• BIST 1.467
  • Altın 438,348
  • Dolar 7,3775
  • Euro 8,9266
  • Kayseri 5 °C
  • Ankara 3 °C

Ankara saldırısında çarpıcı iddia: Matruşkadan Putin çıktı!

Ankara saldırısında çarpıcı iddia: Matruşkadan Putin çıktı!

YPG'nin piyon örgütü olduğunu çok ciddi düşünüyorum, arkasında çok açık bir şekilde Esed'in gizli servisi El Muhaberat, bunun arkasında da Rusya ve Putin olduğunu çok açık ortaya koyuyor. Amerika'nın da bu PYD'yi terör örgütü olarak kabul etmemesi, örtülü desteğini açıkça ortaya koyduğunu gösteriyor.

Türkiye'nin terörle mücadele kapsamında operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde Ankara'da gerçekleştirilen terör saldırısını değerlendiren uzmanlar, "PKK-PYD eşittir terör örgütü" tezinin doğrulandığını söyledi.

Eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, saldırının arkasında PKK-PYD-YPG örgütünün bulunduğunu kaydetti.

Türkiye'nin, Avrupa ülkelerine "PKK-PYD eşittir terör örgütü" dediğini aktaran Orakoğlu, ABD ve Rusya'nın bu tezi kabul etmediğini belirtti.

Orakoğlu, Rusya'nın, Türkiye'nin "güvenli bölge" dediği kesimlere hava desteği sağlamak suretiyle Esed-İran-Hizbullah'a destek verdiğini, DAEŞ ile mücadele örtüsü altında Bayırbucak Türkmenlerini bombalamaya başladığını anlattı.

Ankara'daki terör saldırısının çok önemli olduğunu vurgulayan Orakoğlu, devletin Genelkurmay Başkanlığı, TBMM, İçişleri Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı gibi kurumlarının bulunduğu ve "Devlet Mahallesi" olarak tabir edilen yerde saldırının meydana geldiğini ifade etti.

Olayın, "uluslararası bir terör saldırısı" olduğuna işaret eden Orakoğlu, "Bu saldırıların şöyle bir özelliği var. Birtakım ülkeler, hedef koydukları ülkelerde diplomatik yollarla kendilerine ram edemezlerse, terör kartını kullanmak suretiyle bu ülkelerde istikrarsızlık, huzursuzluk yaratıyor. Türkiye, bu şekilde Suruç saldırısından sonra terör örgütlerinin konsorsiyum çerçevesinde yürütülen terör saldırılarıyla muhatap oldu" diye konuştu.

Orakoğlu, Türkiye'deki bazı siyasi partiler ya da STK'ların, AK Parti ve onun Suriye politikasını eleştirdiklerine değindi.

Terör saldırılarının ortak amacının, "Devlet Mahallesi" adı altında Türkiye'yi, onun birlik ve beraberliğini hedef aldığına dikkati çeken Orakoğlu, "Bu olay Türkiye'yi, Suriyeleştirmek ve Iraklaştırmak adına hareket eden birtakım Batılı güçlerin kontrolünde gerçekleştirilmiştir. Türkiye'nin çok ciddi anlamda ortaya attığı 'PKKeşittir YPG, bunlar terör örgütüdür' meselesi, bu saldırı sonrasında bir kere daha terörün gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. Ve YPG'nin bir terör örgütü olduğunu da bütün dünyanın yüzüne bir şamar olarak vurmuştur" değerlendirmelerinde bulundu.

"AMERİKA'NIN DA ÖRTÜLÜ DESTEĞİNİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUYOR"

Orakoğlu, Türkiye'nin şu anda bilinen klasik anlamda PKK terörüyle ya da klasik terör saldırılarıyla karşılaşmadığını belirterek, şunları söyledi:

"Bunların arkasında bu terörü idare eden ülkelerin gizli servisleri, onların özel savaş eğitmenlerinin olduğu zaten biliniyordu. Devlet Mahallesi'nde yapılan bu olay, terörle mücadelede Türkiye'nin başarı kazanması,YPG'nin terör örgütü olduğunu bütün dünyaya haykırırken, toplarımızın PYD mevzilerini vurmasına karşılık olarak düşünülebilir.

YPG'nin piyon örgütü olduğunu çok ciddi düşünüyorum, arkasında çok açık bir şekilde Esed'in gizli servisi El Muhaberat, bunun arkasında da Rusya ve Putin olduğunu çok açık ortaya koyuyor. Amerika'nın da bu PYD'yi terör örgütü olarak kabul etmemesi, örtülü desteğini açıkça ortaya koyduğunu gösteriyor. Hiçbir şey bundan sonra Orta Doğu'da eskisi gibi olmayacak. Türkiye, kendisini terörle terbiye etmeye çalışan bu ülkelere dış politikada gerçek yüzünü ortaya koyacaktır diye düşünüyorum."

"EYLEMLER BİRBİRİNİN FOTOKOPİSİ GİBİ"

Güvenlik uzmanı Mete Yarar da yaptığı değerlendirmede, mesaj verilmek istendiği takdirde saldırıları, örgütlerin üstlenmeyeceğini belirterek, "Gizli, örtülü mesaj verilmeye çalışılır. Son dönemde baktığımızda Türkiye'deki saldırıları örgütler üstlenmiyor. Bir şekilde mesajlarını iletmek için bunu kullanıyorlar. Hem topluma hem de siyasi otoriteye mesaj vermek anlamında kullanıyorlar. O yüzden birbirinden farklı olmayan bir eylemle tekrar karşı karşıyayız. Hepsi birbirinin fotokopisi gibi" diye konuştu. 

Yarar, saldırının yapıldığı yerin "güvenlik bürokrasisinin kalbi" olması nedeniyle siyasi bir mesajın yanında, güvenlik anlamında da mesajı olduğunu dile getirdi. 

Hangi terör örgütünün saldırıyı gerçekleştirmesinden çok, hangi yerden bu saldırının planladığının önemine dikkati çeken Yarar, Suriye'de birbirinden farklı örgütlerin belli merkezler tarafından koordineli bir şekilde Türkiye'ye karşı yöneltildiğinin altını çizdi.

Daha önce birbirine düşman olan örgütlerin şu anda ortak hareket ederek Türkiye'ye saldırabildiğini kaydeden Yarar, "Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi Azez. Birbiriyle savaşan PYD ve IŞİD, ortak düşman olarak gördükleri Özgür Suriye Ordusu'na müşterek bir operasyon planlayabiliyor. Bu tabloda bakmak ve öyle değerlendirmek lazım" dedi. 

Örgütler üzerinden vekalet savaşları, gayrinizami harbin yapıldığı bir dönemin yaşandığını ifade eden Yarar, "Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak için yapılmış bir eylem. Suriye politikasında Türkiye'nin elini zayıflatmak için yapılan müdahaleler olarak değerlendiriyorum. Tek bir ülke ismi zikretmeden bir kaç ülkenin veya bir grubun, koalisyonun yapabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. 

"İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN KABİLİYETİNİ AŞMIŞ DURUMDA"

İstihbarat örgütlerinin görevinin bu tür eylemleri ortaya çıkarmak olduğunu dile getiren Yarar, ancak Türkiye'nin etrafında yaşanan olayların büyüklüğünün, istihbarat örgütlerinin de imkan ve kabiliyetlerini aşmış durumda olduğunu kaydetti.

Yalnızca Suriye'nin içinde takip edilmesi gereken yüzlerce örgüt bulunduğu düşünüldüğünde bu işin ne kadar zor olduğunun anlaşılacağını belirten Yarar, "Bu bir kapasite meselesi. Suriye'deki sorun çözülmediği müddetçe, bu tür olaylara karşı Türkiye de açık saldırı hedefi haline gelmiş durumda. Bu kapasiteyi zorlayan ve istisnai bir durum" dedi.

İstihbarat birimlerinin yeniden organizasyona ihtiyacı olduğunu da savunan Yarar, hem imkan kabiliyeti hem de teknoloji olarak bir ihtiyaç bulunduğunu sözlerine ekledi. AA

Bu haber toplam 536 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim