• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 13 °C

Boş vakit ve Sağlığın Kıymeti

Abdulaziz ÖZTÜRK

 

İslam medeniyeti zaman üzerine inşa edilmiş olup insanın doğumundan ölümüne kadar zamanı en anlamlı şekilde değerlendirmeyi ön plana çıkarmış ve ibadet anlayışıyla da zamanın bilincinde olmaya davet etmiştir. Allah (c.c.) Yüce Kuran-ı Kerimin’de dünyanın yaratılışından insanın yaratılışına kadar  ibadet yapacağımız vakitlerden aylara kadar hayatımızı bir nizam üzerinde yarattığını bildirmiş ve zaman kavramını hayatımızın merkezine yerleştirmiştir.

İslam, günlük (beş vakit namaz), haftalık (Cuma namazı), yıllık (oruç) ve ömürlük (hac) periyotlarda ifa edilmesi gereken ibadetler koyarak, bizleri daima zamanın bilincinde olmaya davet eder.

İbn Abbas (ra)'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:"Sağlık ve boş vakit, insanlardan pek çoğunun bunlardan faydalanmak hususunda aldandıkları iki büyük nimettir." (Buharî, Rikâk 1)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu gibi boş vakit  ve sağlık insanların istifade edemediği iki büyük nimettir.  Hayatta kaybedilen pek çok şeyin belki telafisi olabilir, bir hal çaresi bulunabilir. Fakat boşa geçirilen bir anı bile geri getirmeye asla insanın gücü yetmez. Aynı zamanda kaybettiğimiz sağlığında tekrardan yerine gelmesi ve eski sağlık durumuna dönmesi mümkün  değildir.

 

Boş vakti ele alacak olursak ciddi anlamda israf yaptığımızı ve zamanı değerlendiremediğimizi anlamamız gerekmektedir. Dünya ve hayat kavramı bizlere verilen belirli bir zaman ile sınırlıdır. İnsan ebedi hayatını kazandıracak en önemli vazifelerini doğum ile ölüm arasındaki bir zaman müddetinde yapmakla mükellef olup ve bu zamanı israf etmemekle de aynen mükelleftir. İnsana ömür gibi bir sermaye ve bu sermayeyi değerlendirme fırsatı verilmiştir. Bu sermaye zaman nimeti ile sınırlandırılmış ve  tekrardan kazanılması mümkün olmayan tükenen bir sermaye olarak da unutmamız gerekmektedir. Tükenen bu sermayenin tümü tükenmeden insanın farkına varması ve zamanını asıl gayeleri için kullanması onun için ebedi bir kurtuluşa vesile olacaktır. Ebedi kurtuluşa da mazhar olmak için Allah (c.c.)’nun bizlere bahşettiği bu nimeti çalışma hayatımızdan ibadet hayatına sosyal yaşantımızdan aile yaşantımıza kadar hayatın her safhasını her anını en iyi şekilde değerlendirip Allah (c.c.)’nun emrettiği şekilde yaşamdan ödün vermeden yaşamalıyız.

Sağlık konusunu ele alacak olursak sağlıklı olmak  büyük nimetlerdendir. Çünkü, dünyayı kazanmak da, ahireti kazanmak da sağlıkla mümkündür. Maalesef insanlar vaktin veya zamanın kıymetini bilmedikleri gibi sağlığında kıymetini kaybettikten sonra anlamaktadır. Kaybedilen sağlığın tekrardan kazanılması mümkün değildir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sağlığın ehemmiyetine vurgu yapmış ve bu hususta şöyle buyurmuştur:

 

“Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah'tan bunları isteyiniz” buyurdu (Müsned 1/8)

 

Yine bir başka hadislerinde;

 

“Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur.” (Tirmizizühd Hadis 2346)

 

Yine bir başka hadislerinde;

 

“Sağlıklı mümin, hastalıklı müminden daha iyi, daha üstün ve Allah'a daha sevimlidir” buyurmuşlardır

(İbniMâcezühd Hadis 4168) .

 

İslâmiyet, sağlık noktasında koruyucu hekimliği ön plâna çıkarır. Bir başka ifâdeile, hastalıkların sebeplerini dikkatsizliğimize verir ve bunlara riayet edilmesini ısrarla ister. Peygamberimiz (s.a.v.)  her hastalığın tedâvisinin mümkün olduğunu beyan etmiştir:

 

“Yüce Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (Buhari, tıp Hadis 7/12) .

 

Hastalandığımızda ise Rabbimizin Şafii ismi şifa isteyip aynı zamanda  tedavi olmamız en önemli görevimizdir.

 

“Ey Allah'ın kulları tedavi olunuz! Çünkü yüce Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (İbn-i Mâce, tıp Hadis 3436).

 

Cenab-ı Hak, dünyada imtihanın gereği , pek çok hikmetlerine binaen, insanların da insanların sağlığına riayet etmemesinin bir sonucu olarak, insanlara bir takım hastalıklar vermektedir. Bununla beraber, bütün hastalıkların da tedâvi çarelerini halk etmiştir.

 

Kıymetli kardeşlerim yüce dinimiz sağlığa çok büyük önem vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sağlık hakkında bir çok hadisi şeriflerinde önemini vurgulamıştır ve sağlık ,dengeli beslenme ve tedavi hakkında da hadisi şeriflerde önemini belirtmiştir.

 

Bizlere düşen en önemli görevlerin başında sağlığımıza dikkat etmemiz gerekmektedir. Sağlıklı olabilmek için temiz ve sağlıklı besinleri yememiz ve temizliğe dikkat etmemiz elzemdir. Fast-food gibi dengesiz ve sağlıksız beslenme türleri günümüzde insan sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerdir. Özellikle halk arasında abur cubur olarak isimlendirdiğimiz cipsler, çikolatalar ve gazlı içecekler insan sağlığına faydası olmadığı gibi bağımlı hale getirmesi çocuklarımızdan gençlerimize farklı şekillerde hormonal sağlık sorunları karşı karşıya getirmektedir.

 

Sağlığımız bizlere Rabbimiz tarafından verilen bir emanettir. Bu emanetin muhafazası için dikkat etmeliyiz ve imtihan vesilesi ile hasta olduğumuz zamanda şifayı arayıp tedavi olmalı ve sabretmeliyiz. Sağlığın muhafazası için her türlü tehlikelerden uzak durmalıyız.

 

Rabbimiz vaktimize rızasına uygun bir şekilde geçirmeyi nasip eylesin. Sağlığımızı muhafaza eylesin ve hasta kullarına Şafii ismi ile şifalar ihsan eylesin.

 

Amin.

 

Bu yazı toplam 13365 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim