• BIST 1.408
  • Altın 461,324
  • Dolar 8,0625
  • Euro 9,6585
  • Kayseri 11 °C
  • Ankara 14 °C

Edebiyat ve İnsan

Zeynep Rânâ TEĞMEN

Kısaca edebiyattan bahsedecek olursak; Edebiyat, herhangi bir kişinin duygu ve düşüncelerini kendine has bir dille, estetik kurallara göre, yazılı veya sözlü olarak dile getirdiği bir bilim dalıdır, diyebiliriz.

İnsan topluluğunun daima gelişip ilerlemesi için dile ve edebiyata ihtiyaç vardır. Dil bir vasıtadır. İnsanlar arasındaki anlaşmayı sağlar. Edebiyat için dil, olmazsa olmaz en önemli unsurlardan biridir. İnsan ise okuyan, düşünen, konuşan, duygularını ortaya koyan bir varlıktır. Edebiyat ile arasındaki bağ oldukça kuvvetlidir. Hatta insan, edebiyatın olmazsa olmazıdır, demek daha uygundur.

İnsanlar, sürekli gelişip değişen varlıklar oldukları için her daim duygularını ifade etme özgürlüğü içerisindedirler. Bu duyguları da şiir, roman, özlü sözler gibi edebi unsurlarla ortaya koyarlar. Amaç hem kendi içindekileri aktarmak hemde okuyucuyu etkilemektir. Ortaya koyulan bu yapıtlar sayesinde insanlar edebiyata yönelirler ve edebiyatla bütünleşirler. İnsan ile edebiyat hariç başka bir bilim dalının bu derece ilgili olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insanlar, ruh dünyasını ancak edebiyat yaparak dışa vurabilirler.
 

Gülmek, ağlamak, konuşmak, mani okumak, türkü söylemek, şiir yazmak gibi unsurlar aslında yapmış olduğumuz birer edebiyattır. Birisi her ne kadar edebiyatla ilgisinin olmadığını düşünürse düşünsün yine de ondan kopamaz. Hayatın her anında edebiyat bizimledir. Edebiyat insana, insan edebiyata muhtaçtır.

Eskiden itibaren söylenilegelen maniler, türküler, hikayeler, şiirler, özlü sözler edebiyatın ilgi alanına giren ürünlerimizdir. Okuma yazma bilmesek dahi bu ürünlerden elbette faydalanmışızdır. Bütün bunlar bizim değerlerimizdir ve bizler yaşadıkça bu süreç böyle devam edecektir. Bu ürünlerin estetik bir şekilde icra edilmesi de edebiyat için ayrı bir önemlilik arz eder. Güzellik kavramı insanda hayranlık duygusunu uyandırır. Ortaya koyulan eserin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliği okuyucu için ön planda tutulur. Bu da ancak estetik güzellikle yazılırsa mümkün olur. Örneğin, okuyucu romandan o kadar etkilenir ki kahraman ile özdeşleşir. O ne hissederse okuyucu da etkilenip aynı duyguları hisseder. Aslında insanlar edebiyatla iç içedir ve bunun farkına varmazlar. Dışa vurmuş olduğumuz bu duyguların bizim insani değerlerimiz olduğunu çoğu zaman anlayamazlar.

Sonuç olarak; artık bilmemiz gereken önemli bir husus var ki, o da ne yaparsak yapalım edebiyattan asla soyutlanamayacak olmamızdır.

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi-

Bu yazı toplam 11543 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim