• BIST 102.349
  • Altın 226,294
  • Dolar 5,3023
  • Euro 6,0043
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 11 °C

ARADIĞIMIZ ŞİFA NEREDE?

Tugçe Merve Elmacı

En son derse giriş zili daldığım yerden bir anda irkilmeme sebep oldu. En yoğun günümdü. 8 saat verdiğim ders yorgunluğuyla, öğretmenler odasında sadece 5 dakika gözlerimi kapatmıştım oysa ki. Hemen koşar adımlarla yüzümü yıkadım. Suyun verdiği rahatlamayla yorgunluğumdan eser kalmamıştı. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum ve şuan en sevdiğim işi yapmanın tadına vararak son dersime girdim. 9.sınıfların biyoloji dersinin ilk ünitesinden inorganik bileşiklerin konusuydu "SU" . Sınıf düzenini sağlayıp yoklamayı aldıktan sonra öğrencilerime sordum "Su nedir arkadaşlar?" Her kafadan yarı yanlış yarı doğru cevaplar... Şu çocukların 8 sene boyunca ezber eğitimden bir türlü çıkamamanın bedelini en çok lise öğretmenleri çekiyor ne yazıkki. Çünkü çocuğa yanlış yada mantık hatası bilgiler zift gibi yapışmış oluyor. Verilen cevapları ipuçlarıyla doğruyu bulmalarına yardımcı olduktan sonra tekrar sordum "Arkadaşlar su nedir?" O sırada gök yırtılmışçasına bir yağmur indi. "Bakın!" dedim. "Sayısını bile bilemediğim bir sürü su damlasının intizamına bakın. Sağdaki soldakine yukarıdaki aşağıdakine yapışmadan nasıl da yağıyor. Ya birleşselerdi ne olurdu, hiç düşündünüz mü? Peki biz insanoğlu bir su damlasından nasıl oluştu onu hiç düşündünüz mü? yada susuz bir yaşamı? Tabiki hepsinin bilimsel açıklamaları var diğer derste anlatacağım gibi ama ilk olarak bakın şu muntazam ve eşsiz ahenge. İlk önce O'nu yaradanı anacaksın ondan sonra yoluna bakacaksın o zaman o içinden çıkamadığın, nimetleri bitmez tükenmez bir suyun bile ne mucizevi bir varlık oluğunu göreceksin. Daha çok merak edeceksin böylece daha çok araştırcaksın. Biyoloji budur, bilim budur" Ah şu medeniyeti batıda arama hastalığımız yok mu? Ne yazıkki onların kültürünü kendimize rehber saydık, en büyük rehberimiz olan Kuran-ı Kerim'den uzaklaşarak bilimden de uzaklaştık. Bize; temizlik 7.yy'da farz kılınmasına rağmen; 16.yy batısında, suyun hastalık getirdiğine inanarak yıkanmazlardı bile. Kiliselerde yıkanmayı yasaklayan bildirimler dağıtılıyor, o dönemde yayımlanan bir tıp makalesinde ise suyun hastalık taşıdığı ve sağlık açısından zararlı olduğu yazıyordu. Halk tamamen banyo yapmayı unutmuştu. Hatta İspanya kraliçesi I. isabel hayatında 2 defa banyo yapmıştır. Biri doğduğunda diğeri ise evlendiğinde. Avrupanın yıkanmayı yasakladığı dönemde ise Osmanlıların miras bıraktığı sebil, çeşme ve hamamlarada dikkat etmek lazım. Ne kadar 19. yy'da Pasteur tarafından açıklanmışsada, "mikrop" aslında 15. yy'da büyük İslam bilgini ve hekimi Fatih Sultan Mehmet Han'ın hocası Akşemseddin tarafından keşif edilmiştir. "Maddetül Hayat" eserinde ise mikrobun tanımını yapmıştır. Peki bu bilimin yolu kimdir? "ÖLÜMDEN BAŞKA HER DERDİN DEVASI VARDIR" Hadis-i Şerif'i kendisine rehber edinmiştir. Ne acıdır ki mikrobu Akşemseddin bulmasına rağmen tam 400 sene sonra Pasteur Dünya'ya tanıtarak sefasını sürdü. Bizim biyoloji kitaplarımız ise ne yazıkki Pasteurdan bahseder Akşemseddin den değil. Ne olursa olsun, bütün önemli buluşları ve tedavileri batı medeniyetlerinden aldığımız duygusu ile bize başarısızlık hissi enjekte edenler, yüzyıllar önce indirilen Kuran-ı Kerim'i ve bilgilerini yok etmeyi başaramamıştır. Örneğin; İbn-i Sina'nın kitapları, 700 yıl boyunca batıda ders kitabı olarak okutulduğunu unutmayın. Osmanlı döneminin büyük hekimlerinden Şemseddin-i itaki "Bir insan, insan anatomisini bilmeden Allah'ı bilemez" der. Belki bu yüzden eski islam alimleri aynı zamanda hekimdiler. Günümüzde ise bunun farkına varan güzel insanlarda var. Bunlardan biri Özbek hekim AİDİN SALİH' tir. Ukrayna'da doğmuştur. Ailesi ortodokstur. Tıp Koleji'nden mezun olduktan sonra modern tıbbın temel prensiplerine karşı, biyoloji bölümü ilgisini çekmiş ve okumuştur. Modern Tıp'ta İbn-i Sina'yı incelemeye başlamış sonunda aradığını bularak gerçek tıbbın Yaratan'dan geldiğini doğada herşeyin bir çözümü olduğu gerçeğini anlamış bunun da Kuran-ı Kerim'de tasdiklendiğini görünce müslüman olmuştur. Hastalık ve sağlığın temel preniplerini bir mümin ferasetiyle inceleyerek Dünyanın birçok ülkesinde eğitim veren İslam tıbbi üzerine çalışmaları olan hayatını ve tüm varlığını İslam davası için kullanan bir salih kadındır. "Gerçek Tıp (Yitik Şifanın İzinde)"(2007) kitabını yazarak 2014'te hayatını kaybetmiştir. Dinsiz bir bilim insanlara zarar verir, bilimsiz din ise kendini geliştirmez. İlgi görmez. islam bilimle iç içedir. Dinimiz bilimden daha önce olduğu için bilime yol gösterir, öncülük eder. Bize; bu bilinçle oluşturulan eğtim-öğretim sistemi ve bu sistemden gelen öğretmenlere ihtiyacımız vardır. Bir çocuk gelir tüm Dünya'yı değiştirir. Alak suresi/96 (1.2.3. ayetler) "Ikra'bismi rabikellezi halak. Halakal insane min alak. İkra ve rabbukel ekrem" (yaratan rabbinin ismiyle oku insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku ve senin rabbin sonsuz kerem sahibidir.)

Bu yazı toplam 1359 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim