• BIST 95.953
  • Altın 238,661
  • Dolar 5,8268
  • Euro 6,5545
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 5 °C

31 MART VE İSTANBUL SONUÇLARI NE ANLAMA GELİYOR?

Erdinç TEĞMEN

31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakının ülke genelinde yüzde 52’ye yakın oy almış olması, Türkiye’de bir erken seçim ve meşruiyet tartışmasının önünü kesmiştir.

AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin Yenikapı ruhuyla oluşturduğu Cumhur İttifakı'nın almış olduğu bu oy oranı, Millet İttifakını oluşturan CHP, FETÖ, PKK terör örgütü, ABD başta olmak üzere, Saadet Partisi’nin de dirsek teması içerisinde bulunduğu muhalefet ittifakı ile birlikte Batı’nın artan tazyiğine ve ekonomik türbülansa rağmen alınan bu oyun açık bir başarı olduğu ortadadır. İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyük şehirlerde bazı sebepler ve muhalefeti de aşan sistematik bir üst akıl oyunları ile CHP adaylarının oylarını bir kaç puan arttırmasına rağmen Cumhur İttifakı’nın bu başarısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temsil ettiği yürütmeye 2023 yılına kadar seçimsiz 4,5 yıllık bir istikrar ve reform döneminin kapısını aralamıştır. 

Bu 4,5 yıl 24 Haziran 2018 yılında tam anlamıyla yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı sisteminin oturması ve vaat edilen avantajlarının hayata geçebileceği bir uygulama dönemi anlamına geliyor.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da HDP oylarındaki ciddi düşüş ve HDP’nin kendisi açısından kritik il ve ilçeleri açık farklarla kaybetmesi, kayyum atamaları sonucunda hizmet belediyeciliğinin bölge halkı tarafından kabul gördüğünün  işaretlerini verirken, terörle bağını bir türlü koparmayan HDP için de bir hezimet olmuştur. 31 Mart seçimlerinin en belirgin sonucu da bu olsa gerek.

Türkiye’nin seçim sonuçlarının verdiği moralle terörle mücadelede ivmeyi arttırması ve PKK’nın yurt dışındaki yapılanmasının tasfiyesine ağırlık vermesi isabetli olacaktır.

Birbirine benzemez olan Millet İttifakının paydaşları arasındaki uyum sorunu, bu ittifakın geleceği ile ilgili kendileri açısından ciddi bir sorun teşkil ettiği de bir gerçek.

Tamamen Erdoğan'ın gitmesine odaklanmış ve de planlanmış olan bu ittifakın bir arada hareket etmesi, AK Parti ve MHP ittifakına göre çok daha zor olacağı aşikar.

Kendi içerisinde yenilenecek ve tahkim olacak ve bunu tabanına inandırabilecek Cumhur İttifakı'nın 4,5 yıl sonra birlikte gireceği seçimde, Millet İttifakına göre şansı şimdiden daha fazla gözükmektedir. Siyaset günübirlik olan değil, uzun soluklu bir süreçtir. Hele de terör örgütleri ile yürümekten imtina etmeyen Millet İttifakının geleceği adına şansının fazla olduğunu düşünmek akla ziyan bir durum olsa gerek.

Yeter ki AK Parti son seçimde verilen mesajı iyi okuyup, gerekli değişim ve yenileşmeyi kararlılıkla yürütebilsin ve de hükümet ettiği Türk toplumunun beklentileri olan ekonomik iyileşmeyi ve reformları doğru yapabilsin, 

MHP'de içerisinden bölünmüş olan partinin ortaya çıkarmış olduğu kadro sıkıntısını ivedilikle çözebilmiş olsun.

Ve dahi AK Parti ile olan ittifakını bozacak oyunlara ve provokasyonlara gelinmesin.

 

EKREM İMAMOĞLU BİR PROJEDİR

 

Gelelim İstanbul üzerinden geliştirilmeye çalışılan büyük projeye.

Ekrem İmamoğlu bir projedir.

Bu "İstanbul Projesinin" mutlak manada ortaya çıkartılması ve arkasındaki çok uluslu oyunun kesinlikle çökertilmesi gerekmektedir.

ABD'nin, FETÖ'nün ve arkasındaki proje uygulayıcılarının "adamımızı tanıyın! yoksa ortalık karışır…” açık tehditlerini yemeden, bu gizli projenin içerisinde olanları bir bir ortaya çıkartarak, hedefi sadece İstanbul olmayan 15 Temmuz intikamının ilk ayağı olan bu organize işin içerideki figüranları kimlerse onları hukuk karşısına çıkarmamız gerekiyor.

Seçimlere müdahale edilmiştir. Artık bu yadsınamaz bir gerçektir. CHP’lilerin, FETÖ’cülerin, PKK’lıların hatta AK Partili görünen bazılarının “artık hazmedin”, “gerçeği kabul edin” söylemlerinin çok ötesinde bir durumla karşı karşıyayız.

Bu tehlikeli durum karşısında, yapılan bu müdahaleyi kabul eder, görmezden gelirsek, İstanbul’dan da öte Türkiye için yapılan bu kirli organizasyonu ıskalamış oluruz.

Zira, Ekrem İmamoğlu hem CHP için hem de Türkiye için bir projedir. Deniz Baykal’a kumpas kurup Kemal Kılıçdaroğlu’nu  CHP’nin başına getirenler, bu projeyle Türkiye’nin kurucu partisini “Türkiye Ekseni”nden çıkarıp çokuluslu müdahale cephesine çekenler, ikinci adımı İmamoğlu üzerinden atmıştır.

İSTANBUL 15 TEMMUZ'UN İNTİKAMIDIR

Baykal kumpasının arkasında kim varsa, İmamoğlu’nun aday yapılmasının arkasında da aynı güçler ve çevreler vardır. Bunun böyle olduğu zaten yakın zaman içerisinde anlaşılmış olacaktır. Bu kirli oyunun uygulayıcıları ve arka planı bir süre sonra daha iyi anlaşılacaktır. FETÖ’yü, PKK’lıları İmamoğlu’nun arkasında toplayan irade, 15 Temmuz’un arkasındaki iradenin ta kendisidir.

Bu gerçeği göz ardı edersek ve de bu açıdan yaklaşmazsak, ülke olarak bugüne kadar olan mücadelemizi akamete uğratmış oluruz. Zaman değerlidir ama gerçek zamandan daha değerlidir.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 5497 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim