• BIST 1.343
  • Altın 458,725
  • Dolar 7,8836
  • Euro 9,3851
  • Kayseri 8 °C
  • Ankara 11 °C

KİM SUÇLU?

Yavuz Dülek

İşçi mi yoksa işveren mi suçlu? Bu konu çok fazla tartışılabilir ama bu kavganın genelde her iki cenahı tarafından da suçlanan bir üçüncü tarafı var maalesef: devlet. Bana göre hiç de öyle değil. Devlet yapılabilecek neredeyse her şeyi yaptı. İşverene sigorta pirim teşvikinden tutun da, kısa çalışma ödeneklerine; KOSGEB desteklerinden işbaşı eğitimlerine… İşçi yönünden vergi ve pirim konusunda da iyileştirilmeler yapılırsa aslında tadından yenmez mükemmel bir durum ortaya çıkacaktır. Ama her hususta bütün fedakarlığı ve imtiyazı devletten beklemek olmaz.

Her iki kesim de elini taşın altına koymalı; işçi işine dört elle sarılmalı işveren ise işçisini evladı gibi görmeli ve hem zihnen hem de bedenen köle gibi kullanmamalı. Çocuk işçileri de gördük bu hayatta, kot taşlama atölyelerinde kanser olanları da; inşaattan düşen işçiye de ağladık, forklift altında can veren yiğitlere de… Ama iş kazası sonucu yaralanan veya feci bir şekilde can veren bir işverene şahit olmadık. Aslında bu tespit bile işverenin kendisi için düşündüğünü çalışan elemanı için düşünmediğini gözler önüne seriyor.

Sürekli suçluyu aramak yerine aslında her kesimin kendisine bakıp, tabiri caizse başını iki elinin arasına alıp düşünmesi gerekir. Netice itibariyle büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeden bahsediyoruz. İşveren; ben nerede hata yapıyorum demeli, kul hakkına girmemek için hassasiyet göstermeli ve hangi dine, inanca mensup olursa olsun kişinin değerlerine ve kutsallarına saygı göstermeli. İşverenin çay içen işçisine “Namaz saatini de mesaiden düşüyorum” demesi ne kadar gayri ahlaki ise işçinin de verilen bir tavizi/imkânı suiistimal etmesi o kadar gayri ahlaki bir davranıştır.

Gelinen süreçte işveren; “Taviz verirsen daha fazlasını ister, işçiye yüz verilmez.” Düşüncesine sahip olduğu sürece işçi de “Yumuşak başlı olursan sırtına çıkar daha fazlasını isterler. Ne yaparsan yap patrona yaranamazsın.” Fikriyle amel etmeye devam edecektir. Bu gidişe dur demeli ve her iki kesimi birbiriyle barıştırmalı bence. Bütün firmalar aile şirketi gibi yönetilmez ama en azından her iki kesim de birbirinin iyiliği ve kazanması için uğraş vermiş olur.

İşçinin hep ezildiği ve işverene muhtaç olduğu birikim yapmasına ve ailesiyle tatile gitmesine bile imkân tanımayan bu sistemden uzaklaşılmalı, işverenin de işçinin nankörlüğü ve ihanetiyle karşılaşma tedirginliğinin giderilmesi gerekir. Her iki kesimin sadakat ile birbirleriyle konuşarak anlaşmaları ve mutlu mesut yaşamaları umudu ve duasıyla…

Bu yazı toplam 963 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim