• BIST 102.209
  • Altın 226,099
  • Dolar 5,3001
  • Euro 6,0000
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

MERKEZE BAKARSAK KRİZ DAHA GELMEDİ!

Harun KARTAL

Merkez Bankası’nın açıkladığı Ödemeler Dengesi verilerine göre, yabancı yatırımcının yüksek faiz nedeniyle getirdiği sıcak parada görülen önemli düşüşün yanı sıra yerleşiklerin yurt dışına götürdükleri paranın da hızla arttığını görüyoruz. Verilere göre ilk 9 ayda yurt dışına giden yerli sermayeye ait hisse senedi, tahvil ve mevduattan oluşan miktar 20 milyar dolara ulaştı. Ödemeler Dengesi verilerine göre de, Türkiye’ye giren yabancı sermaye miktarının bir yıl öncesinin 3’te 1’ine kadar düştüğünü net olarak görebiliyoruz.


2017 yılında 36,5 milyar olan yabancı sermaye girişinin büyüklüğü 2018’in ilk 9 ayında 13,2 milyar dolara düştü. Yerleşiklerin yurt dışına çıkardığı para ise 17,4 milyar dolara, yurt dışına yaptıkları yatırımların miktarı da 2,7 milyar dolara ulaştı. Yani toplamda yerleşiklerin 20 milyar doları yurt dışına götürüldü. Bunun 1,6 milyar doları hisse senedi, tahvil yatırımı olarak gerçekleşirken, 18 milyar doları ise yurt dışındaki mevduat hesaplarına aktarıldı. Verilere göre, yerleşiklerin bu hareketi son 3 ayda yoğunlaşıyor ve bunun yaklaşık büyüklüğü 15 milyar dolar. Özellikle döviz kurunun patladığı Ağustos ayında 11 milyar dolar yurt dışına çıkarılmış. Bu noktada Türkiye’deki döviz sıkıntısının başlıca nedeninin yerleşiklerin sermaye hareketlerinden kaynaklı olduğu söylenebilir.


Yabancı sermaye hareketlerinin önemli bir bölümünü sıcak para oluşturuyor, Mayıs ayından itibaren Temmuz ayı dışında hep çıkış yönünde hareket oldu. Mayıs ayından itibaren toplam çıkış 7,1 milyar dolara ulaştı, yabancıların doğrudan yatırımlarında sadece Eylül ayında 1 milyar dolarlık giriş gerçekleşti, bunun da yüzde 40’ının gayrimenkul yatırımları oluşturuyor.


CARİ FAZLA, ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE PİYASALARDAKİ DURGUNLUĞUN HABERCİSİ
Merkez Bankası verilerinin dikkat çekici özelliklerinden biride Ekonominin Eylül ayında 1,8 milyar dolar cari fazlası verildiğidir. Kur maliyetleri nedeniyle ekonominin ithalat yapma kapasitesinin aşınması, cari fazla verilmesinin en önemli nedenlerinden biri. Özelikle Mayıs ayından sonra Türk ekonomisi yüzde 26 daha az ithalat yaptı. İthalattaki önemli daralmaya karşılık, ihracatçının kur fırsatçılığına rağmen önemli bir sıçrama olmadığını görüyoruz. 2009 yılından bugüne kadar Türkiye’nin yıllık ortalama ihracat kapasitesi 148 milyar dolar. Her ay açıklanan ‘ihracatta rekor’ başlıklı haberlerin altındaki gerçek bu. Buna ek olarak ihracatımız ucuz, ithalatımız pahalılaştı. Türkiye gıda, içecek ve tütün; hammadde, yakıt, imalat sektörlerindeki ihracatında 2016’dan beri kayıp yaşıyor. Örneğin genel kayıp yüzde 4 olurken yakıt hariç hammadde ve gıda sektörü kaleminde bu kayıp yüzde 7’yi buldu.


2001 KRİZİNDEN DAHA KÖTÜ GÜNLER KAPIDA
IMF’nin son yayınladığı, “Dünya Ekonomik Görünümü” raporuna göre, 2018 yılı sonu için cari açığın milli gelire oranının yüzde 5,7 olacağı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ ın açıkladığı YENİ EKONOMİ PLANI’ daki tahmini se bu oranın yüzde 4,7 olacağı. Türkiye benzer oranda cari açığı 2010 ve 2014 yıllarında verdi. 2001 krizinde cari fazla verilirken, 2009 kriz yılında ise bu oran yüzde 1,76 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla 2018 ile izleyen yıllarda Türkiye’nin performansının 2001 ve 2009’dan daha kötü olacağı söylenebilir. Buna ek olarak aylık bazda cari fazla verilmesi, Türkiye ekonomisinin dövize ihtiyacı kalmadığı anlamına gelmiyor. Aksine 2018 Ağustos ayı itibariyle Türkiye’ye bir yıl içinde girmesi gereken döviz miktarının 175,2 milyar dolar olduğunu bize yine Merkez Bankası söylüyor. Daha yakın zamanda 5 yıllığına 2 milyar dolar borcu 750 milyon dolar faiz ödemek karşılığında bulan bir ekonomiyi daha kötü günlerin beklediğini bilmek gerekiyor.

Bu yazı toplam 4577 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim