• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Kayseri 1 °C
  • Ankara 5 °C

BİR GÜN KÖKÜMÜZE 'HU' DİYECEKLER

Ebubekir Bağcı

Son dönemde yapılan birçok uygulamada hata var. Özellikle bizden olmayan, (Biz Doğuluyuz kabul etmesende bu böyledir.) Bizi kendilerinden görmeyen Avrupalılara yaranmak için yapılan kanunlarda, içinde faydalı olanlar olsa da bizim toplum yapımızla çelişen kanunlarından bir anlaşma var. İstanbul Sözleşmesi dedikleri Avrupa Konseyi Sözleşmesi isimli bir garabetle Japonya’ya attıklarından daha tehlikeli bir bombayı attılar. Şu İstanbul Sözleşmesi denen garabeti okudum. Bir okuyun! Sinirlenmemek elde değil. İnsanın medeni hayatına kast eden, hayatını katleden o kadar çok dayatma var ki. Dün okuduğum bir haberin bir kısmını alıntılayarak izah etmeye çalışayım.

“6284 yıkımı Avrupa ile geldi”

“AB ile varılan İstanbul Sözleşmesi baz alınarak 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı kanunun aile yıkıcı unsurları şöyle:

-6284 kapsamında; kadının en küçük şikâyetinde dahi babalar evlerinden en az 1, en fazla 6 ay uzaklaştırılıyor. Şikayetlerde şiddetin meydana geldiğine dair belge veya rapor aranmıyor. Şikâyetçi kadının beyanı esas/delil kabul ediliyor.

-Eşler arasında yaşanan tartışmada kadın şikâyetçi olmasa dahi komşularının polise ihbarda bulunması sonucu da erkek; evinden, eşinden, çocuğundan 6 ay uzaklaştırılıyor.

-Yarım seneyi bulan uzaklaştırma kararları ile yuvadaki sıcaklık bozuluyor, küçük çaplı problemler dahi ‘uzaklaştırma’ sonrasında sonu boşanmaya varıyor.

                                               

-6284 ile “şiddet” kavramının kapsamı da oldukça geniş tutuluyor. “Fiziksel şiddet”in yanı sıra “psikolojik şiddet”, “cinsel şiddet” ve “ekonomik şiddet” gibi tuhaf kavramlar 6284 kapsamında şiddet unsuru olarak gösteriliyor.

-Bir aile bireyinin eşine TV kumandasını vermemesi ‘psikolojik şiddet’, erkeğin hanımının istediği herhangi bir şeye ‘almama’ yönünde fikir beyan etmesi “ekonomik şiddet” sayılarak hakkında 6 aya kadar evinden uzaklaştırma kararı veriliyor.

-6284 ile evinden atılan erkeklere psikolojik destek verilmiyor.

-Delilsiz şekilde suçlanarak kapı önüne konulan babaların barınma ihtiyacı da karşılanmıyor.

-Eğer erkeğin anne-baba evi ve iş yeri, uzaklaştırma kararı bulunan eşinin yaşadığı eve 50 metre yakında ise annesinin evine ve iş yerine gidemiyor. Gitmesi durumunda hakkında tedbir hapsi uygulanıyor. Erkek, adeta cinnete sürükleniyor ve eşine daha sert karşılık verme psikolojisine sokuluyor.

-Yarım seneyi bulan uzaklaştırma kararları ile yuvadaki sıcaklık bozuluyor, küçük çaplı problemlerin dahi ‘evden uzaklaştırma’ sonrasında, sonu boşanmaya varabiliyor.

-6284 sayılık kanuna dayanak oluşturan ve İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne göre, delilsiz-kanıtsız evinden uzaklaştırılan erkekler, uzlaşmak için eşiyle bir araya getirilemiyor. Her ihtilafla ilgili sorun çözmenin ilk unsuru “uzlaşma görüşmesi” olmasına rağmen, aralarında problem olan eşlerin uzlaşması için bir araya getirilmesi suç sayılıyor. Çiftleri uzlaştırmak isteyenler hakkında cezai işlem uygulanıyor, onlara da uzaklaştırma kararı veriliyor… (Yeni Akit Gazetesi, 7-6-2019)”

Umarım yeterince açıklayıcı olmuştur. Sonra kadın cinayetleri neden arttı. Erkeği adeta yok sayıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız, İlk Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili olarak “İstanbul Sözleşmesi nas değildir. Bizim için ölçü değil” demiş. Bu biraz umut verici bir durum. Boşanmalar arttı, evlilikler azaldı. Sadece bu garabet değil aynı zamanda “Süresiz nafaka” meselesi var. Bir insan sonsuza kadar boşandığı, hayatından çıkardığı birine haraç verir mi? Burası Türkiye veriyor. Müslüman olan ülkede hem İslam şeriatına aykırı hem insan fıtratına aykırı bir bela aileleri parçalamaya devam ediyor. Bu konuda daha önce yazmıştım. Bu sefer akademisyenlerin aile bakanlığına gönderdikleri bir rapor vardı. Onu okuyunca tekrardan sadece bu konuya değinmek istedim.  Bizim halkımızın en kutsal birimi “Aile” göz göre göre yok oluyor. Evlilik yaşı otuz yaşından aşağı değil. Artıyor. Evlilikler azalıyor, insanlar evlenmeye korkuyor. Bizim toplumumuzun gücü “aileden” geliyor. Bu batılıların yıllardır yıkmak için çabaladığı “Türk Aile Yapısı” yok oluyor. Yıllar sonra bu emellerine kavuştular. TV’de izlediğimiz filmler, diziler ve programlar aileyi yok eden içeriklerle dolu kimse neden böyle ne oluyor demiyor. Akademisyenlerin  Aile Bakanlığına gönderdiği raporla ilgili haberin giriş cümlesini  alıntılayarak bitirmek istiyorum. “Yerli ve milli akademisyen tarafından hazırlanan ve Aile Bakanlığına da gönderilen değerlendirme raporunda, son 10 yılda evlenenlerin yüzde 10 azaldığı, boşanmaların ise yüzde 30 arttığı vurgulanırken, bir an evvel “DUR” denmesi gerektiğinin de önemine değinildi. ( 7-6-2019 Yeni Akit)”

Selam ve dua ile

Bu yazı toplam 14109 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim