• BIST 102.209
  • Altın 226,099
  • Dolar 5,3001
  • Euro 6,0000
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

SENİN Kİ CANDA

Ebubekir Bağcı

Hayvanlara zarar veren  “insancıkları” zaman zaman haberlerden öğreniyoruz. En son Erzincan'da, bir orduevinin nizamiyesinde çarşı izni dönüşü nizamiyenin girişinde yakaladığı kediye işkence yapan askerin haberini öğrendik. Terhis olduktan bir gün sonra bu cani uygulama noktasında polisle tartışıp, polisin bileğini kırmış.

 

Hayvanları sevmek insanların merhametli olmasının bir delilidir. Eğer bir canlıyı seviyorsa azıcık olsun merhamet vardır. Çocuklara hayvanları sevdirmek çok önemli. Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.Hiç suçu yokken “İnsancıkların” şiddetine maruz kalan korumasız varlıklar.

 

Yaşadığım yerde her köşe başında sokak köpekleri ve kediler var. Yoldan geçenler köpekleri seviyor. Onlara ihtiyacı olan sevgiyi severek, besleyerek gösteriyorlar. Mersin’de sahilde yürüdüğüm esnada bir kadının elindeki poşetten çıkardığı yiyecekleri sahil boyunca gördüğü kedilere dağıtarak gittiğini gözlemledim. (Daha sonra öğrendim ki Hayvan Dostları Derneği’nin çabalarıyla olmuş)

 

Onları doğal ortamından tamamen kopardık. Betonlaşma onların hem yiyecek bulacak, hem yaşayacak alanlarını kısıtladı. Yapılan araştırmalarda Türkler en çok kuş ve kedi besliyorlarmış. Aynı zamanda hayvanları petshoplardan satın alıyorlarmış. Hayvan beslemek büyük sorumluluk gerektiren bir seçim. Eğer bir kediyi, köpeği, kuşu, balığı beslemeye karar verdiniz mi onun tüm ihtiyaçlarını karşılamakla mükellefsiniz. Maddi manevi sorumluluk altına giriyorsunuz.

 

Bugün satın aldığı hayvanı bir süre sonra sokağa atan “insancıklarda” var. Bir insan evden atılması ne kadar üzücüyse sahibine alışan evcil hayvanında evinden atılması üzücü bir durum.

 

Resulullah şöyle buyuruyor. ;“Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet ediniz ki göktekiler de size merhamet etsinler. ” (Ebu Davud,Edeb,66 / Tirmizi, Birr, 16)

 

Sokağa alışamayan hayvan çevreye ve insanlara zarar vermeye başlıyor. Sokaktaki pet şişeleri, kâğıtları, sigara izmaritlerini hayvanlar atmıyor. Hayvanın her şeyi doğaya faydalı.  İnsan ise zarar veriyor. Daha doğrusu aklı olduğu halde temiz olmayı beceremiyor. Bir kedi yemek yediği kaba idrarını yapmaz. Köpekleri ise alıştırmadığınız sürece oda idrarını yapmaz. Ne yapması gerektiğini unutmaz. İnsan ise farkında olduğu halde sorumsuzca davranmaya devam ediyor. İnsan yaşamak için haklara sahipse,  hayvanlarda sahip onlarında hakları var. Hayvanların duyuları insanlardan gelişmiş onlardan faydalanmasını biliyoruz da korumaya gelince neden bir çaba gösterilmiyor. Hatırlıyorum çocukluğum döneminde elinde tüfekle dolaşan belediyeden görevli birkaç kişi sokakta gördüğü köpekleri öldürüp traktörün römorkuna atıyordu. Köpeklerin çığlıkları hala kulağımda. (Hayvan kadar insan olamayan “İnsanlar!”) Resullulah ‘ın (s.a.v) iki güzel hadisi var biri köpeğe su veren adam diğeri kediye eziyet eden kadının yaşadıkları.Resulullah (s.a.v) bir adamın köpeğe yaptığı iyiliği sahebelereşöyle anlatıyor.

“Bir adam yolda yürürken çok susadı, nihayet bir kuyu buldu, oraya inerek su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam, “Bu köpek de benim gibi susamıştır.” dedi ve kuyuya inerek mestine su doldurdu, onu ağzı ile tutarak kuyudan çıktı ve köpeğe su içirdi. Onun bu davranışından Allah razı oldu ve onu affetti.

Ashab:

– Ya Rasûlallah, hayvanlarda da bizim için sevap var mıdır, dediler.

– Her canlıda bizim için sevap vardır.” buyurdu. (Buhari, Edeb, 27 / Müslim, Selam, 153)

 

Diğer hadis ise kediye eziyet eden bir kadının cehennemde yaşadıklarını anlatıyor.

Ebu Bekir’in kızı Esma’dan (r.a) rivayet ediyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) güneş tutulduğu bir gün kusuf namazı kıldıktan sonra şöyle buyurdu:

“Bana namazda cehennem gösterildi. Cehennem ateşi bana o kadar yaklaşmıştı ki ben: Allah’ım! Ben de cehennemliklerle (ateşe atılanlarla) beraber miyim, diye telaşlandım. Orada bir kadın gördüm. Bu kadının yüzünü bir kedi tırmalıyordu.

– Bu kadının günahı nedir, diye azap meleklerine sorduğumda,

– Bu kadın dünyada bir kediyi aç olarak ölünceye kadar hapsetti, diye cevap verdiler.” (Buhari, Mûsakât, 9)

 

Bu konuya Cengiz Numanoğlu hocanın iki güzelbeytiyle nokta koyalım.

 

Görsek de insanı, hayvandan ayrı;

Ne fark var, akıldan, hayâdan gayrı ?

 

Sevgili hayvanlar,

Biz insanlar kızınca, hergün birbirimize,

İsminizi anarak, atıf yaparız size.

Yoksa sizde kızınca, her gün birbirinize;

“İnsan” diye atıflar, yapar mısınız bize?

 

Dolaysıyla sendeki canda ondaki patlıcan mı?

 

Bu yazı toplam 1610 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim