• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C

İLKELİ OLMAK VE ONURLU YAŞAMAK

Serdar  Kayhan
“Biz  hakikaten insanoğlunu san ve şeref sahibi yaptık.  .”
 İsra, 70 
 
 İnsan dünyaya yalnızca bir kere gelir ve ömrü sona erdiğinde arkada mühim bir hatıra bırakır. Bu hatıranın onur ve şerefli olması kadar onursuz ve utanç dolu olması da mümkünler arasındadır. 
 Eşrefi mahlukat olan insan yaratıcının ona çizdiği sınırlar dahilinde erdemli insan formatında  yaşamını devam ettirebilmek için üstün bir gayretin ve mücadelenin içinde olması gerekir. Zira kimi zaman nefse zor gelen hadiseler insan için hayırların kapasını aralar. En önemlisi sonradan pişman olacağı söz ve eylemlerden uzak kalmalıdır.
 
 Zira her insanın hayatına leke bırakan bu olumsuz eylemlerini telafi etme şansı ve imkanı olmayabilir. Kalbini kırdığınız insan ölmüş olabilir veya kendiniz helalleşme imkanı bulmadan bu dünyadan göçüp gitmiş olabilirsiniz. Mazallah...
 
 Kimi insanlar için helalleşmek o kadar zordur ki gurur ve kibir nedeniyle kalbini kırdığı insanlara yaklaşmayı dahi başaramazlar.  Tüm bunlar göz önüne alındığında kraldan  fazla kralcı kesilerek emin olmayan hiç bir olay hiçbir insan için ahkam kesmeye ve kalp kırmaya gerek yok. Yarın nedametin kavurucu ateşinde yanmamak için. Unutmayalım ki Pişmanlık ve vicdan azabı yakıcı bir ateştir. İnsana sonsuz bir felakete sürükler.
 
 En boş ve en akılsız araştırma ve sorgulama yapmaksızın insan başkalarının kötü dediğine kötü; iyi dediğine iyi diyen insandır. Bu insan, Allah’ın kendisine verdiği aklı israf etmekte olan insandır. Bu insanlar ilkeli olmadıklarından her türlü yanılma ve aldanma nedeniyle dün kötü olarak yaftaladığına bugün iyi diyebilir ki bundan hicap duyacak erdeme dahi sahip değillerdir..
 
 Başkalarının yönlendirmesi ile  gıybet ve iftiraya düşen o insanın mazlumdan aldığı helallik, bunun türevi olan tali derecede zanna düşen insanın kendini kurtaramaz. Yani o insanın evvel emirde hakkını gasp ettiği insanla helalleşmesi dahi onu kurtaramaz. 
 
 Bu nedenle yüzyılın ahlaki ve toplumsal erozyonu olarak adlandırdığımız bu fitne tohumlarını bertaraf etmek ve geleceğimizi umutla inşa etmek ve toplumsal barış amacıyla bir milat başlatmak zorundayız. Suçlu ile masumun iç içe geçtiği iftiranın ayyuka çıktığı, karalama ve manipülasyonun dip noktasını gördüğümüz bu zamanda kirlenmeden temiz  kalmanın zorluğunu hepimiz biliyoruz. Bu lanet çemberinden ancak akıl ve ferasetle  çıkabiliriz. Zira karşımızda bir tane şeytan yok şeytanlara ders veren şeytanlar var..
 
  Akıllı ve ferasetli insan öncelikle ahiretini yakacak eylem ve davranışlardan uzak kalmalı. İkinci derecede ise bu dünyasını kirletecek eylem ve sözlerden uzak durmalıdır. En ahmak insan başkalarının dünyası için ahiretini yakan insandır diyor Hz. Ömer. Bunun yolu Kainat Sultanının ve ardından büyük Allah dostlarının, alimlerin ve gönül adamlarının rehberliğine önem vermek ve onların çizdiği sınırlar içinde hareket etmektir. .
 
 Aklı ve ilmi ön planda tutarak gafletten uzak kalmak ve bin düşünüp bir konuşmak gerek. 
 Birliğimizi beraberliğimizi, millet olmanın temel dinamiklerini sekteye uğratacak, millet olmanın çimentosu olan kardeşlik ve dayanışma ruhunu zaafa uğratacak dedikodu ve yaftalamalardan kaçınmak gerek. 
 
 Ortak aklı harekete geçirmek ve en isabetli kararları vermek için olağanüstü çabaların içinde olmak gerek..
 Yarını bugünden düşünmeyen milletler  tarihsel savrulmalara mahkum olacaktır. Adalet ve erdem bizim geleceğimizi kurtarabilir. 
 Mevlana ve Yunusların yürek rengine ihtiyacımız var. Kavga dili yerine kardeşlik dilini bulmaya ihtiyacımız var. Umut rüzgarlarına hasretiz hepten. Umudun olmadığı yerde fitne dikenleri büyümeye başlar. Unutmayalım ki şeytan, bu dikenleri herkesin kalbine batırmakta ve kanatmakta mahirdir.  Yaşadıklarımız bunun en güzel kanıtı değil mi?
 Tarihten ve imanımızdan aldığımız feyz ve şuur ile küçük göletler değil büyük deniz olmaya ihtiyacımız var. Birbirimizin hatalarını görüp uyarmak ve hayatımızdaki iyilikleri artırmak ve genişletmek zorundayız.  Dillerimizi umut pınarlarına, kalplerimizi okyanusa çevirmek gerek..
 
Yarın çok geç olmadan 
Esen kalın..
Bu yazı toplam 588 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim