• BIST 86.072
  • Altın 251,269
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C

ALLAH SANA MEVLANA GİBİ DOST VERSİN

Tugçe Merve Elmacı

 

Hak aşığı, Allah velisinin boğazında bir düğüm; hem üzgün hem şaşkın... Havuzda yüzen kitaplardan gözlerini alamıyordu. Sadece basit bir rüya görmüştü aslında. İlim, irfan öğreten Hak ve hakikat yollarını gösteren babası Bahaeddin Veled'in MAARİF adlı kitabını rüyasında okurken görmenin bedelinin bu şekilde olacağını hiç düşünmemişti. Güzelim elyazması kitapların mürekkeplerinin suda birbirine karışması gibi aklıda karmakarışık olmuştu.  En çok ise; 14 yaşından beri sakladığı, büyük bir tasavvuf bilgininin hediye ettiği 'ESRARNAME'adlı kitabı suda görünce yüreğinin derinden sızladığını hissetti. Tam o anda Şems-i Tebrizi, ani bir hareketle kolunu, mürekkeplerle bulanmış suya daldırdı ve birçok kitap arasından rastgele bir kitap aldı. Mevlana hazretleri gözlerine inanmıyordu, kitap kupkuruydu! Tebrizli Şems, kitabın tozunu üfleyerek Mevlana'ya uzattı;  "Al! Kıyamadığın kitap bu mu?"

Nur yüzlü Mevlana utancından kıpkırmızı kesildi, çok mahcuptu, gözyaşları içinde af dileyerek kitabı tekrar suya bırakırken Şems’ten şu sözleri işitti;

"Rüyaların çoğu bir fikir ve zikirdir. Eğer okumak senin fikrinde olmasaydı rüyana girmezdi. Uyurken babanın kitaplarını sana yasakladığım halde okuyordun, kitaplarda yazılı olmayan ilmi öğrenmeye çalış, aşk ilmi medresede öğrenilmez yeterince olgunluğa eriştin, artık gönül kitabını okumanın vakti gelmiştir"

Mevlana'ya Şems'in geleceğinin ilk müjdelenmesi; kamil bir mürşit olan, kalplerde bulunan sırları bilen, büyük zat Seyyid Burhaneddin tarafından olmuştu. Bu büyük Seyyid;  Mevlana'yı çocukken bir lala gibi omuzlarında taşırdı. Mevlana'nın babasının vefatından sonra uzun süre, arkadaşının arkasından yas tuttu. Birgün rüyasında arkadaşını gören Burhaneddin Hazretleri; "Muhammedimi yalnız bırakma!" sözleriyle ter içinde uyandı. Aceleyle eşyalarını toplayıp Kayseri'den Konya'ya doğru yola çıktı. Mevlana, babasının yokluğundan dolayı o kadar kendini yetersiz hissediyordu ki şeyhi tam zamanında gelmişti. Mevlana, O'nun uzun süre eğitim ve terbiyesine tabii oldu. Daha sonra Halep ve Şam'da eğitime gönderdi. Onu istediği dereceye kadar yükseltti. Zamanı gelince, Burhaneddin Hazretleri; "İlim ve keşifte eşi benzeri olmayan bir aslan oldun. İki aslan aynı sahrada bulunmaz, benden sonra senin yanına büyük bir dost gelecek birbirinizin aynası olacaksınız ve birbirinizi tamamlayacaksınız" diyerek Şemsin geleceğini müjdeledi.

Şems ise yıllarca Suriye’deki büyük şehirlerde yaşadı, gezip dolaştıkça Hak ve hakikat deryalarına dalacaktı ama hep bir yanı eksikti. Kendine bir şeyh arıyordu. Ardı arkası kesilmeyen keşif ve haller gelip hakikat sırları açılmasına rağmen yazılı ve sözlü anlatma yeteneğinde olmadığı için çok üzülüyordu. Birgün sohbet ortamında Baba Kemal, Şems'e dönerek " Allah sana öyle bir dost versin ki O; senin adına, duyduğu ve yaşadığı tüm hakikat sırlarını anlatabilme yeteneğinde olsun, kalpten dile aksın, harf ve sese dönüşsün" diyerek dua etti. Bu dua, anne tarafından soyu Hz. Hüseyin'e, baba tarafından ise Hz Ebubekir'e kadar uzanan alimler sultanı Muhammed Celalettin(Mevlana) e götürecekti.

işte bu iki nur ve mana sultanı nihayet buluştular. Şems Mevlana'ya ayna oldu. Mevlana ise gönlündeki Allah aşkını Şems'e yaşattı çünkü Şemste Allah cemalini görüyordu. Yıllarca bu iki büyük zat Allah aşkıyla yanıp tutuştular. Birbirlerini bulmaları zor olduğu gibi ayrılmaları da zor oldu. Mevlana Şems'in vefatıyla derinden yıkıldı. Daha sonra Mevlana'ya Allah tarafından gayptan ilham gelmesiyle 8 yıl süren 6 ciltlik MESNEVİ adlı eser ortaya çıktı.

Manevi hayatın yol göstericisi olan Dünya edebiyatının bir şaheseridir Mesnevi. Geçmiş din büyüklerimizin eserlerini inceledikçe peygamberimizin yolundan ayrılmadan sünnetlerini noksansız yerine getirmemiz gerektiğini anlayacağız. Çünkü Mevlana, Hz. Peygamberin nuru ve sırrıydı. Allah'a bilgi ve felsefe yönünden bakılmasından ziyade; sevgi yönünden bakılmasının gerekliliğini hem MESNEVİ'dehemde Şemsin eseri MAKALAT'tı inceledikçe görüyorum. Mevlana'nın da dediği gibi amacımız Allah sevgisi ve rızası olunca ne Dünya ne ahiret hayatına takılırız. Nasıl güzel demiş üstat Mehmet Akif; "Vaat etmeseydi Allah cenneti, O'na bile etmezlerdi secde"

                                    

instagram: t.mervelmaci

facebook: tuğçe merve elmacı

www.tugcemerveelmaci.com

Bu yazı toplam 823 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim