• BIST 102.209
  • Altın 226,099
  • Dolar 5,3001
  • Euro 6,0000
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

KIRMIZI IŞIK TEORİSİ

Serdar  Kayhann
Türkiye neden suç cenneti?
 
 
KURAL: nsanların Kırmızı ışıkta geçmesini önleyemiyorsanız yaşadığınız
ülkenin bir suç cennetine dönüşmesini de önleyemezsiniz.
 
Nasıl mı? Yakından görelim.
 
             Kırmızı ışık bir sembol, kurallara uymayı belirleyen bir sembol. Aslolon şudur: Bir ülkede devlet tarafından konulan kurallar rahatlıkla ihlal edilebiliyorsa o ülkede suç işlemek alelade bir alışkanlık ve üstün bir davranış haline gelir. Zira sarsılan devlet
otoritesidir akabinde dejenere olan bilinçaltımızdaki kurallara saygı
duygusudur... Otoritesini koruyamadığınız devletin hiçbir fonksiyonunu da koruyamazsınız. 
 
Güvenlik ve kanunlar buna dahildir.
 
KIRIK CAMLAR TEORİSİ
 
"Suçlarla mücadeleyi nasıl başardın" sorusuna New York'un efsane
Belediye Başkanı Giuliani'nin cevabı şöyle olmuştu..
 
"Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından bir tanesi kırıldığında,
o camı hemen tamir ettirmezseniz, kısa sürede, yoldan  geçen herkes
eline bir taş alıp, binanın tüm camlarını kırar. Benım yaptığım şey
ilk cam kırıldığında onu hemen tamir ettirmek oldu. Bir elektrik
direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp
bıraksın. O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya
bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan
çöp torbasını kaldırttım."
 
Çünkü siz bunu yapmadığınızda  insanlar o bölgede düzeni sağlayan bir
otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyorlar. Ardından
daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği
bir mahalleye dönüşüyor.
 
Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş.
Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak
kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola
atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.
 
Kırık Cam Teorisi" ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo'nun 1969'da
yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmişti.
 
Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek
yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model
otomobil bıraktı.
 
Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Olup bitenleri gizli
kamerayla izledi.
 
Bronx'taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine
ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.
 
Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına
gidip çekiçle kelebek camını kırdılar. Daha ilk darbe indirilmişti ki
çevredeki insanlar (yani zengin beyazlar) da olaya dahil oldular.
 
Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale geldi. "Demek ki"
diyordu Zimbardo, "İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk
çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı
engelleyemeyiz
 
SUÇ CENNETİ NASIL OLUŞUR
 
            Kırmızı ışıkta geçilmesini önleyemiyorsanız küçük suçlara
mani olamazsınız. Küçük suçlara mani olamazsanız, büyük suçları
engelleyemezsiniz.. Sonuçta ülkeniz sanıkların suç işlemekten endişe
duymadığı bir suç cennetine dönüşür. Bunun akabinde suçlularla
mücadelede yılgınlığa düşen kanun koyucu sanıklara taviz/af anlamına
gelen lehe kanunlar çıkararak adalet denklemindeki erozyonu
hızlandırır.
 
          Küçük suçların görüldüğü ceza mahkemelerine bakalım.
Sürekli HAGB kararları verdiğimiz sanıkların bir çoğu yeniden suç
işleyerek mahkeme huzuruna gelmiyor mu? Hatta bu olay yargıçların
şuuraltındaki adli dejeneresyon algısı nedeniyle sanığın kişiliğine
bakılmaksızın tüm suçlar için HAGB uygulanması bir hakmış gibi
algılanır ve onuncu kez HAGB kararı vermek alışkanlık halini alır.
 
Buna karşın mağdur ise adalete olan güveni sarsılmış ve kaderine boyun
eğmek zorunda kalmıştır. Artık önünde iki seçenek vardır. Ya
intikamını kendisi almalı yahut ateşi içine gömmelidir.
 
           Sanık, ise hukuk sistemini test ettiği ilk eylemden büyük
bir zaferle çıkmış ve suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığının
idraki ile yeni suçlar için yola koyulmuştur.  İşlediği her suç
kendine güven tazeletmiş ve bu statünün verdiği korku ile de topluma
yönelik bir sindirme hareketine başlamıştır..
 
Mafya ve çeteleşmenin yolunu açan işte bu tablodur.
 
               Bu yüzden diyoruz ki devlet yani kamu otoritesi bir
kural koymuşsa onun takibini dört koldan yapmak zorundadır.  Bundan
daha önemlisi devlet, koyduğu kuralların takibini yapmayan kamu görevlisini takip etmekle işe başlamalıdır. Takibin takibini
yapmazsınız devlet muz cumhuriyetine döner.   
 
Okulda, iş yerinde,
sokakta, yolda veya deniz kenarında… İnsanlar kamu otoritesinin kendi
koyduğu kuralları büyük bir titizlikle takip ettiği kanaatine varmalı
ve bunu şuuraltına adeta kazımalıdır. Şuuraltına yerleşen bu algı
insanların karakteri olur ve kurullara saygı bilinci gelişir. Olması
gereken de budur zaten.
 
                Bu sayede insanlar en küçük sorunlarda dahi kanunları
ihlali etmeyi ve suç işlemeyi değil hukuk önünde hesaplaşmayı ilke
edinirler. Ancak tatbik edilen cezaların mağdurlar için tatmin edici
bir nitelik arz etmesi şartıyla…
 
Unutmayın… Küçük hataları görmezden gelmişseniz bilin ki daha
büyükleri yoldadır.
Bu yazı toplam 1915 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim