• BIST 94.831
  • Altın 261,328
  • Dolar 5,7675
  • Euro 6,5664
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 25 °C

İSTERSEN ARAŞTIR

Ebubekir Bağcı

 

Sanat, duygunun, düşüncenin, insanın estetik duygularının dışavurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümüdür. Sanatçıda bunları ortaya çıkaran kişidir. Bizim buralarda hiçbir “sanatçı” işiyle gündeme hiç gelmez. Nedense “hatırlanmak” için toplumun değerlerine, mukaddesatına küfür etmesi gerekir. Sonra mahkemeden, savcıdan, hakimden “gel bakalım buraya” dendiğinde, basar burası özgür bir ülke değil yaygarasını.
Hukuk memurunun yanında gayet efendi, gayet sakin, hanım hanımcık, beyefendi gibi dururlar. Tıpkı tecavüz zanlısının takım elbiseyle mahkemeye çıkıp iyi halden yırtacağını sanması gibi. Sende toplumun değerlerine tecavüz etmiştin değil mi? Bununla da takipçi kasar. Uyuşturucudan içeri girer çıkarken kahraman olur. Orada bir anı yazar efsane olur. Roman yazar hayatları değiştirirler. (Birisi şimdi içeride senaryo yazıyor. Elleşmeyin. )
Siz kaç “sanatçıyı” (Sanatçıdan halliceler.) eserleriyle ilgili bir haberde izlediniz. Ünlü ressamımız Londra’da şu ismini verdiği sergide eserlerini sanat severlerin beğenisine sundu.
Ben bugüne kadar böyle bir haber okumadım, izlemedim. Sinemacıyım diyenin filmlerini
dünyanın neresinde kaç milyon insan izlemiş. İsmi lazım değil. Yaptığı filmleri (Film denirse bu ülkedeki filmlerin hepsi aynı) sadece Türkiye’de izleniyor. Gişe rekortmeni filmleri (Türk gişeleridir) beğenilirse devamını çekiyor. Affedersiniz “gaz çıkararak”, küfrederek, el hareketi çekerek güldürmek bu memlekette “komik” oluyor. Bu insanlar bunları yaparak kendilerinin “sanatçı” olduklarını söylüyor, insanlara kendilerini sanatçı olduklarına inandırmışlar. Bizim
halkımız o kadar cahil ki bu adamın filmindeki karakter bir halk kahramanıymış. Yağlı, pasaklı, küfürbaz, pis kokulu… vs… Bir halk kahramanıymış. Onu izleyenler, adam size bildiğin hakaret ediyor. Haberin yok. Adam kazandığı milyon dolarlarla Franda’dan aldığı “Fillasında” keyif sürüyor. Bu arkadaşın faydası da oldu. Batının beyin yıkayan filmlerinin ülkemizdeki hakimiyetine son verdi. Yerli filme dönüşü başlattı. Hakkını yemeyelim. Bu iş yıllarca Türk halkının değerlerine
küfür ederek sürdü, sürmeye de devam edecektir. Liseyi 11 yılda ancak bitirebilmeyi başarabilmiş Kemal Sunal çok masum. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Kemal Sunal demişken bu yeni yetmelerin ona derin saygısı var. Gözden kaçırdıkları bir şey daha var. O filmlerinde çok fazla küfretmiyor. Yeri geldikçe küfür ediyor. Şimdiki yeni yetmeler ise küfürler, hakaretler gani gani. Allah ne verdiyse ağzına geleni söylüyor. Bir insanın yanında küfür etmek demek birincisi ona saygı duymadığın anlamına gelir, ikincisi onu adam yerine koymadığın anlamına gelir. Ne izleyen nede yapan bunun farkındadır. Küfür etmenin neresi komikse yarılayarıla gülüyorlar
Şimdiki moda etiket “sanatçı” bol bol dağıtıldığından oda “Sanat” yapıyor. Televizyondan da sövünce sanıyor ki, sanatçı ya halk onu seviyor, kendisini korur. Kemal Sunal ve diğer o dönemin sinemacılarında neden hiç küfür yok. Cüneyt Arkın’ın filmlerinde, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Sadri Alışık… Ayhan Işık… Kartal Tibet… Onlar neden sık sık küfür etmiyor da sen ediyorsun. Ya senden bir cacık olmaz. Küfür etmek dışında bir güldürü unsuru yok sende. Boşa insanları kandırmayın. güldürmek istiyorsan küfret. Nasıl edersen et. Yeter ki küfret buna hepsi güler. Yahu içinden bir akıllı çıkıp bu adam neden hep sövüyor, başka bir
şey bilmiyor mu demiyor. Salonda kahkahalarla saçmalığa gülüp parasını çarçur ediyor. Hele hele küfürlü sahnelerde bir kadının kahkahası, yarıla yarıla gülmesi salonu inletirken hiç denk geldiniz mi bilmiyorum. İnsanlar hafta sonu sizin küfürlü, ahlaksız sahnenizi görmemek için sinemaya ailecek gidemesin mi? Çoluk çocuk ailece bir sinema keyfi yapmasınlar mı?
Ahlak, edep sıfır. Adı sinemaya gittik oluyor. İsim vermeye ne hacet. Hepsi aynı. İzleyicilerin sinema bilgisi, estetik algısı yok be kardeşim. İnsan hiç küfüre güler mi? Bu adamlara sorsan halk bunu istiyor diyor. Sanatçı değil misin? Hadi bir güzellik yap, onların estetik duygusuna dokun, küfretmeden güldür bende sana sanatçı diyeyim. Sende o kapasite yok. Diğer ülkelerin filmlerinde hep küfür mü var sanıyorsun.

Sen sanatçı olduğunu mu düşünüyorsun? Emin misin? Kendini, insanları kandırıyor
olmayasın. Kendini Amir Khan, Jackie Chan, Jean-Claude Van Damme, Sylvester
Stallone…. larla mı kıyaslıyorsun. Sen çektiğin filmleri buralarda izletiyorsun. Ona da film denirse işte… Ürettiğin mal o kadar kötü, ucuz, kalitesiz, absürt, basit ki uzak pazarlarda satacak düzeyde asla değil. Bu güne kadarda hiç olmamış zaten. Olacağa da benzemiyor. Ancak yakınlara tezgah açıp yutturuyorsun. (Yurtdışı gösterimi var evet ama onu da Avrupa’daki Türkler izliyor.) Türk izleyicisi hakkında bir şey demeye gerek yok. Neden mi?
Cebini doldurduğu boş beleş elemanların filmden hallice şeylerinin izlenme oranları bu konuda size iyi bir kılavuz olur. Adam yedincisini, sekizincisini çekecek. Bu insanlar üzerinden milyonları götür, git bide dinine diyanetine, mukaddesatına hakaret et. Kurban bayramının vahşet olduğunu söyle. Daha sonra Miladi yılbaşında hindi kes, çam ağaçlarını kes. Bu medenilik, çağdaşlık olsun. Çarşaflı kadınların öcü olduğunu söyle. Kaçınız İngiliz, Alman, Japon, Rus, Hint… Sinemasında ki insanlardan rol teklifi aldınız. 15 Temmuzun tiyatro olduğunu söyle. Espri yaparken beyni bel altına inen komik şeyin biri 15 Temmuzla ilgili tek kelime etmedi. Bu adını duyunca bile bizi gülme tutan şey çok esprili şeyin kafası hep bel altı esprileri basıyor. Adam gibi espri yaptığını görmedim. Daha ne vukuatları var bunların bir bilseniz. Biri içtikten sonra alış veriş merkezinde türbanlı kadınlara laf atıyor.
Çağdaş ya hani hakkıdır. Aydın sonuçta. Bizim milletin hafızası kısa bile değil yok. Eğer bizim millette hafıza olsa onları diyenler sokakta mendil satıyor olurdu. Hiçbir hayvan yediği kaba pislemez siz level atlamışsınız. Estetiği bel altına indirgemenin adına bu diyarda sanat, yapana da sanatçı deniyor.

Abdurrahim Karakoç “Echel Aydınlara” şiirinde durumu güzel özetlemiş.

“Mıgırdıçı; sever de Osmanı sevmez zındık
İti-domuzu sever, insanı sevmez zındık
İster ki diz üstüne çökertilsin Türkiye
Ekmeğini yer amma vatanı sevmez zındık.” Olay bu.

YARIM PORSİYON AYDINLIK
Akademisyenim diyen, Neden hala Türkiye bilimsel yayınlarda nal topluyor. Kaç tane
makalen yayınlandı. Öğrencilerine derslerde neler anlatıyorsun. Bunların bir kısmı “Bu Suça Ortak Olmayacağız” diye akıllarınca bir bildiri dedikleri, özünde “Devlete Başkaldırı” olarak kabul ettiğim ihanetin altına imza atmışlardı. Bildiğin teröristleri savunmuşlardı. Devlete katil demeye getirmişlerdi. Sonra gerine gerine ben akademisyenim, aydınım diye geçiniyorlar.
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi siz aydın olmazsınız karanlıksınız. Hem de zifiri
karanlıksınız. Yahu siyaset senin neyine bırak o işi meclisteki akademisyenlikten istifa eden
ahbabın yapsın sana ne. Sen işine bak. Sana mı kaldı? Ben İletişim Fakültesi mezunuyum.. Derslerde varsa yoksa Sosyalizm, Komünizm…Karl Marks ve onunla ilintili medya sonra “Toplumsal Cinsiyet, Kadın ve Medya” gibi derslerde “LGBT” sonradan neyin “İ”siyse bide “İ” eklediler. Derslerde bu sapkınları konuştuk. Sonra başka bir ders “Ayrımcılığa Karşı Dersler ve İnsan Hakları” İnsan haklarını anladık, kimin ayrımcılığı sizce Homolara yapılan ayrımcılık.
Dört yılımızı bunlarla yediler. Siz benim anarşist mi olmamı istiyorsunuz? Oraya anarşist olmak için gitmedim. Nerede boş adam var gazetecidir diye üniversitenin konferans salonuna getirtip bizim beynimizi yıkamaya çalışırlardı. Derslerimize giren akademisyenlerden birisi, bu konferans salonuna duvarlara anarşist anarşist şekiller çizen şehir eşkıyalarını getirtip bide bunlarla kafamızı ütülemişti. Rektörlük bunların buraya girerek zehirlemelerine nasıl izin vermişti anlamadım.

İletişim Fakültesi mezunu adamın sizce neye ihtiyacı olabilir, neleri burada öğrenerek
topluma karışır. Beden Dili?, Toplum Önünde Konuşma?, Diksiyon?... Hiçbiri okutulmadı. Üstüne üstlük çoğu “Akademisyen “ slaytlardan ders anlatıyor. Yahu hocam neden slaytları okuyup geçiyorsunun orada ki birkaç satırın dışında dışında bir bilgi yok mu? Koskoca akademik çalışmayı, teorileri, kuramları birkaç satırlık sunumla öğrenebilir miyiz. Sonra derste söz Osmanlı’ya gelince sanki atlı kovalıyormuş gibi alel acele sunumu değiştirme, ben İngiliz üniversitesinde okumuyorum. T.C. Devleti’nin üniversitesinde okuyorum ”Sayın
Akademisyen” hatırlatayım. İmzacı olanlardan biri her Allah’ın günü derste siyaset yapıp Sayın Cumhurbaşkanımıza, değerli devlet büyüklerine hep kötü konuştururdu. Öğrenciyim diye gelen neidiğü belirsizler, buna oranın ikliminde zaten dünden razı. Mecburen derse girmek zorundaydık. Allahtan ailemden uzakta güvenebileceğim insanlarla tanışmıştım da kendini buraların tehlikelerinden korumaya çalıştım. Üniversitenin idari organlarının konu dışına çıkan akademisyeni takip etmeleri iyi olur. Adamın işi gücü yok bide akademisyenimi takip etsin.
Yazımızı Abdurrahim Karakoç “İstersen Araştır” şiiriyle bitiriyorum.


“İlim adamıyım der, araştır mason çıkar
Dört makale yazmışsa dördü de fason çıkar
Hele bir araştır bak aslını-astarını
Büyük dedesi Yorgi, babası Mişon çıkar.” Araştırın neler çıkacak.
Selam ve dua ile…

Bu yazı toplam 3618 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim