• BIST 114.809
  • Altın 397,185
  • Dolar 6,8596
  • Euro 7,7623
  • Kayseri 14 °C
  • Ankara 15 °C

KURAN-I KERİM’İ NASIL OKUMALIYIZ?-2

Aşık Nur Cihan-Zekeriya Karadoğu
• Kur’an okunurken bir bütünlük olarak hepsini yaşamaya ömrümüz kâfi gelmeyebilir. Bir yerden başlamalıyız. Ortada bir sofra var; biz, hepsini birden yiyelim diyoruz. İşte yanlış burada. Bir uçtan başlamak lâzımdır.
 
• Mesela; âlimsen, ilim adamıysan 1- Önce kendine okumalısın. 2- Okuduğunu önce sen tatbik etmelisin. 3- ondan sonra bu yaşayışınla, bu örnekliğinle davetçi olmalısın, tebligatçı olmalısın.
Çünkü insanlar bir konuşmaya bakar bir de uygulamaya bakar. Eğer adamın sözüyle icraatı uymuyorsa, etki ve tesiri de olmaz. O zaman, işte ne yaparsak yapalım, Kur’an okuyorsak da, sünnet okuyorsak da, ehlullahın sohbetini dinliyorsak da okuduğumuzu ve işittiğimizi evvela kendimize okumak, kendimize dinlemek mecburiyetindeyiz. 
• Bunu başarırsak hem Kur’an’ı hem de içimizdeki Kur’an’ı rahatlıkla tahlil edebiliriz, anlayabiliriz.
İman kalpte deriz. Dilde, kelime-i tevhidi ve kelime-i şahadeti söyledik, elhamdülillah müslüman olduk. Bu müslümanlık dilde müslümanlıktır. 
Bu kabulü, dil ile ikrarı getirdikten sonra bunun gereklerini de kalp ile tasdik edip, yaşamak gerekir. Bizim sorunumuz burada. 
• Ramazan-ı şerif’te Kur’an’ı hatmedelim neye yarar? Kur’an’ın bir ayetini anlayıp hayatımıza tatbik etmek bir yana, Kur’an’ın bütününü okuyup hiçbir şey anlamamak bir yanadır. 
Örnek verirsek; Kur’an’dan bir ayeti, bir satırı anlayıp, hayata tatbik etmek = 1 milyar sevapsa, Kur’an’ı sadece lafzen okuyup, hatmetmek = 100 sevaptır. Aradaki farkı varın siz hesap edin.
• Kur’an sadece okumak için indirilmemiştir. Kur’an: okunup, anlaşılıp, yaşanmak ve tatbik edilmek için indirilmiştir. Nitekim Merhum Mehmet Akif:
“inmemiştir hele kur’an, bunu hakkıyla bilin.
Ne mezarlıkta okumak, ne de fal bakmak için.” diyor.
 
• Bizim temel sorunumuz; kendimize okumuyoruz, kendimize dinlemiyoruz. Biz, bir şey işittiğimiz zaman hemen onu nakil yoluna gidiyoruz, transfer ediyoruz. Postacı gibi oluyoruz.
 
Yani birinden bir mektup gelmiş, elden ele veriyoruz. Oysa o mektup, bize de geldi, onun içindeki bize de lâzım. Tabakta bir elma ikramı sunulmuş ama biz, yemeden, tatmadan başkasına veriyoruz. Sonuçta da mahrumiyetler ve mahcubiyetler içinde kıvranıyoruz.
 
KUR’AN VE SÜNNET BİRİCİK HAYAT DÜSTURUMUZ OLSUN İNŞALLAH
 
• İnananlara Allah’ın ölçüsü açık: “Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah işiten ve bilendir.” (Nisâ Sûresi: 58.) Buyurarak “adaletten şaşmamak” konusunda uyarı da veriyor. 
 
• Bunun gibi, Kur’an insanı, Allah’ın insanı, Allah’ın halifesinin özellikleri, güzel ahlâkın tarifi, helaller, haramlar, mubahlar, vacipler gibi tanımlar Kur’an’da mevcuttur. Büyüklerimiz bunları kolaylaştırmıştır. Kitaplar haline dönüştürmüşlerdir.
 
• Mesela; Peygamber (s.a.v.) Efendimizin tebliğdeki metotları Kur’an-ı Kerim’de vardır. Ne buyuruyor: “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân Sûresi: 159.) Buyuruluyor. Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin ümmetiyiz ve onun gibi olmak için yaşıyoruz. Onun gibi olmak için bu ayeti kendimize örnek almalıyız ve uygulamalıyız, güler yüzlü olmalıyız.
 
• “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan Ulül emre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa Sûresi: 59.) Buyurulan bu ayette Allah ve Resûlü ve velayet sisteminden bahsediliyor.
• “Allah’ın kopmak bilmeyen ipine sımsıkı sarılın” ayetindeki; bize en yakın canlı ip, Allah’ımızın ipi: “Kur’an, sünnet ve velayet sistemi, Allah’ın velileri”:“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, ayrılığa düşmeyin ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Sizler birbirinizin düşmanları iken o, sizin kalplerinizde bir uzlaştırma meydana getirdi ve o'nun nimeti sayesinde uyanıp kardeş oldunuz. Bir de siz, bir ateş çukurunun tam kenarında bulunuyordunuz ve o, sizi tutup ondan kurtardı. Şimdi Allah’a doğru gidebilmeniz için size ayetlerini böyle açıklıyor.” (Âl-i İmrân Sûresi: 103.)
• Velayet; bizi Allah’a Resûlullah’a ulaştıran, (Âl-i İmrân Sûresi: 103.) ayetinde belirtilen, kopmak bilmeyen Allah’ın ipidir.
 
KAMİL BİR MANEVİ DOKTOR, SONSUZ KUR’AN ECZANESİNDEN BİZE LAZIM OLANLARI ALIR VE SUNAR.
 
• Tefsir: âlimlerin anlayışlarına ve idraklerine göre, Kur’an ayetlerine verdikleri manadan ibarettir. 
• Allah’ın velileri, Allah’ın kâmil kulları da, Kur’an’ın içerisinde bize lâzım olan reçeteyi, ilacı, izzeti, ikramı özel bir sunuşla sunarlar, fark budur. 
Veliy-i mükemmil olan Allah dostu, kendisine intisap eden, gelen dertli kulun hastalıklarının ön tespitini yapar. Aklen, fikren, vicdanen, kalben, ruhen, nefsen, bizim bir fotoğrafımızı çeker. Aynen bir hastanın doktora gidip; “şu noktalarında arıza var, şu noktalarında mikrop var” diye geniş bir tahlilden sonra; “kararını ver, ben, seni ameliyat edeceğim” der. Sen, teslimiyet gösterirsen, doktor neşter vurur.
• Velayet de böyledir. Geldin, derdini anlattın, intisab ettin, vesile bildin. O da reçeteyi sundu, nefse ağır gelir. Oysa o sana en kolay reçeteyi sundu. Sana lâzım olan lokmaları özenle, itinayla sunuş yapar. Kabul ettiğimiz zaman Allah’ın insanı olarak , kabul etmediğimiz zaman da şeytan gibi, gölge gibi, eşya gibi, ot gibi yaşarız.
• Kur’an’ın da, sünnetinde, Allah dostlarının sözlerinin de ortak odak noktası; insanı, orijinal, fıtri, tabii yaşantıda yaşatmak, Allah’ın arzusuna, murad-ı ilâhiyyesine, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin örnekliğinde o’nun gibi olmaya davettir. Başka bir şey değildir.
 
KUR’AN-I AZİMÜŞŞAN’A KİMLER DOKUNAMAZ?
• Kur’an, insana rabbinden en büyük ilahi ikramlardan biri ise, kendisine sunulan bu ikramı tatsın. Kur’an’ın en başında, Kur’an’a temiz olmayanlar dokunamaz der, necis olanlar dokunamaz der.
 
Necasete ney girer?: Kâfir kur’an’a dokunamaz, hadesten tahareti yapmayan Kur’an’a dokunamaz, Necasetten taharete gerekli hassasiyeti, önemi göstermeyen Kur’an’a dokunamaz. 
 
Kur’an’a dokunmak fiziki midir? Yoksa içinin derinliğine inmek midir?Biz, fiziken, elimizle Kur’an’a dokunamazlar şeklinde anlıyoruz, bu yanlıştır. Adam abdest alsa, ama kafa dolu olsa ve Kur’an-ı açsa okumaya başlasa kafa dolu olduğu için hiçbir şey anlamaz.
• Kur’an’ı aklen, fikren, zihnen, kalben, vicdanen ve ruhen arınmış, temizlenmiş bir insan eline aldığı zaman onun içindeki manalara, gözüyle okuduğunda, gönlen ve kalben ayetin manası, zahir-batın birbiriyle örtüşür. Ordan insan, hissiyatıyla, duygusuyla, düşüncesiyle bir şeyler anlar, hazz-ı manevi alır.
• Kur’an’ın aynısı içimizde olduğu için, zahirini okurken batını da izhar olur. İzhar oldu diyelim. Gönülle başın irtibatı kopuksa, içerdeki bu hazz-ı maneviyi başa intikal ettirmedikten sonra nasıl tatbik edeceğiz? Sorun burada.
• Temizlik imanın yarısı ama hangi temizlik? Hem zahiren, hem batınen temizliktir. Kalbimiz kirlenmiş, vicdanımız kirlenmiş, duygularımız, düşüncelerimiz, hissiyatımız, zihnimiz, irademiz, mantığımız, şuurumuz kirlenmiştir. Kirin üstüne istediğin kadar su dök, ciflemedikten sonra, yağı nasıl çıkaracağız? Yağa yağ sökücü, kirece kireç çözücü lâzımdır. İşte o mucize temizleyicinin, arınma vesilesinin adı: oruçtur.
Bu yazı toplam 3582 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim