• BIST 85.274
  • Altın 248,056
  • Dolar 6,0557
  • Euro 6,7552
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

CEHL-İ MÜREKKEP

Ebubekir Bağcı

 Dünyadaki ilk 500 üniversite arasında sadece iki tane Türk üniversitesinin adı geçiyor. Diğerleri yok gibi bir şey. Bu üniversitelerin biri özel diğerinde Amerikalıların parasıyla kurulmuş. O kadar devlet üniversitesi olmasına rağmen biri bile ilk 500 içinde değil. Her gün sayısı arttırılıyor. Ticarette bir ürün ne kadar çoksa fiyatının düştüğü gibi üniversitelerin sayısı artıkça eğitimin ve öğrencinin kalitesi düşüyor. Zaten akademik üretimde yok gibi olan memleket iyice belirsiz bir duruma düşüyor. Üniversiteden önce doğru düzgün “eğil-tilememiş” öğrencilere, sadece sınavda belli konuları öğretip bunu hayatına yayamayan, bilmeyen öğrencilere üniversite okutup “mürekkep bulaşmış cehaletin” şiddetini arttırıyoruz.Hala eğitimde köprüyü geçene kadar kafası var. Sınavdan sonra kimse konuyu hatırlamıyor bile. Üniversitelerde memlekete faydalı olacak çok değerli isimlere unvan verip susturuyoruz. Bu sadece oralarda öyle değil yediyüz seksen bin metre karenin her yeri aynı.

 Devlet büyüklerimiz desteğin arttığını bazen dile getiriyor, beyin göçünün tersine döndürüleceğinden bahsediyor ama hala gelişme yok. Sayısal bölüm seçen öğrencilere devletimiz cazip teklifler sunuyor. Bazı bölümlerin kontenjanı boş veya az tercih ediliyor, buna rağmen üniversite sayısı artıyor. Ayrıca üniversitelerdeki akademisyenlerin yükü ağır. Bir yanda eğitimden sorumlular bütün gün derse giriyorlar, sonra akademik faaliyetlerini yapmaya çalışıyorlar. Hem eğitmek, hem üretmek aynı anda olması zaten büyük hata. İkisi zaman isteyen eylemler. Ya eğit, ya üret. Öte yandan üniversite ve öğrenci sayısında artış var fakat akademik kadro bazı üniversitelerde sınırlı. En alakasız yere en alakasız akademik birimler açılıyor en alakasız adamlar başına konuluyor. {Bu arada lisans öğrencisi kadar yüksek lisans öğrencisindeki sayıda da artış var.)

Bana göre üniversitelerde ders verecek akademisyenler ayrı akademik çalışma yapacak akademisyenler birbirinden ayrılmalı. En azından denenmeli. Bilimsel yayınlarda gerilerdeyiz. Bu insan hangisine zaman ayıracak. Bilimsel yayınlarda ülkemizin bir artış göstermesi isteniyorsa akademisyenlere çalışmalarına daha fazla zaman ayırabileceği olanaklar sağlanmalıdır. Üniversiteler bulunduğu yerin ekonomik yaşamınıda etkiliyor. Dağın başındaki ilçeye yüksekokul açılıyor. Her şehire bir üniversite açılmasının nedenleri arasında ki faktörlerden biride budur.

Okumaya fırsat bulamamış dâhilerimizi değerlendiremiyoruz. Avrupa teknolojiyi üretmesini, kullanmasını, satmasını biliyor ama en önce  insanını değerlendirmesini de biliyor.  En değerli yatırım insana yapılandır. Batıllar önce insanını düşünüyor. Sonra içinde tıpkı altın arayan madenci gibi önemli olduğunu düşündüklerini seçip özel eğitim vererek mental hazinesini besliyor. Bunu sadece kendi halkına yapmıyor, diğer ülkelerden de seçiyor. Bir ülkeye teknoloji satıyor fakat tohumu yine onlarda. Geçen haftalarda Gaziantepli bir dehanın hikâyesini okumuştum. Mennan Usta. Gaziantep’e gelen Fransızlar tekstilcilere akıl vermektedir. Makinalarınız yetersiz, yenileyin dünya pazarı sizin olsun, en iyi makinaların Fransızlarda vesaire… Kendi makinalarını pazarlamaktadırlar. Dinleyenler arasında olan Merhum Mennan Usta kendine has Antep şivesiyle: “Bu adam ne diy?” der.

Mennan Usta makinanın resmine bakarak aynısını yapmayı kafaya takar. Fransızların 3 milyon Euro’ya satacağı makinayı… 50 bin liraya üretir.Mennan Ustanın uluslararası fuarlara girişi yasaklanmıştır. Devletimiz böyle paha biçilmez insanları toplumdan seçip neden ilgilenmiyor. Allah her topluma böyle insanlardan lütfeder. Bizimkiler kıymetini bilmiyor. Merdivenin ilk basamağından bakınca sonunda nereye çıkacağınızı görürsünüz. Böyle paha biçilmez insanların okula başladığı ilk dönemlerde diğerlerinden farklı olduğu anlaşılmaz mı?

Ben ilkokula başladığımda benle başlayan bir çocuk okumayı yazmayı çok çabuk öğrenmiş öğretmenler birinci sınıf bitmeden abisinin sınıfına yerleştirmişlerdi. Diğer bir konu. Üniversiteleri sanayicinin amelesi yapılması. Sanayici ile akademisyenlerin ortak çalışması amacıyla kurulan “Teknoparklar”   İsim “Teknopark” Evet gerçekten park, o kadar gereksiz şeylerle dolmuş ki hepsi üretmiyor, yan gelip yatıyorlar.Amerika’da bilindiği gibi “Silikon Vadisi” var. Adamlar bu vadide teknoloji üretip satıyor. Yerin adından belli. Teknoparktaki firmaların çalışmalarını TÜBİTAK’ın denetlemesi gerektiğini düşünüyorum. Konuyu  Hz Ali’nin şu sözüyle bitirirelim. “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” Eğri eğitim alıp doğru bireyler yetiştirilmesi bekleniyor. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 2193 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim