• BIST 86.072
  • Altın 251,269
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 20 °C

ADALET YOLUNDA İBRAHİM OLMAK

Serdar  Kayhann

Her devrin bir Nemrut’u ve bir İbrahim’i olur ya… Zalime meydan okumak, acıyı ve sefaleti göğüslemek Hak adına. İbrahim bir sembol , Nemrutların zulmüne savaş açan bir var oluş dinamiği, bir diriliş muştusu.

Adaletin önündeki putları bir bir devirmek ve hakikate ulaşmak için İbrahim olmak... Adaletsizliğin tanrılarına söz söyleme cesaretinin olmadığı bir çağda ebediyete seslenmek, zalime dur demek. İsyana kapı açmak adalet için.. Kral mutlaka çıplaktır..   Susmanın marifet sayıldığı bir çağda mutlak adaletten konuşmak ne büyük erdem.. Erdemi olmayan neden yaşar ki bu dünyada...

Adalet pramidinde Ömer bin Abdulaziz olmak. Cesaret pramidinde İbrahim. En zirvede olmak ululuktur zira, çakmak sizdedir aşağıdakileri uyandırmak için. Farkındalık doğurmak. Zalimliğini kural haline getiren bir zalime isyan bayrağı açmak savaşların en kutsalı olsa gerek.

Ölüm nedir ki? Ölüm bedenin toprağa kavuşması değil mi sadece.? Kimler ölmüş kimler ölümsüzlüğe kapı aćmış. Oysaki insan yaptıkları ve yapmadıkları ile manen ölür. Erdemi kaybetmek en büyük ölümdür derler?

Haksızlık karşısındaki sükutu ile ölür insan. Adaletin namusunu kirletenler ise ölümün talihsizleri...

Zulmün bayraktarlığını yapmak ruhun iflası değil midir ?. Dirilişi olmayan bir ölüm.

Ruhumuzu ölümsüz kılacak bir diriliş, bir doģum gerek.. Hak için uyanmak; hak için yanmak gerek. Mazlumun sesine koşmak ve onunla hemhal olmak. Yangın çocuklarımıza ulaşmadan.

Zulmün büyüsünü yırtmak için putlara dokunan İbrahimî bir balta gerek. Daha doğrusu  onu semaya kaldıracak bir kol, bir inanç gerek, bu inanca ev sahippliği yapacak yürek.   Adalet bu yüzden bilek işi değil yürek işidir. Nemrutun Nemrutluğunu sarsan bir ritüeldir dir bu çıkış.

Kutsal bir isyan. İnancın hür isyanı. Herkesi olduğu yere mıh gibi çivileyen bir isyan…

Nemrut, İbrahim'e:

-Senin İlah'ın ne yapıyor ki bende onu yapayım? dedi.

Nitekim Allah (C.C.) şöyle buyurur:

"Allah'ın kendisine mülk verdiği o kimseyi görmedin mi? Ki o, İbrahim'le Rabb'i konusunda mücadele ediyordu. İbrahim dediği zaman, benim Rabb'im O ki, diriltir ve öldürür. (Nemrut) dedi ki: 'Ben de diriltir ve öldürürüm.'"

[BAKARA(2)/258]

Nemrut, zindandan iki kişi getirtti. Birisini öldürttü:

-İşte, dedi. Diriyi öldürdüm!

Sonra ötekisinin ellerini çözdürdü:

-İşte, ölüyü de dirilttim! Çünkü elleri bağlı olan öldürülecek kimseydi. Şimdi onu bağışladım, salıverdim. Böylece ona hayat verdim! dedi. Bunun üzerine İbrahim, Nemrut'a tekrar şöyle hitap etti:

"İbrahim dedi ki: 'Muhakkak benim Rabb'im, Güneş'i doğudan getiriyor, sen de onu batıdan getir.' (Bunun üzerine) o Hakk'ı örten şaşırdı. Muhakkak Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez."

[BAKARA(2)/258]

Nemrut buna cevap veremedi, sustu. O cebbar Nemrut'un dili sanki tutuldu. İbrahim bundan sonra yine halkı İslama çağırdı. Fakat hiç kimse olumlu cevap vermedi. Çünkü Nemrut'tan korkuyorlardı. Nemrut:

-İbrahim'i bir eve kapatınız! dedi.

Hapsettiler . Medrese-i Yusufiyeye giren ziyanda olur mu ki.. Gerçek hakimin gerçek mahkumla karıştığı bir devirdeyiz. Ruhların esareti Bedenlerin esaretinden daha ağır değil midir bilenler için.?

Değil  İbrahim olmak adalet terazisinde nemrut dahi olamamak ne hazin..

Bir ateş, bir tufan. İbrahim, bu ateş karşısında ulvi bir tevekkülle metanetini koruyan yürek..Dava insanı. . Nemrutun ateşi ne kadar büyükse İbrahim’in dirilişi ve teslimiyeti o denli yüce ve samimi.. Yardım için gelen Cebrail’e(as) bile eyvallah etmeyen bir inanç ve teslimiyet.. Yakmadı  ateş, yakamazdı da. Kim kimin sahibi,  kim kime ram olmuş ki... Ateşin sahibine bıraktı kendini, tevekkülün böylesine selam olsun.

Adalet arınmaktır, Teslimiyettir. Görmek ve görünmektir. Hissetmek ve ağlayabilmektir. Adalet vicdan anaforunda yanarak saflaşmaktır. bir  bekleyiş, bir soluktur. Ezilenlerin nefesiyle dirilecek ve alemlere model olacak bir medeniyyettir adalet. Ağlamayan ne bilsin haksızlığin doğurduğu tefessühü.

Ezenler neyi ezebilirki  maddeden başka. . Manaya ulaşmak için maddeyi aşmak  gerek. Kalplerini şeytana teslim edenler manaya nasıl ulaşabilir ki..  Her ezilen nesnenin içinden yükselen bir mana vardır. O manadır bizi diri tutan.. Ve o mana ruhunda var olan kutsallığıyla dirilişe yelken açar.

Yargı,  ateşin önündeki mancınık. Yapacağı bir şey yok.. Mancınığı kim tutuyorsa  adalet ona ait.

Ömerler, Abdulazizler birer rüya olarak kaldılar..tarihin tozlu sayfalarında.. Ateşi tutuşturan Nemrut olmaktansa ateşe savrulan İbrahim olmayı yeğleriz.  Yok etmek için yakılan dünyaki cehenneminin kutsal emirle ulvi bir pınara dönüştüğü sefil yangın.

Ateşin suya dönüşerek serinlemesidir adalet. Haksızlık ve zulüm insana dair her şeyi yakar.. ve bu ateş yalnızca adaletin serinletici ikliminde soğur ve selamet olur.  Bereketli birtoprak halini alır.. Ne yanar ne yakar . Adaleti kutsamayanlar yok olmaya mahkumdur. Adalet bir milletin ruhudur. Bedene can veren ruh. 

Bir yanda yaktığı  ateşe sözü geçmeyen ve ona bir adım dahi yaklaşamayan eli kanlı Nemrut,  diğer yanda o  mancınığın kuruluş felsefesini  insana öğreten kirli  yaratık ,habis ruh.. Şeytanlar her devrin en büyük  zalimleridir. İnsan aklının durduğu yerde devreye girer ve insanlığı kirletirler.  Yeter ki insan bu kapıyı çalmaya görsün. Yeter ki insan insan olduğunu unutuversin..

İnsana cehennemin  sonsuz kapısını açacak tuzaklar kurmak. Kendi  gireceği bataklığa ortaklar hazırlamak. Sanki bu, onun cezasını hafifletecekmiş gibi.  Oysaki insan tövbe ile bu oyunu boşa çıkarabilirken şeytan için böyle bir umut böyle bir kurtuluş dahi söz konusu değildir. Şeytan bu yüzden insana kızgın; bu yüzden nefret ve öfke dolu. Elbette İbrahim’e kustuğu öfke, Nemru’ta kardeş olması olağan.

Haksızlık ve zulüm nardır yakar insanı kemirir kurt gibi.. O yangının içinden bir pınar gibi doğan gözyaşları kainatın  sahibine ulaşmaz mı sanıyorsunuz. ve o masum inleyişle alemlerin bir zelzeleye maruz kalmadığını..

Şayet bu yangına adaletin serinletici iklimi yetişmezse vay haline insanlığın. Yaratan imhal eder ama ihmal etmez ki… Bu yüzden beratımız ve kurtuluşumuz  adalettedir.. Onun serinletici iklimine mazlumlardan çok bizim ihtiyacımız var..

Her öfkeyi dindiren, adalet iklimidir. Yargı ve hüküm var olan öfkeyi  artırıyorsa ona adalet denebilir mi..

Öfkenin panzehiridir adalet. Bu yüzden ibrahim olmak yüce. Yanmayı göze almak gerek adalet için. Yanmayı göze alamaz İbrahim olamaz ve imtihan sırrına eremez. Nemrudu bol olan bir dünyanın tek bir İbrahim olmak da yeter.

Hani o  Şeytan şeytanlığın yapmış ve aklı kendisinin tanrı  olduğunun iddia eden  Nemrudu başkalarının aklına muhtaç hale getirmişti ya .. Nemrut kustu emrini  ve büyük bir ateş hazırlandı yüksek duvarlar içinde… Şeytanın yaptı şeytanlığını ve mancınığa kondu İbrahim.. .Allah Cebraile emir verdi.. Yetiş Ya Cebrail, İbrahim havada iken tut onu…İbrahim havada iken Cebrail yetişti… Ona Ey İbrahim  ben Cebrail’im Allahın emriyle sana geldim… benden bir dileğin var mı dedi.…?

İbrahim:

-Benim dileğim, Allah'adır, sana değildir. Ben O'nun kölesiyim! Ateş de O'nundur! Nasıl dilerse öyle yapsın! Dedi.

İbrahim, Allah'tan başka kimseden yardım dilemeyerek:

-Ben sadece Allah'tan yardım isterim dediği için Allah (C.C.), ona, "Halilim"(dostum) dedi ve adı "Halilullah"(Allah'ın dostu) oldu.

Allah, o zaman ateşe şöyle emretti:

"Biz söyledik: 'Ey ateş, İbrahim'in üzerine serin ve selâmet ol!'"

Ve İbrahim ateşin ortasına düşünce, ateş dört yana çekildi. Ateşin ortasında bir yer açıldı. Güzel bir pınar çıktı. Çevresi yeşillendi. O da geldi pınarın yanına oturdu. Ayağındaki zincir bağları çözüldü.

Birkaç gün sonra ateş sönünce,

Nemrut yüksek bir saray yaptırmıştı. O sarayın üstüne, ağaçtan yüksek bir sedir yapılmasını emretti. O yüksek yere çıkarak, ateşi görmek istedi.

Hem de şöyle dedi: -İbrahim'in ateş içindeki halini göreyim! Acaba yanıp kavruldu mu?

Nemrut, ateşin içine baktı. Ateş ortasında, pınarı ve yeşilliği gördü. İbrahim de sağ olarak pınarın yanında oturuyordu. Nemrut bu hal karşısında şaşırdı kaldı.

Ateş birkaç gün sonra sönünce. Nemrut İbrahimi yeşillikler içinde gördü..

-Ey İbrahim! diye bağırdı.

İbrahim'de:

- Ey Allah'ın düşmanı! Ne diyorsun? diye cevap verdi.

Nemrut: -Bu ateşi senin için kim böyle yaptı? diye sordu.

O da:

-Ateşi Yaratan! dedi.

Nemrut:

-O Yaratan'ın hakkı için ateşin içinden dışarı çık. Seni göreyim! dedi.

İbrahim kalktı. Ateşin içinde yürüdü. Nereye ayak bastıysa, o yerdeki ateş sönüyor, orası çimenlik Böyledir adalet onun ulaştığı yer her huzur içinde kalır ve bereketlenir. Adaletin ayak bastığı yer olmamalı yer yüzünde .. Bunun için adalet fedaileri gerek Her zulmü barışa çeviren her yangını serin bir iklime çeviren o adaletin sahiplerine selam olsun. Ne mutlu onlara ki güneş onlar için doğacak. Adaletin pınarları onlar için çağlayacak. .

Bu suretle İbrahim, dışarı çıktı, durdu.

Nemrut:

-Ey İbrahim! Sana ne söyleyeyim! Senin yüce bir Rabb'in varmış. Şimdi dileğim, senin Rabb'ine konukluk etmektir! dedi.

İbrahim:

-Benim Rabb'imin konukluğa ihtiyacı yoktur, dedi

Nemrut:

-Ben onu konuklasam gerek! dedi. Bin at, bin deve, koyun, sığır ve kuşları; yani sultanları konuklamaya yarar şeyleri getirdiler. Hepsini, İbrahim'in Rabb'ine karşı kurban ettiler. Ancak Allah (C.C.) hiçbirisini kabul etmedi.

Nemrut kurbanın kabul edilmediğini anlayınca, İbrahim karşısında mahcup oldu. Bu utançla, İbrahim'in yüzüne bakamadı. Üç gün sarayına kapandı. Nemrut, halkın kendisinden yüz çevirmesinden korktuğu için sabırsızlandı. Saraydan dışarı çıktı, hemen adamlarını dört bir yana mektuplar yazarak yolladı:

-Çabucak ordular gönderin! Tamamen silahlansınlar. Gök Tanrısı ile savaş etsem gerek! dedi.

Yüz bine yakın talimli asker Nemrut'un önünde toplandı.

Sonra Melek, Nemrut'un yanına varıp:

-Ey zavallı, senin gibi bir biçareye asker ne gerek! Yüce Allah, yarattığı en küçük bir kuluna emrederse, seni de, askerini de yok eder!" dedi. Yüzünü semaya döndürdü:

-Ya Rabb'i, Sen bu tağutun neler söylediğini bilirsin. Bunun helakini, sana havale ediyorum!" dedi.

Yüce Allah, yaratıklarının en zayıfı olan sivrisinek ordusuna emretti. Akın akın geldiler. Nemrut ordusundaki askerin yüzlerine, gözlerine üşüştüler. Sivrisineğin çokluğundan askerler birbirlerini görmezlerdi. Her adamı ve atını ısırdığında, acısı dayanılmaz olurdu. Bu acıyla hayvanlar şaha kalkar, canının acısından askerleri yerlere fırlatırdı. Böylece bu zalim ordu, perişan oldu.

Nemrut, yapayalnız kaldı. Kaçıp, sarayına girdi. Kapıları sağlamca kapattı. O beladan kurtuldum sandı. Fakat Yüce Allah (C.C.), sineklerin en zayıfına emretti. Öyle ki bir gözü kör, bir ayağı topaldı. Baca deliğinden içeri girmiş, Nemrut'un dizi üstüne konmuştu. O, onu tutup öldürmek istedi. Sinek uçtu, yüzüne kondu. O da onu, yüzünden kovmak istedi. Sinek yine uçtu, onun burnunun içine girdi. Oradan beyninin içine kadar yürüdü. Azar azar beynini kemirmeğe başladı.

Nemrut iki eliyle yüzüne, gözüne vuruyor, acısını bir parça dindirmek istiyordu. Sinek, ona o kadar işkence ediyordu ki, ne zaman başını sallasa, sineğin kemirişi diniyordu. O da o zaman rahat ediyordu. Eğer başına bir şeylerle vurmazlarsa, sineğin beynini yemesi yine devam ediyordu. O zaman Nemrut'un feryadı göklere çıkıyordu.

Sonunda başına vuracak bir görevli gerekti. Tokmaklar hazırlandı. Nemrut'un yakınlarından, nöbetle onun başına vuracak kişiler görevlendirildi. Nemrut, hafif vurandan darılır, kuvvetli vurandan memnun olurdu. İşte kendisini "tanrılaştıran" ve kendi çağının en büyük krallığının başındaki zalimin akıbeti!

Alevleri gökleri yalayan ateşe doğru bir karınca telaşla yürüyor ağzında bir damla  su...  Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:

– Acele ile nereye gidiyorsun?

karınca, cevap vermiş:

– Haberin yok mu? Nemrut, İbrahim peygamberi ateşe atacakmış.  Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.

Diğer karınca kahkahalarla gülerek:

– Senin yanan büyük ateşten haberin yok galiba? Bir bak bu ateşe enin bir damla suyun bun ateşe yapabilir ki?

Karınca hakikati kıyamete dek ortaya koyacak bir  üslupla cevap verir..

– Olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.

Haksızlık ve zulüm karşısında safımızı belirlemek doğru yerde  durmak. Nefsin değil aklın ve vicdanın sesine güvenmek. Gücümüz yetmese de. Elimiz aciz kalsa, dilimiz bağlansa da, yüreğimizin bir çırpınış içinde olması, bir hedef için atması ona doğru yönelmesi, acılar içinde kıvranan mazlumlar için hislenen bir kalbimizin olması ne büyük bir erdem.. Makam, şöhret ve menfaati  için adaletin o pak suyunu bulandıranlardan olmamak, zulme karşı dik durmak, hakikati savunmak bu uğurda menfaati geri tepmek bir yana başa gelecek her türlü darbeyi göğüslemek ve adalet için bedel ödemeyi göze almak.

Ya siz !Adalet savaşında neredesiniz?
Nemrutların  kanlı sarayında mı,  İbrahimlerin kutsal otağında  mı.? İbrahim, adalete açılan kapı.  Ateş engel, mancınık ise zulüm. İbrahimi kurtarmak adaleti kurtarmaktır. Korku nedir ki? Bir sineğe sözü geçmeyen zalimlerin  kendini Tanrı sananların olduğu bir dünya burası. Sonsuz bir zaman serüvenindeki insan ömrünün  hükmü ne ola ki. Bu kısacık bir zaman diliminde köhne bir saltanat sürsen ne yazar.. İbrahimleri yakmaya çalışsan ne yazar. Sen ki ölümlüsün.. Sen ki bir sinek  karşısında çaresiz kalan bedbaht .

Adalet için Önce vicdanlarımızı arındırmak gerek. Yanmak gerek Mazlumların ahıyla tutuşan bir ateşte…Kirlerimiz erisin ve yok olsun, ..Benliğimiz bir duman gibi tütmeli adalet diye. Bir medeniyet inşa edilmeli o dumandan. Ruhumuz ve vicdanımız dirilmeli bu ateşle… Zalimlerin otağına kurulmaktansa mazlumların sancağını taşımak ve kederlerine ortak olmayı tercih ederiz..

Adalet, en büyük davanız en büyük kavganız olsun. Zira Adaletiniz yoksa insanlığınız sorgulanmaya başlar ..Vicdandır bu kapıyı açan.  Çünkü o Rahmana en yakındır.

Adalet yolundaki tüm İbrahimlere selam olsun..

Bu yazı toplam 1295 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim