç savaşıdır. İslam ülkelerinin ekonomileri ne zaman müslümanların ellerine geçerse o zaman Kudüs’de Ümmetin olur Mekke’de Ümmetin olur Medine’de Ümmetin olur. 

Bu yazı toplam 732 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim