• BIST 1.527
  • Altın 404,169
  • Dolar 7,2588
  • Euro 8,7512
  • Kayseri 0 °C
  • Ankara 3 °C

HATIRA DEFTERİ

Ayşegül EMRE

Hatıralar, mutluluğu zamanında idareli kullananların, ileride daha tatsız günlere ulaştığında, lazım olursa diye bir köşede sakladığı tutumluluktur. Gelecekte karşılaşacağı zor günlerde, hatırlayarak huzur bulacağı gerçek bir yatırımdır. Yaşı çok olmaya başlamış herkes gibi o hatıraları yaşadığım günleri mumla arıyor, zihnimde yaşatarak mutlu oluyorum. Gelen günün, çoğu zaman gideni arattığının bir miktar farkında olan Dostoyevski; "Neşeli ya da mutsuz olsun, anılar her zaman acı verir." demesindeki gibi geçmişte yaşamış olduğum neşeli ya da mutsuz anılarımı hatırlamanın temelinde acı ve hüzün var. Sanırım bu hüznü yaşatmaktan keyif alıyor olmamdan kaynaklanıyor ellerim istemsizce öğrencilik zamanım en güzel yadigarı içinde; neşe, samimiyet, dürüstlük, arkadaşlık, dostluk, çokça masumiyet bulunan, hayallerim gibi toz pembe kapağı bulunan, korumaya çalışsamda yılların vermiş olduğu yorgunluk yüzüne yansımış, yanında da sanki içindeki duyguları sıkı sıkı saklayayım diye kilitide bulunan  "Hatıra Defteri" me ellerim erişiyor istemsizce. Defteri açar açmaz kulağımda, arka fonda Nâhit Hilmi Özeren’in güftesi, Osman Nihat Akın’ın Nihavend makamında bestesi olan ;

"Geçti Hayal İçinde Bunca Yıl Bir Gün Gibi/

En Eski Hatıralar Daha Henüz Dün Gibi/

Neden Gönül Bu İçli Hayata Küskün Gibi/

En Eski Hatıralar Daha Henüz Dün Gibi "

eseri çalıyor. Hatıra defterini bu günlere kadar saklayanlar bilirler, belli bir süre sonra o defterleri açtığımızda derin, içli bir nefes alarak patlatırız en içten bir "keşke "yi. İçinde saklı sararmış, kurumuş gözyaşlarımız hayat özetlerimizdir. Defteri ilk açınca temiz ve masum olan insan ilişkileri insanın yüzüne, yüzüne nasılda çarpıyor.

Arkadaşlıkların, dostlukların bir anlamı olduğu o yıllarda herkes ne kadar safiyane yürekli. Herkes ne kadar da çıkarsız. Kalemi alan herkesin söze "Bana kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim" diye başlayacak kadar kalplerimizin süt beyazı olduğu günlerden nasılda geçmişiz. Şimdilerde insanların birbirlerine günahını bile vermediği bulunduğumuz zamana inat o zamanlar birbirimize boyumuzdan büyük temenniler iletirmişiz; "Siyah önlüğünde başarılar, beyaz gelinliğinde mutluluklar dilerim". Büyüklerimizden sık sık ileride karşılaşacağımızın habercisi olan 'En güzel yaşlarınız bunlar' başlıklı nasihatlerini dinlerdik. O nasihatleri önemsediğimizden olsa gerek birbirimizin defterine bunları yansıtır "Gelecek hayatın dikenli yollarında sana kolaylıklar, mutluluklar dilerim."notunu iletirdik. Gelecek zamanda herkesin herkesi nasılda unutacağından habersiz iddalı manileride o zaman kaydetmişiz;

"Burası bir tiyatro dediler,

Herkese bir rol verdiler,

En zoru bana düştü,

Seni unutmamı istediler."

          Bu mani gibi şimdilerde yüzümüzde tebessüm oluşturan, verilmiş bir çok söz geleceğin yalanlarına gebeydi ve bizler o anlarda bunun farkında değildik.

Şimdilerde ise farkında olmak, bu masum zamanı tekrar yaşayamamak ve yaşayamayacak olmanın bilinci acı verici. Elektronik ortamda, sıcaklığı mümkün olmayan, kendini sadece sanal alemde ifade edebilen, farklı duyguların sahibi mekanik insanların oluşturduğu, kurduğu hiç bir cümle hatıra defteri tadındaki samimiyet ve masumluğu elbette yakalayamamakta.

Hepsi için aynı şeyi söylemem doğru olmaz ama bir zamanlar bir simiti paylaşmakla mutlu olabilen arkadaşlık ilişkilerinin artık mutluluğu yakalayabilmesi için ya maddesel araçlara, büyük hediyelere, ya da onlar için verebileceğimiz büyük tavizlere ihtiyaç duyuluyor. Bunlarla ancak mutlu oluyor, ancak doyuruluyor açlıklar, ancak bu şartları yerine getirirsek arkadaş listelerinde ismimiz yer alıyor. Arkadaşlıkların temelinde çıkar ilişkilerinin olması içten içe huzursuz ediyor hepimizi.

Geçen akşam yine önceki yazımda bahsettiğim türden merakım geldi. Dünyada araştıracak, merak edilecek insan kalmamış gibi nasıl olduysa kendimi Antik yunan filozoflarından Epikür'ü araştırırken buldum. İlah hiç bir şeyi boşuna düşündürmez. Okurken kendime gülsemde şimdi düşününce idrak ediyorum demek ki burada sizlere paylaşmama vesileymiş onu okumam, merak etmem. Çünkü o, konumuzla bağlantılı olan arkadaşlığı son derece önemsemiş ve bunu savunmasıyla ön plana çıkmış bir filozof. O, mutluluğun denge, ılımlılıkta olduğunu ve mutluluğun sadece arkadaşlıktan geçtiğini savunmuş. Epikür "İyi bir dost, mutluluktur.” demiş. Savunduğu gibi iyi bir dost, arkadaş neden gerçek mutluluk sebebi olmasın ki. Zaten en çok bunun özlemini çekmiyor muyuz?.

Biz büyüdük ve kirlendi dünya. Modern zamanda insanların tutunmak için bu yüzden en çok anılara ihtiyacı var.

Artık insan, yeterince tutunamıyor insana. Muhabbet etmeyi çok sevdiğimiz insanlarla artık iki kelime edecek samimiyeti bulamayan herkes geçmişe kaçamak yaparak; kimi hatıra defterine sarılarak, kimi eski eşyalara anlam yükleyerek, kimi eski fotoğraflarda bir parça anıları yaşatarak teselli buluyor, özlem gideriyor. Mutluluk, birazda geriye gitmektir.

Şükrü Erbaş ne güzel ifade eder; "Anılar... Yaşarken seçip istemesekte sonradan sahiplendiğimiz durdukça değerlenen yaşantı parçacıkları. Kimi gün kederle, kimi gün hazla kirpiklerimize takılan geçmiş zaman ölüleri. Akıp giden zamanı bize gösteren dönüp dönüp kendimizi seyrettiğimiz ayna."

          Her birimiz için gurbet olan bu dünyada gerçek arkadaşlıkların, samimi dostlukların bizleri bulmasını temenni ediyor, yine hatıra defteri samimiyetinde sizlere veda ediyorum;

 "Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma,unutursanız küserim yazılarımı keserim."

 (Kıyamam ben yinede yazarım.:) )

Bu yazı toplam 1760 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim