• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

DEVLETİN İHYASI VE KADRO SORUNU

Serdar  Kayhann

“Ey oğul! Unutma ki Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.!"

Şeyh Edebali

 

Bir kamu bürokratı, süresinden önce rıza dışı görevinden ayrılırsa ne hisseder? Artık ülkesine ve milletine hizmet edemeyeceği için mi üzülür, yoksa şöhret ve itibarı elden gittiği için mi? Bunun yanında daha iyi bir gelir elde etmek için ayrılanları dahi devlet, bünyesinde tutamıyorsa sistemin işleyişinde bir sorun yok mudur sizce?

Bunu bürokratların vicdanına bırakalım ve şu soruyu soralım. Zorla bıraktırmalar bir yana devletine hizmeti aşk derecesinde tutkun bir bürokrat, önünde çalışabileceği uzun bir zaman varken neden görevinden erken ayrılma ihtiyacı hisseder veya erken emekli olma dilekçesi verir. Bunun tek bir anlamı vardır.

Devletine layıkı ile hizmet edemeyeceğini anlamış, yahut yaptığı işin vicdanıyla ters düştüğünün farkına varmıştır. Peki vicdanlı ve liyakatli bürokratları bu şekilde kaybeden devlet yerine neyi koyabildiğini biliyor mu? Yahut bu kayıp nedeniyle devletin ne kazanıp ne kaybettiğini hesabını yapabildik mi.?  Bunun öncelikle bir kul hakkını ihlal olduğu bilinmez mi? Peki hangimizin mahşer günü bunca kul hakkını ödeyecek sevabı var ki.. Hadiste anlatıldığı gibi her birimiz müflis bir tüccar konumuna düşmekten korkmuyor muyuz? Devletin bir bürokratının çalışma verimini sonlandıran bir insan bunda bir vebal ve korku görmüyorsa buna sözümüz yok. sadece aklının başına gelmesi için dua etmekten başka.. Bu kayıplar totalde devlet üzerinde nasıl bir yük ve yıkım oluşturuyor acaba.biliyor muyuz). Tek tek doğuran yıkımları görmeyen devlet, bütünün yıkılmasından neden endişe eder ki.?

İdeal devlet odur ki en yetenekli insanları uhdesine alır ve onlardan istifade eder. Bu hem bürokrat  için bir kazanç ve teminattır hem devletin bekası için. Oysa bugün istisnalar haricinde zeki ve yetenekli insanlarımızın büyük çoğunluğu özel sektörde. Acizane bunu ağır bir kayıp olarak görmeyen var mıdır aramızda.?

En iyi öğretmenler özel okullarda , en iyi hukukçular özel avukatlık yapıyorsa en iyi  mühendisler ve  en iyi ekonomistler serbest çalışıyorsa bu duruma üzülmek ve kahrolmak gerekmez mi?   Ancak devletin çalışma mantalitesine baktığımızda bu tablonun kısa vadede düzelmesini beklemenin zor olduğunu görmekteyiz.. Zira devlet, çalışanları arasında ödül ve ceza uygulamasını adil bir şekilde uygulamada başarılı  olmamıştır bu güne dek.  Teftişler başarıyı ölçmek yerine günü kurtarmak ve cezalandırılacak insanın hatasını bulmaya odaklı.. Ödülü çok nadir uygulayan devlet cezayı ise çoğu kez başarıyı özendirmek için değil bilinmeyen başka saiklerle yapma ihtiyacı hisseder.

Büyük devlet olmak istiyorsak bu hantal yapıdan hızla kurtulmalıyız.. Aksi halde bu fasit daire önce devleti sonra milleti yok eder. Bakın kamu kurumlarına. Kat kat  verimli olan bir memurla , görevinin yarısını yapmayan memura bakışın aynı olduğunu görmüyor muyuz? Yahut kadro fazlalığı nedeniyle oturmaktan başka iş yapmayan memurlar. Bunların her biri  ateşten bir gömlektir bilenler için.. Bunun bir başka yönü ise işini hakkıyla yapanlarda çalışmanın enayilik ve aptallık olduğu algısını oluşturmasıdır. Köhnemiş bir devlet kendini bu cendereden kurtaramıyorsa geleceğini nasıl dizayn edecek. Çalışma barışı bozulan bir ülke mutluluk değil sadece acı ve  yılgınlık biriktirir...

Gönüllük esasına bağlı olarak yapılması gereken görevler var. Ancak kimi nedenlerle çalışanların çalışma aşk ve şevklerinin kırılması uğruna yetenekleri heba eden bir anlayışın bu devlete ne kazandıracağını anlatabilen bir feraset sahibi çıkar mı acaba. Aksine bürokratını çalışmaya motive edemeyen amirlerden bu durumun hesabı sorulmalı ve gerekirse derhal görevlerini  bıraktırmaları istenmeli.. Aksi durumda başarıyı  hiçbir zaman yakalamak mümkün olamaz.. Oysaki  yapılması gereken tüm yeteneklerin devlete hizmet esasına göre konsolide edilmesi ve çalışanların kendilerinden beklenenin ötesinde bir performans ile ülkesini en ileri seviyeye çıkarma telaşı  ve azmi olmalı.. Peki burada bir aksaklık varsa bunun onarılmasını beklemek  hakkımız değil mi?:

Devlet bugün atalet harmanına dönmüş durumda . Çalışmayı ve başarıyı özendiremediği gibi Çalışanları arasında verimi ölçemeyecek bir konumda. Bunu yapamayan bir devlet verimi nasıl artırabilir ki.  

Bu yüzden ideal bir bürokrat görevden alınınca sadece şuna bakar. Benden sonra göreve getirilen kişi benden liyakatli veya bana eş değerde ise sorun yok. Ancak benden sonra göreve gelen daha kötü ise durum ne olacaktır.  Düşünülmesi gereken hadise bu...

Hz Ömer e diyorlar ki senin oğlunu halife yapmak istiyoruz. Şöyle cevap veriyor.  Bir evden bir tane kurban yeter. Siz görevi layıkı ile yapmaya çalışırsanız o görev sizi ezer ve yorar. Ancak siz orayı arpalık olarak görürseniz oradan ayrılmak size zül gelir ve üzülürsünüz.

Makamların hakkını vermeyen bürokratlarını ayıklayamayan devlet kendi ömrünü kısaltmış oluyor esasen. Zira devlette verimlilik esası olmalı. Devlet işleri kendi kaderine bırakamaz. Zira işleri bürokratın kaderine bırakan devlet kendi bekasını da insanların insiyatifine bırakmış demektir.

Bir de görevdeki yükselmeler sorumuz var. Şayet bir devlette yükselmenin kriteri başarı ve liyakat değilse orada yozlaşmaya aralanmış bir kapı var demektir. Demek oluyor ki bu aradan liyakatsiz insanlar çıkabilir ve devlet çarkı verimsizliğe mahkum olabilir anlamına gelmez mi?  Sonra bizler liyakatsiz memurun yükselmesinde imzası olanları soruşturacak bir mekanizma bile kuramamışken….

Yazıyı yine Şeyh Edebali ile bitirelim.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın..

Bu yazı toplam 356 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim