• BIST 102.209
  • Altın 226,099
  • Dolar 5,3001
  • Euro 6,0000
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 12 °C

ALTI HARF ÜÇ HECE

Öykü KALE

Adalet; bizim muhtaç olduğumuz hakların, bize sahip olmasıyla veya başka bir deyişle bizim sahip olduğumuz hakların korunmasına denir.

Adaletin birçok anlamını bu satırlara dökebilirim: Çünkü "Adalet" kavramı hem çok evrensel, geniş ve içinde bir sürü anlam taşırken, hem de çok dar ve banal bir kelimedir. Çünkü adalet, insanların bakış açısına göre yorumladığı, anlamak istediği gibi anladığı ve görmek istediği açıdan baktığı bir kavramdır.

Belki de bu satırları dolduran kelimeler hepimizin zihninde uçuşan, fakat bir araya geldiğinde bir düşünceyi oluşturamayan kelimelerden ibarettir, bunu bilemeyiz. Çünkü insanlar, tarih boyunca sürü psikolojisi dediğimiz, zaman zaman çok aykırı insanların bile yaşadığı bir psikolojidedir çoğu zaman. Çünkü, düşünerek doğruyu bulmak, doğruyu bulduğunu düşünen bir insanın peşinden gitmekten daha zordur ve insanlar zoru sevmezler. Bunu tarihin tozlu sayfalarında, yaşadığımız çevrede rahatlıkla görebiliriz.

  Peki ya, kendi bildiğimiz doğrunun peşinden gitmek ile adaletin ne alakası var?

Cevabı ben vereyim, insanlar adaleti başka insanlardan duyduğu kadarıyla biliyorlar ve günümüzde gerçekten önemli bir değer olan adaleti, henüz ne olduğunu bilmeden -belki de ne olduğunu öğrenmek zor geldiği için- savunuyorlar. Halbuki adaleti savunurken hangi haklarını kullandıklarını bile bilmiyorlar.

 Aslında şuan bile adaletten, eşitlikten ve haklardan bahsedebiliriz. Çünkü; ben bu yazıyı yazdıktan sonra, cümlelerimi beğenmeyenler, ileri sürdüğüm görüşleri savunmayanlar veya yaptığım genellemeleri haksız bulanlar mutlaka olacaktır. Onlar, düşüncelerini dile getirmekte son derece haklı ve özgürdürler.

Gelelim, asıl konumuz olan adalete. Adalet, iki insanın eşit olması ile sınırlandırılırsa bu, hukuka büyük bir saygısızlık olur. Yinede bazı insanların haklarını bilmeden veya bilerek, özgür olduğunu ve bu özgürlüğün sınırsız olduğunu düşünerek diğer insanların özgürlüklerini kısıtlama çabalarını anlayamıyorum.

Üstelik gülünç olan, bu adaleti kimsenin sağlayamaması. Aslında gülünç olan bu değilde, sahip olduğu hakların sadece ona ait olduğunu ve diğer insanlarla eşit olduğunu unutan o insanlar, işte onlar gerçekten çok gülünçler.

 Yazdığım satırlardan çıkarmamız gereken sonuçlara gelirsek, biz toplum olarak -ve hatta Dünya olarak- kısımlara ayrılmış bulunmaktayız. Adalet tüm dünya için olsa da bunu sanki bir yiyecekmiş gibi paylaşamıyoruz. Oysa adalet, bizim tahmin edemeyeceğimiz düzeyde bir nimet. Önce bunun farkına varmalı ve sonra adalet, hukuk vb. değerler hakkında atıp tutmalıyız. Çünkü gerçekten adaleti sağlamak için insanların birbirine ihtiyacı var. Sorunlar çıkmazsa, görüş ayrılıkları yaşanmazsa adalet, sanki hiç var olmamış gibi tarihin tozlu sayfalarından, insanların kasvetli ve belki de karmaşık zihinlerinden, bizi biz yapan tüm değerlerden silinip gider. Bunun olması, parçalanmamız demektir. Diyeceğim o ki, milli birliğimizi sağlayan yapıtaşlarından biriside adalettir. Onu korumak, bizim sorumluluklarımızdan sadece bir tanesidir.

 Milletimizde de adalet duygusu çok yücedir. Osmanlı Devleti'nin asırlarca yönetildiği Topkapı Sarayı'nın en yüksek yeri, Adalet Kulesi'dir. Bu kulenin altında Divan üyeleri, adalet üzerine karar almaktadırlar. Bu da bize Türk tarihinde, adaletin ne kadar önemli bir değer olduğunu göstermektedir.

Bu yazı toplam 5643 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim