• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C

EDEP YA-HU

Tugçe Merve Elmacı

Büyük bir avluda yürüyorum. Gökyüzüne dokunmaya çalışan ağaçların arasında "O" nun  ilk harfi "Elif" gibi tek ve hür, dimdik selvileri seyrediyorum. Güneşin hafif ısıttığı bu ikindi vaktinde büyük bir hüzün onlara da çökmüş. Sessiz olmaya çalışarak ağlayan ama hıçkırıklarına engel olamayan kalabalık bir topluluğun dinlediği Kur-an'ı Kerim...  Birkaç adım daha ilerliyorum. Hemen önümde bir basamak yükseklikte dikdörtgen, parlak bir mermer... Sonun başlangıcıdır musalla taşı... Koca Devlet-i Aliyye'nin padişahı yatıyor. Hem de kendi sarayı Topkapı'da, kendi odası olan Has Odanın önünde...

Düşünsenize bir odanız var; kapıdan her defasında girer ve çıkarken, kapı üstünde 'Esselamu aleyke ya resulullah' (selam sanadır ey Resulullah )yazısıyla karşılaşıyorsunuz. Resulullah'ın hırkası, sancağı, sakalı şerifi gibi kutsal emanetlerin saklandığı dolaplar arasındasınız. Odanın dört duvarında kabe örtüsü asılı. Odanın kubbesinde "Ahzab Suresi" ayetleri, kubbe eteğinde ise 10 ayetlik "Fetih Suresi" yazılı.  Ön kapısı nice padişahların cenaze namazının kılındığı yerdeki musalla taşına (teneşir) bakarken arka kapısı ise vefattan sonra tüm padişahların gasledildiği gassil çeşmesine bakıyor. Çeşme suyu oluğa açılıyor ama giderden karışmıyor. Tekrar büyük ve geniş bir havuza akıyor. İşte suyun havuzda tekrar toplandığını simgeleyen bu çeşme  ruhlar aleminden anne karnına düşen bebeğin ölümle beraber tekrar doğuşunu simgeliyor. Ömür nasıl geçiyor... Su gibi aktı ve geçti değil mi? 
 
Ecdadlarımızda Peygamber sevgisi ve Hz. Muhammed (sav) 'e hürmet çok  yüksek derecededir. Bu haya ve edep yönetimle birleşince 3 kıtada 623 yıllık bir imparatorluk doğmuştur. Hırka-i Saadet  dairesinin temizliğinden çıkan tozlar bile çok kıymetli idi. Ayak altında çiğnenmesin diye padişahların naaşlarının konulduğu sekinin köşesinde yer alan kapaklı kuyuda toplanırdı. Padişah kabirleri bu tozlarla gömülür böylece kutsal emanetlerin tozuna bile hürmet edilirdi. Bu daire girişindeki şadırvanda ise içeri giren elini ıslatır çıkanda elini ıslatırdı. Hürmet ifadesi olarak anlamı şuydu; dışardan içeriye toz sokulmayacak içerden dışarı ise bu kutsal emanetlerin tozu çıkmayacak.
Bu hassasiyet devlet yönetiminde de çok önemliydi. Divan kararları Arz Kapısında padişaha  sunulurdu ve şeyhülislamdan onay alınırdı. Devletin kararlarını onaylamak büyük bir sorumluluktu. İşte Arz Kapısısın üstünde padişahların kararları onayladığı yerin tam karşısındaki yazı; "Resül Hikmeti mehafetullah" (hikmetin başı Allahu Teala'dan korkmaktır) Devlet-i Aliyye işte bu hassasiyetle yönetiliyordu.
Bir saraydan Dünya'ya açılan pencerede, edep temsili bizim ecdadlarımızdır. Hicaz demiryolunu yaptırırken mukaddes topraklarda yatanları rahatsız etmemek için rayları deri ve  bezlerle sardıran Sultan II.Abdülhamit Han'ı ne çabuk unuttuk.
Mekke'de Kabe yakınındaki Osmanlı eseri "Ecyad Kalesi" inşaatında çalışan işçi ve ustalar, eserin yapımı sürecinde mukaddes topraklarda bulundukları için hiç dünya kelamı etmeyip çalışma esnasındaki konuşmaları; besmele, tekbir, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet, salat ve selamlarla kodlayan ecdadımızın torunlarıyız.

Osmanlı sultanlarının edep ve hayası anlatılmakla bitmez. Sadece Topkapı Sarayı'nı gezerek bile bunu iliklerinize kadar hisseder ve gözlerinizle görürsünüz.

Ne güzel demiş Yunus Emre;
İlim meclislerinde aradım, kıldım talep,
İlim geride kaldı, illa edeb, illa edeb...
 
Hadis ile müjdelenen, o güzel kumandanın torunlarına yakışır şekilde hayatımızı Resulullah(sav) 'in edebiyle edeblenebilmemiz temennisiyle...
 
 
instagram: t.mervelmaci
facebook: tuğçe merve elmacı
www.tugcemerveelmaci.com
 
Bu yazı toplam 961 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim