• BIST 85.274
  • Altın 248,056
  • Dolar 6,0557
  • Euro 6,7552
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

MUHARREM AYI VE AŞURA ORUCU

Abdulaziz ÖZTÜRK

Hicrî yılın ilk ayıdır. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki muharrem savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır.

Hz. Ömer (r.a.)’ın halifeliği devrinde 17 (638) yılında Resûl-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinin resmî takvim başlangıcı olarak kabul edilmesiyle Muharrem hicrî yılın ilk ayı olarak belirlenmiştir.

“Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202) Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahî feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir.

Tevbe Sûresi’nin, 36. Ayet-i Kerîmesinde; “Muhakkak ki; Allâhü Teâlâ katında ayların sayısı, Cenâb-ı Hakk'ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri on ikidir.  Bunlardan dördü haram olanlardır...” buyrulmuştur. 
Bu aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarıdır. 
Hz. Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:“Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın Ayı ‘Muharrem’ ayında tutulan oruçtur. Farz namazdan sonra da en fazileti namaz gece kılınan namazdır.” (Muslim, Sıyam, 202, 203)
Kur’ân-ı Kerîm’de muharrem kelimesi ay ismi olarak geçmemekle birlikte saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir(el-Bakara 2/191, 194, 217; el-Mâide 5/2, 97; et-Tevbe 9/5, 36). Resûlullah (s.a.v.)  haram ayları Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb olarak açıklamıştır (Buhârî, “Meġāzî”, 77).

Muharrem Ayında Tutulan Oruç

Hz. Peygamber Medine’ye gelince, Yahudiler'in Aşure gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde Benî İsrâil’i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Mûsâ o gün oruç tuttu.” dediklerinde Resûlullah da “Ben Mûsâ’ya sizden daha layığım (yakınım).” buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti. (Buhârî, Savm, 69; Müslim, Sıyâm, 127-128)


Aşura Günü

Hz. Nûh (a.s.)  zamanından beri bütün Sâmî dinlerde makbul sayılan âşûrâ gününde oruç tutmak yahudilere farz kılınmıştı. Onlar, yedinci ayları olan Tişrin’in onuncu gününe rastlayan âşûrâyı bayram telakki ederek birtakım merasimler icra eder ve bir yıllık günahlardan temizlenmek üzere oruç tutarlardı (Levililer, 16/ 30-34, 23/27). Câhiliye devrinde Kureyş’in de tuttuğu âşûrâ orucunu Hz. Peygamber Risaletten önce tutmuş, sonra bir ara terketmişse de Medine’ye hicret edince Hz. Mûsâ’nın şeriatına uyarak ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bir veya iki sefer o da bu orucu tutmuş ve Müslümanlara  da tutmalarını emretmiştir. Hatta bu konuda henüz bir emir bulunmamakla birlikte Resûlullahmünâdîler çıkararak âşûrâ orucunu halka duyurmuş, geceleyin oruca niyet etmeyenlerin günün yarısında haberdar olsalar dahi o andan itibaren oruca başlamalarını emretmiş (Buhârî, “Savm”, 69), ancak ramazan orucunun farz kılınmasıyla bu orucu isteğe bırakmıştır.

‘Aşura Orucu’

Resûlullah bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203)

Muharrem’in onuncu günü Aşure günüdür. Bu gün oruç tutmak da bazı âlimlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, III, 92) Zira Resûlullah, Aşure gününde oruç tutmuş ve bunu Müslümanlara tavsiye etmiştir. (Buhârî, Savm, 69)

Hz. Peygamberin Yahudilere muhalefet için ertesi sene Aşûrâ orucunu Muharrem’in dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (EbûDâvûd, Savm, 66); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52)

Hz. Peygamberin bu günde oruç tutulmasını teşvik eden başka hadisleri de vardır. Bir hadiste, “Aşure günü orucunun önceki yılın günahlarına keffâret olacağını zannederim.” (Tirmizî, Savm, 48) buyurmuştur. Başka bir hadiste de Aşure orucuna işaret ederek “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” (Tirmizî, Savm, 40) buyurmuştur.

Hz. Hüseyin (r.a.)’ın Şehadeti
 

Hz. Hüseyin ile aile fertlerinin 10 Muharrem 61’de (10 Ekim 680) Kerbelâ’daşehid edilmesi üzerine muharrem ayı başka bir anlam kazanmıştır. Bu  zulmün ve ihanetin arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbniZiyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verdiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

 

ResûlullahEfendimiz'in torunlarına bu zulmü reva görenler ise; insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmişlerdir.

Muharrem, bizim için ortak bir hüzün mevsimi olduğu kadar, bir adalet, hikmet, hak ve hakikat sofrasıdır. Bizler bu hadisenin hüznünü yaşarken, aynı acıların bir daha yaşanmaması için; Muharrem'i doğru okuyup anlamaya, müspet sonuçlar çıkararak ibret almaya ve yüce Rabbimizin; "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın…" (Âl-i İmrân, 105) emrine uygun hareket etmeye her zamankinden daha çok muhtacız. Geçmişi unutmadan fakat geçmişe de takılıkalmadan tarihteki bu acı olaylardan ders almak ve aynı dinin  ve islam ümmetinin birer mensubu olmak düşüncesinden hareketle hareket etmek ve birbirimiz sevmek zorunda olduğumuzun farkında olmalıyız. Önemli olan bu acı olayların bir daha yaşanmamasıdır.

 

Yolumuz Hz. Hüseyin (r.a.)’ın hak ve adalete, zulüm ve batıla karşı yürüdüğü yoldur.

Hz. Hüseyin (r.a.) ki cennet gençlerinin efendisidir ve bu ümmetin aziz öğretmenidir.

Resulullah (s.a.v.) Efendimizin göz nurudur.

Hz. Ali (r.a.) Efendimizin ciğer paresidir.

Hz. Fatıma’tüz- Zehra annemizin nazlı gülüdür.

Ey islam ümmeti yolumuz Hz. Hüseyin (r.a.)’ın yolu ve davamız Hz. Hüseyin (r.a.)’ın hak davasıdır.

Muharrem ayında yapılan hatalar

Muharrem ayında yapılan hatta ibadet maksadıyla aşırılığa gidilip Yüce Dinimiz İslam’ın yasakladığı bazı yanlış uygulamalar vardır. Bunların başında Hz. Hüseyin (r.a.)’ın yasını tutmak ve acısını yaşamak isteyenlerin kendilerini zincirlere vurması hatta vücutlarından kan akıtmalara, bağırıp çığlıklar atmaları yapılan hatalardır.

Matem tutmak yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin vefatı için matem tutulurdu. Hz. Ali (r.a.) için Hz. Hamza (r.a.) için yas tutulurdu. Bunların hepsini seviyor, şehit edildikleri için üzülüyoruz, kalbimiz kan ağlasa da, yas tutmuyor, matem yapmıyoruz.

Her mü'min gibi bu elim olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmeyiz. Duygularımızı yanlışlara ve taşkınlıklara götürmeyiz. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. 

 

Allah (c.c.) bu mübarek ayı ibadetle, oruçla ve dualarla geçirip salih amel işleyen kullarından eylesin. İslam ümmetininin arasındaki tefrika ve fitneleri İslam kardeşliğine tebdil eylesin duası ile…

Muharrem ayımız ve hicretin 1440.yılı mübarek olsun.

 

Bu yazı toplam 6017 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim