• BIST 102.209
  • Altın 226,099
  • Dolar 5,3001
  • Euro 6,0000
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

GENÇLİĞİ BEKLEYEN TEHLİKELER.

Serdar  Kayhann

Sevgili Gençler.

Hayat su gibi akıp gidiyor. Gençlik daha hızlı.. Hani derler ya. Gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta ise günler uzun, yıllar kısadır.

Sizleri gelecekte hem çok büyük tehlikeler hem çok büyük başarılar bekliyor. Bunlardan hangisinin sizinle temas kuracağını çoğunlukla kendin iradeniz belirleyecek.. . Düşünün Einstein ilimle uğraşmasaydı bilim adamı olabilir miydi? Mimar Sinan sanatla uğraşmasaydı bugüne ulaşan eserler verebilir miydi? Ben şahsen şuna inanırım. Yaratan her insana farklı bir meziyet vermiş. İş bunu ortaya  çıkarıp geliştirmekte…

Bu yüzden önünüzde sizi bekleyen hayat yolundaki kulvarların yol ayrımlarında  hata yapmamanız , yol üzerindeki tabelaların hangisinin sahte hangisinin gerçek olduğunun idrakine varmak ve hayatımızdaki hataları minimum seviyeye indirmek için bu yazıyı  yakınlarınıza da okutmanızı  istirham ediyorum.

Şöyle düşünün şehirlerarası bir yolda kendi aracınızla seyahat ediyorsunuz ve önünüze çatallaşan bir takım yollar çıkıyor.  Bu yollardan bazıları sizi onurlu başarılara ve mutlu yarınlara taşıyorken bazıları sizi karanlık dehlizlere ve derin çukurlara götürüyor. Ancak siz hangi yolun iyi hangi yolun kötü olduğunu kavşaktaki emarelere bakara anlamıyorsunuz. Çünkü tüm alametler şifreli yahut gizli.. Bunun yanında yol  üzerinde yer alan uyarı tabelalar ise bir çoğu değiştirilmiş ve tuzaklarla dolu..

Sizler bu yolda daha önce yolculuk yapmadığınız için yolda gibi çukurlar, engeller veya bataklıklar olduğunu veya yolda ne gibi tehlikeli hayvanlarla veya eşkiyalarla karşılaşabileceğinizi bilmiyorsunuz. . Yahut hangi yolun zafere giden yol olduğunu da..  

Bu konuda size yardımcı olacak çok önemli rehberler, enstrümanlar hayat koçlarından bahsedeceğim. Bunlar sizin bugün sahip olduğunuz gençliği 25 yıl önce geride bırakmış ancak dünü  bugün gibi zihninde sıcak tutan bir abinizin tecrübe imbiklerinden süzülen katreler..

Sizler bu hayat serüveninde bazen düşecek bazen yükseleceksiniz.  Bazen ağlayacak bazen kahrolacaksınız. Bunlar her insanın başına gelecek hadiselerdir. Sorarım size, dünyada ağlamayan tek bir insan var mıdır?  İnsan ne kadar katı yürekli olursa olsun en azından çocukluk ve gençliğinde ağlamıştır..  Önemli olan olumsuz hadiseler karşısında ne yaşadığımız değil bunlara karşı bizim tavrımız ve irademiz. Her çocuk düşer, düştükten sonra kalkmayı bilmezse bir daha yürüyemez. Ben size düştüğünüzde kalkmayı öğrenmenizi tavsiye edeceğim.

Güçlü olmak, yenilmemek, mağlubiyete gömülmemek. Her mağlubiyeti zaferin bir aşaması olarak görmek. Her zaman önünüzdeki büyük zaferlerin ümit ışığı ile avunmak . Bunlar insanı  diri tutan özellikler ve meziyetlerdir. Hayat yolundaki küçük başarısızlıkları daima bir kazanç olarak görmek gerek. Arkadaşlardan yenen kazıklarla ümitsizliğe kapılmamak, aksine onları hayatın ışıklı takları olarak görmek ve her birinden ders almak gerek. Hiçbir insan yoktur ki hayatında mağlubiyet olmasın. Hz. Peygamber(sav) bile Uhut savaşında kısa süreli de olsa bir mağlubiyet yaşamıştır. Mağlubiyetin  insana kattığı değer ,belki zaferden daha fazladır.

Bir çocuk ormanda yürürken bir kelebek kozası görür. Merakla onu seyre dalar. . Bu sırada yeni olgunlaşmaya başlayan bir kelebek, kozadan çıkmak için kozanın duvarını zorluyormuş.

Çocuk kelebeğin zor durumda olduğunu zanneder ve .“Ben şuna yardımcı olayım da bir an önce kozanın duvarını yırtsın.” Diyerek kozayı bıçakla yırtmış. Kelebek dışarı çıkmış çıkmasına ama uçamıyormuş..

Bir müddet kelebek çırpına çırpına ölür. Çocuk üzgün bir şekilde annesinin yanına gelir . Annesine ona kelebeklerin kozayı yırtmak için yüksek bir gayret gösterdiklerini ve bu gayret sonucu kelebeğin kanatlarının güçlendiğini bu nedenle rahat uçabildiğini anlatır. Sen ise kelebeğin kanatlarının güçlenmesine fırsat vermediğin için kelebek şu uçamadı ve çırpına çırpına can verdi. Hayat da böyledir. Önümüze çıkan küçük sorunlar gelecekteki daha büyük sorunlar için antrenman hükmündedir.  Bu yüzden her engeli bir kazanç kapısı görmek ve ona ibret nazarıyla bakmak gerek..

Hayat yolu her zaman güllerle dolu değildir. Bazen yol üzerinde  sizi yanıltacak ve manipüle edecek çok parlak ve ışıklı tabelalar da göreceksiniz.. Çoğunlukla zehiri altın tabakta sunarlar. Hiç kimse zehiri paslı bir tabakta sunarak işini riske etmez. Bunlar büyük çoğunlukla şeytanın kurduğu ve sizi aldatacak yaldızlı tabelalardır. Şeytan size kurduğu tuzağı Mutlaka allar pullar ve sizi aldatmayı  dener.

Bu yüzden yol rehberlerimiz var. Sizin en büyük rehberiniz aileniz olmalı.  Dünyada hiçi kimse size ailenizden daha yakın olamaz ve hiç ikimse sizi aileniz kadar karşılıksız sevemez. Belki kız arkadaşınız veya erkek arkadaşınız sizi çok seviyor olabilir Ancak aranız bozulduğunda en büyük düşmanınız o olacağını unutmayın. Bakın birbirini ölürcesine severek evlenen çiftlere boşanma davasına gelince birbirlerinin en mahrem sırlarını ortaya dökmüyorlar mı?

Oysaki siz anne babanıza kötülük dahi yapsanız onlar sizi asla reddedemez. Bu da gösteriyor ki anne baba sevgisi fıtraten bize Allah tarafından verilmiş nimettir. Bu nedenle ilk olarak  görüş ve düşüncelerine başvuracağımız tecrübelerinden ve öğütlerinden istifade edeceğimiz ilk insanlar anne baba ve kardeşlerimiz olmalı.. Anne babası hayatta olmayanlar veya yeterince istifade edebilecek konumda olmayanlar dayı, amca ve teyze gibi yakın akrabaları bunların yerine koymalıdır..

Bunları niye anlatıyorum. Tecrübeyi ve bilgi birikimini asla göz ardı etmeyin. Nasihat ve öğütlere burun kıvıranlar asla hayatta başarılı olamazlar. İnsanların en ucuza alabildiği ancak kıymetini bilmediği en önemli hazine öğüttür. Hava ve su gibi. Bedavadır, ancak yokluğunda hayatınızı dahi kaybedebilirsiniz. Dünyanın en zeki siyasetçisi dahi olsanız tarih bilmiyorsanız yenilmeye mahkum olursunuz.. Zira tarih de başka milletlerin ve devletlerin tecrübe birikimi demektir.

Bir apartmanın birinci katından bakarsanız yer yüzünden gördüğünüz alan sınırlı olacaktır. 10. Kata çıkarsanız daha büyük bir alanı görürsünüz. Bir gökdelenden dünyaya bakarsanız çok şeyi görürünüz. Bir uçakla dünyaya bakarsanız her şeyi görürsünüz. Bu, aynen insan hayatına benzer . 10 yaşındaki bir çocuk birinci kattaki insan gibidir. Çok fazla şey görmez.  10. kattaki insan 20 yaşındaki genç gibidir. Daha fazla şey görür.  Ancak gökdelendeki insan 30 yaşındaki insan gibidir. İnanılmaz şeyleri görür ve mutlu olur. Uçaktaki insan ise 40-50 li yaşlardaki insan gibidir. Akıllı bir insanın görebileceği her şeyi görür. Yaşın ve tecrübenin önemi budur işte..

Voltaire şöyle der.. : Pek az insan başkalarının deneyimlerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.

Gençliğinizde doğru bilgiyi alır ve onu özümserseniz sizi yanıltamaya çalışanları ferasetinizle fark eder ve onlardan size zarar gelmesini engellersiniz.  Pek çok gencin uyuşturucuya başlama şekli en yakınındaki dosta bildiğin insanlardan kaynaklanır. Size maskeli bir yüz takını ve sizi ummadığınız bir yerden yakalar. Sizin bunalımda olduğunuz veya üzgün olduğunuz bir anı yakalar ve sizi zehirler..  Size rahatlamanız için bir ağrı kesici veya iyi ders çalışmanız için size bir doping adı altında uyuşturucu verir ve sizi o melanete bulaştırırlar ki artık onların esiri olursunuz. Unutmayın bu şebekeler uyuşturucuyu size önce bedava verir,  çünkü siz onlar için  potansiyel bir sömürü aracı olacaksınız yakın  bir gelecekte..  Gençlerin arkadaşlarına aldanma nedenleri onların son derece deneyimsiz oluşları  ve  henüz ruhen kirlenmedikleri için herkesi kendileri gibi temiz ve pak olarak görmeleridir. Oysaki şeytanın askerleri boşdurmuyor. Nice insanları kendine köle yaparak başka insanları aldatma peşinde koşuyorlar..

Cinsel saldırı mevzuu günümüz gençlerinin en yumuşak karnı en hayati mevzudur. Hem erkekler hem kızlar bu uyarılarımı bir abi nasihati olarak almalı ve ömürleri boyunca  bunu akıllarınızdan çıkarmamalıdırlar.

Öncelikle ceza hukukumuz bu konuda ne diyor onları harfiyen öğrenmemiz gerekir. Neyin suç neyin suç olmadığını bilmezseniz bu hayat sizi fazlasıyla yorar.  Sizin çok masumane gördüğünüz bir hareket veya davranış sizin ömrünüzün heba olmasına neden olabilir. Cansel olayını asla aklınızdan çıkarmayın. Gençlik heyecanı ile yaptığınız bir anlık hatayı hayatınızla ödersiniz. Unutmayın kim olursa olsun her insanın potansiyel bir suçlu olabileceğini unutmayın sizler kendi güvenlik tedbirlerini kendiniz oluşturun.

Aklınızı daima his ve duygularınızın önüne koymalısın. Duygularınızı aklınızın dizginleri arasına almayı unutmayın. Nefsinizi terbiye ederek onu dizginleme egzersizleri yapın. Nefsinizi rehabilite etmeyi öğrenin. . Terbiye edilmemiş bir at yarış kazanabilir mi?.

Kontrolsüz güç güç değildir. Önce aklınızı iradenizi ve nefsinizi kontrol etmeyi başarın. Sizler küçük hazlar peşinde koşarken sizleri buna alet ederek kendi süfli emelleri için sizi kurban edebilecek insanların olduğunu unutmayın. Unutmayın ki günümüzde insanlar vicdani bir erozyona uğradılar. Bir dakikalık zevk için bir insanın hayatını bitirmeyi göze alan insanlar var bu dünyada ne yazık ki… Sizi  istismar edecek ve kişiliğinizi hasara uğratmak için ellerini ovuşturanlar olduğunu unutmamalısınız.

 Sonra yıllar geçince yakıcı bir pişmanlık ateşine düşersiniz.. Bu nedenle ailenizden ve yakın çevrenizden habersiz hiçbir arkadaşlık veya dostluğunuz olmasın..  Erkek veya kız arkadaşınızı mutlaka ailenizle tanıştırın. Aklınızın kabul etmediğini nefsinize haram kılın ve bu konuda verilecek tavizin sizi tahmin edemeyeceğiniz tehlikelere kapı açacağını aklınızdan çıkarmayın ve çelik gibi bir iradeye sahip olun.

Gençlik yılları, kanın taze aktığı ve duyguların şaha yaptığı dönemlerdir. Nefis, duygusallığın yoğun bombardımanı altındadır bu nedenle (git –gel) ler yaşar.  Nefsi kontrol etmenin yolu yüksek idealler peşinde koşmak ve bir yüce davaya gönül vermektir. Bu vatan sevgisi, Allah sevgisi, ilim sevgisi, kitap sevgisi, insan sevgisi, sanat sevgisi, vs. Yüce bir davaya inanmış ve bu yolda yaşayan insanın ölümü bile yücedir. Bu insanlar ölümleri dahi arkada bir mesaj ve anlam bırakır..

Bu sevgi ve muhabbet kulvarlarına olan ilginiz hem nefsinizi terbiye edecek hem sizin olgunlaşmanızı ve size kurulan tuzakları fark ederek hata yapmamanıza yardımcı olacaktır.

Necati DAŞTAN

Kayseri Hakimi

Bu yazı toplam 1367 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim