• BIST 1.191
  • Altın 487,026
  • Dolar 7,9427
  • Euro 9,4068
  • Kayseri 18 °C
  • Ankara 23 °C

İyi Kaptan Fırtınada Belli Olur

Harun KARTAL

Dünyadaki tüm şirketler için geçerli bir gerçek var ki; krizler bir ihtimal değil, kaçınılmazdır. Türkiye’de ise kriz yaşamın bir parçası haline gelmiş durumda. Hatta rekabette üstünlük sağlamanın yolu da krize hazırlıklı olmaktan geçiyor. Dolayısıyla krizden kaçınmak mümkün değil, ancak krizi iyi yöneterek şirketi onun olumsuz etkilerinden korumak mümkündür.

“İyi kaptan fırtınada belli olur” derler. Fırtınanın getirdiği her sürprize önceden hazır olan kaptan, dalganın boyu ve şiddeti arttıkça dümeni ve makine dairesini ustaca yöneterek gemideki savrulmaları kontrolünde tutar ve gemisini her şartta limana yanaştırır. İyi yönetici de, krizlerin getirdiği eksileri elindeki artılarla tamamlayarak işletmesini kurtarabilendir. Bu nedenle Türkiye gibi ülkelerde faaliyet gösteren şirketlerde, fırtınalı denizlerde gemisini limana ulaştıran iyi kaptanlar gibi tecrübeli yöneticilerin çalışması oldukça önemlidir.

Krizlerde şirketlerin kapanması, personel azaltması ve küçülmesi beklenen sonuçlar olsa da, kaçınılmaz son böyle olmayabiliyor. 157 ülkede denetim, danışmanlık ve vergi hizmetleri veren PWC’nin 2019 yılında gerçekleştirdiği ‘Küresel Kriz Araştırması’ ile 43 ülkeden, 25 sektörde faaliyet gösteren 2 bin 84 katılımcı firmanın kriz yönetimleri incelendi. Katılımcılar arasındaki, ciddi bir krizle karşılaşmış bin 400 şirketin yüzde 42’si krizin ardından daha iyi konumda olduğunu belirtirken, bunlardan bir kısmı ise krizi iyi yöneterek gelirlerinde artış sağladıklarını açıkladı.

‘Sizi öldürmeyen şey, güçlendirir’, ama nasıl? Sorunun cevabı, krizi başarıyla yönetmiş şirketlerin uygulamalarında saklı.

Krizde en önemli avantaj, zor günde kullanmak üzere bir miktar yedek akçeyi bir kenarda tutan firmalarda. Krizden daha iyi çıkan firmaların yüzde 41’i krize, zor günler için bir kenarda tuttuğu yedek akçe ile yakalandı. Yedek akçesi olan firmalar, kriz planlarını daha sağlıklı uygulama ve sürece yayma imkanı bularak avantaj sağlamış oluyor. Türkiye’de ise şirketler genellikle çeşitli gerekçelerle kriz anında kullanılabilecek bir bütçeyi oluşturmaktan kaçınarak ilk hatayı yapıyor.

Krizden güçlü çıkmanın diğer bir yolu da iyi hazırlanmış bir kriz planına sahip olmaktan geçiyor (krizden güçlü çıkan firmaların yüzde 54’ünün iyi hazırlanmış kriz planı vardı). Bu planın her krizde yeniden güncellenmiş olması, farklı senaryolara uyumlu olacak şekilde esnek ve kapsayıcı olması ise kazanımı arttırıyor. Kriz planlaması yapmak için organizasyonun bu konuda tecrübe sahibi olması, yani pratik yapması gerekiyor. Bu konuda pratik yapmayı zaman kaybı ya da hayal dünyasında gezmek gibi görmemek, bu işin en önemli parçasıdır.

Krizden sonra daha iyi durumda olmanın bir koşulu da, krizin altında yatan nedenleri iyi analiz etmektir. Krizi iyi yöneten dört firmadan üçü krizin altında yatan nedenleri iyi analiz ederek, elde ettikleri gerçekler doğrultusunda hızla müdahaleye geçen şirketlerden oluştu. Bu firmalar elde ettikleri kriz gerçeklerini iç ve dış paydaşlarına da ileterek, onların da kriz anında desteğini alma avantajını kullanıyor. Krizin altında yatan nedeni iyi analiz edip çıkardıkları sonuçlara göre gerekli atımları hızla yapan firmaların yüzde 80’i krizden daha iyi sonuçlarla çıkıyor. Burada şirketlerin çevikliği de çok önemli. Hızlı analiz için çok yönlü iletişim tecrübesinin yanı sıra, veriye ve bilgiye önceden sahip olmak gerekiyor.

Kriz yönetimini değerlere bağlı kalarak yöneten iyi bir ekibin olması da başarıyı getiren en önemli etkenlerin başında geliyor. Krizden güçlü çıkan firmaların yüzde 93’ü süreci iyi bir ekiple yürüttüğünü ifade ediyor.

Toparlayacak olursak; COVID-19 virüsüyle mücadele ederek galip çıkmış bünyelerin bağışıklık kazanması gibi, şirketler de iyi yönetilerek krizlere karşı direnç kazanmış olacaktır.

Her ne olursa olsun, gerekli önlemleri kriz olduğunda değil, kriz olmadan önce almak kaçınılmazdır. Kriz anında önlem almaya çalışmanın, denizde su alan bir gemiden kovayla suyu boşaltmaya çalışmaktan bir farkı olmayacaktır. Önemli olan geminin su almaya başlayacağını öngörerek gerekli önlemleri önceden alabilmek ve bunu alışkanlık haline getirerek, zamanı gelmeden gerekli planlamaları yapabilmektir.

Bu yazı toplam 12046 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim