• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C

İMAM BUHARİ’NİN(rh) MESCİDİ 60 Yıl ÖNCESİNE KADAR SAMANLIKTI

Tugçe Merve Elmacı

Gün doğumuyla çalışmaya başlayan bedeni artık ayaklarına ağır geliyordu. Kavurucu güneşin altında, yanık teninde açılan yaraların acısı gece oldu mu tekrar başlardı. Biliyordu, diğerleri gibi bu yaralarda kabuk bağlayacak sonra da nasır tutacaktı. Sertleşmiş derisindeki his duygusu zaten iyice azalmıştı. Her daim tefekkür hali, dilinden eksilmeyen şükrüyle tutunuyordu hayata “Allahım! Bana böyle nasırlı eller verdiğin için sana hamd olsun! Hz peygamberin(sav) iltifatta bulunduğu, ensar içinde en sevgili olan Sa’d bin Muaz’ın(ra) ellerinden oldu benim ellerimde. Senin sevdiğin ellerden oldu”

Teslimiyet, hamd ve şükrü veren rabbime hamd olsun!

Yatsıya az bir vakit vardı. Ortalık birkaç kandilin zayıf titrek ışığıyla aydınlanmaya çalışıyordu. İnce saman parçaları havada savruluyor, ağzını ve burnunu kapatan bez parçası havasız bu ortamda nefes almasını zorlaştırıyordu. Elindeki yabayı son kez sapladı samana. Sanki bir taşa çarpmış gibi bir ses geldi üçlü kıvrılmış çatal uçlardan. Yaba iyice ağır gelmeye başlamıştı. Var gücüyle tekrar savururken bu kez uçuşan saman değil yanmış kağıt parçalarıydı. Süzülerek yere inmesini bekledi. Eğildi, birini eline aldı. Sessizce okumaya başladı. ‘Fe inne meal usri yüsra, inne meal usri yüsra’ (Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır/Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır (94/5-6). Gözlerinden oluk oluk yaşlar boşalıyordu. Hızla harekete geçti. Küçücük yanık kağıt parçalarını biryandan toplarken diğer yandan da her birini tek tek öpüp alnına koyuyordu. Okuduklarını ezberden devamını getirdi. ‘Feiza ferağte fensab ve ilarabbike ferğab’ (Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul/Ancak rabbine yönel ve yalvar. 94/7-8)

Topladığı Kuran-ı Kerim sayfalarını eskimiş ceketinin göğüs cebine koydu. Gece zifiri karanlık, bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Bastığı gübreli su birikintileri üstüne sıçrarken ahırın bir ucuna doğru hızlıca yürüdü. Uzaktan, yere dik uzun taş parçasını görünce adımlarını yavaşlattı. Sırılsıklam olmuş kasketini başından alarak elini önünde bağladı. Bacak boyu kadar olmuş otların arasından geçerek taş kaidenin ayak ucuna geldi. Çömeldi. Şakaklarından inen ter, gözyaşlarına karışmış yağmurda ona eşlik etmek için iyice hızlanmıştı. Kendi gibi gök de ağlıyordu;

Hz İbrahim’ i (a.s) yakmayan ateş hürmetine,

Hz İsmail’i (a.s) kesmeyen bıçak hürmetine,

Hz Musa (a.s) boğmayan sular hürmetine,

Burada medfun bu zatı, ümmetinle beraber gün yüzüne çıkar ya Rab!

Belki karıncalar, hayvanlar, otlar, melekler, arş ve gök, sema ve yer tanıklık eder diye yüksek sesle seslendi;

İmam Buhari rahmetullahi aleyh’e ‘El Fatiha’

Moskova’nın en prestijli otelinin en lüks odasından sesler yükseliyordu; ‘İmam Buhari’nin türbesini ziyaret etmeden buradan ayrılmayacağım! yoksa geldiğim gibi Lübnan’a döneceğim’ derken önüne koyulan gezi programlarının hepsini havaya savurdu. SSCB yetkilileri, Lübnan milletvekili ve Trablusşam şehri müftüsü şeyh Hedim as Cisri’nin karşısında donup kalmıştı.

Yıl 1958; SSCB, LÜBNAN’ı orta doğuya açılımın en önemli adımı olarak görüyordu. Stalin sonrası katı rejimden, güya esnek sosyalist politikaya geçtiklerini göstermek, aynı zamanda politik çıkarları için SSCB bünyesindeki islam ülkelerinin sözde ‘huzur içinde’ yaşadıklarını kanıtlamak için olan bu ziyaretin çok önemli bir yeri vardı.

SSCB yetkilisi adeta şoktaydı. Tüm dünya medyası ve İslam coğrafyası bu ziyareti merakla izlerken ziyaret sonucun olumsuz olması çok vahim durumlara yol açacaktı çünkü ne bahsedilen zattan nede kabrinden haberleri vardı. Eğer bulamazlarsa bu bir felaketti. Arap ve Müslüman ülkesinden önemli bir devlet adamının, ilk ziyaretinin dünya basınındaki yansımaları tahmin bile edemiyordu.

Sabah saat 05.00;

SSCB vekili, çalan telefona irkilerek uyandı ‘Sayın vekilim şeyhin istediği kabri bulduk fakat bir sorun var. O bölge çöplük ve ahır olarak kullanılıyor’

Vekil ikinci bir şoku yaşadı. ‘Peki ne yapağız?’

Acil bir çözüm bulmaları lazımdı. Zamandan kazanarak, kabri ve çevresini ayağa kaldırmaları şarttı. Şeyhin Moskova’dan uçakla Taşkent’e inmesi 1 saatti. Güvenlik bahanesiyle Moskova’dan trenle getireceklerdi. Buda 4 gün kazanç demekti.

Gece saat 04.00;

Ortalık zifiri karanlık, elektrik bile olmayan bu yolda araba farı tam bitmeyen asfaltta parlıyor; şeyhin gözleri, ufukta bir parıltı arıyordu. 1 hafta otel odasından çıkmamış kararlılığı ve sabırlı ısrarı üzerine 4 günlük anlam veremediği tren yolculuğuyla yorulmuştu. Yanındaki yetkilinin ise stresten elleri terliyordu. Yolu, elektriği olmayan çöplük içinde bir kabir ve sadece 4 günlük bir süre. Müslüman-Özbek halkı, o kadar atalarına, inançlarına ve kültürlerine bağlılardı ki tam pamuk toplama zamanı olmasına rağmen bu mübarek zatın türbesini ayağa kaldırmak için herkes tarlayı bırakıp seferber olmuştu. Kuran-ı Kerim’lerin yakılması, zorunlu göçler, kapatılan medreseler, türbeler, susturulan ezanlar, onlara hiçbir zaman engel olmamıştı. İbadetlerini gizliden gizliye yapmaya devam ediyorlardı. Sahabelerin hicret ettiği, ehli sünnet alimlerinin yaşadığı, birçok mübarek zatın doğduğu ve yetiştiği bu coğrafyada İslamiyet Allah’ın izniyle hiçbir zaman sönmeyecekti.

Özel araç durdu. Lübnan vekili ve şeyhi Hedim as Cisri arabadan yavaşça indi. Kendini karşılayanları görmüyor sadece ileriye bakıyordu. İşte! İmam Buhari(rh) in türbesi tam karşısındaydı. Birden bulunduğu kalabalığın ortasında eğildi. Ayakkabılarını çıkardı. Yavaşça doğrularak ellerini havaya kaldırdı ve yüksek sesle tekbir getirip namaza durdu. İki rekat namaz kıldı. Bir adım daha attı, tekbir getirdi, tekrar iki rekat namaz kıldı. Türbenin yanına gelene kadar bu şekilde devam etti. Son adımda bulunduğu yere diz çöküp Fatiha’dan başlayarak Kuran-ı Kerim okumaya başladı. Hem okuyor hem de hüngür hüngür ağlıyordu. Güneş kendini göstermeye başlamıştı. Yorgunluktan kapanan gözlerinden durmadan yaşlar iniyor biryandan da okumaya devam ediyordu. Öğlen oldu. Kuran-ı Kerim hatmi bitmişti. Ellerini göğe kaldırdı. Boynu bükük halde hatim duasını yapıp ‘AMİN’ derken SSCB yetkilileri sabırsızlıkla hala bekliyorlardı.

Hadis ve fıkıh ilminin gelmiş geçmiş en büyük alimi olan; Peygamber efendimizin(sav) sünnetlerine son derece titizlenerek, bunu davranışı ve hayatına yansıtan, Kuran-ı Kerim’den sonra en güvenilir kitap olarak ifade edilen Sahih-i Buhari’yi yazmak için bir ömür harcayan, bu uğurda 120 bin km yol kateden Muhammed bin İsmail Buhari rahmetullahi aleyh;

O, Ümmeti Muhammed’in şerefidir. Gelmiş geçmiş hiçbir peygamberin ümmetine nasip olmayan, bu ümmete nasip olmuştu. 4 mezhebin hepsi de ‘BİZDENDİR’ diyen bu salih zatın kabri bu olay sayesinde günyüzüne çıkarılmış, mescid restorasyonu ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır.

Lübnan’ın Trablusşam şehrinde 700 yıldan beri, büyük bir bayram havasında geçen, recep ayından ramazanın son cumasına kadar ergen yaşını geçmiş tüm erkeklerin Sahihi Buhar-i eserini hatmetmek bir ritüel haline gelmiştir.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun. Söz ve davranışlarıyla ümmetine güzel ahlakı öğreten Nebiler Sultanı Efendimiz’e sayısız salatü selam olsun. 

Yaşantısı hadisler üzerine olan, peygamberimizin hadis-i şeriflerini derlemek için bir ömür harcayan Muhammed bin İsmail Buhari (rh) sanada selam olsun!

‘Hayatta ümmetine yaptığın hizmetle varsın’

 ‘El Fatiha’

Özbekistan/Semerkand İman Buhari (rh)nin mescidine grup ziyaretimiz sonucu, bu konuda merak etmemi sağlayan değerli hocam araştırmacı-yazar Talha UĞURLUEL’e, Bilgi için gerekli kişilere ulaşmamı sağlayan Özbekistan Büyükelçiliği özel kalemi Abdülmelik TOYCUBAYEV’e, Araştırmam sırasında çok ayrıntılı bilgiler elde etme konusunda bana yardımcı olan Saidcan AÇILOV ve Nurali RİZAKULOV’a teşekkürü bir borç bilirim.

İnstegram: t.merveelmaci

Facebook: Tugce Merve Elmacı

 

Bu yazı toplam 22684 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim