• BIST 94.831
  • Altın 261,621
  • Dolar 5,7675
  • Euro 6,5664
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

2019 Göstergesi

Harun KARTAL


Zor bir yılı geride bırakıyoruz. Özellikle de yılın ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında tahminlerin ötesinde bir zıtlık yaşandığını söyleyebiliriz. İkinci yarıda döviz kuruyla gelen sert dalgalanmanın sonuçlarını yaşıyoruz. Sanırım, bir süre daha da yaşamaya devam edeceğiz. Ekonomideki değişimi, bir miktar geç de olsa en iyi yansıtan temel göstergelerden biri de işsizlik oranı. Ağustos ayından itibaren yükselişe geçen işsizlik oranı yeni rekorlar deneyecek mi? Öncü göstergelere göre, öyle görünüyor. TÜİK’in yayınladığı verilere göre, Temmuz ayından bu yana işsizlik oranı yükseliyor. Son veri Eylül ayına ilişkin. Eylül ayından bu yana da işsizlikteki yükselişin devamını beklemek sürpriz olmaz. Neden mi? Likidite zincirinin bozulması, konkordato başvuruları, kredilerdeki küçülme, konut başta olmak üzere diğer sektörlerdeki daralma, istihdama birebir yansıyacak. Neye dayanarak bu ifadeyi yazdığımı açıklamak isterim. Birincisi, Fatoş ve Özlem’in hazırladığı kapak haberinde okuyacağınız gibi, yeni istihdam yaratmada en büyük 50 şirkete baktığımızda, yeni yılda 69 bin kişilik yeni istihdam yaratılacağı ortaya çıkıyor.
“3,7 milyon civarındaki işsiz sayısının yanında 69 bin yeni istihdamdan ne olur ki?” sorusunu yöneltebilirsiniz. Ben de size geçen yılki araştırmayla kıyaslama yapılmasını öneriyorum. Geçen yılki araştırmamızda bu rakam 80 bindi. Sonuçta, bir yıllık süreçte yüzde 14’lük bir daralmadan bahsediyoruz.
İkincisi, gelecek hafta yayınlayacağımız ve CEO Club üyelerine yönelttiğimiz anketin bir sorusu da istihdam üzerine. Cuma akşamı itibariyle sorularımıza yanıt veren CEO’ların yarısı ‘mevcudu koruyacağız’ seçeneğini işaretlerken, dörtte biri de istihdam sayısında azalma olacağını söylüyor.
Üçüncüsü, enflasyon sadece iki haneli seviyeye yükselmedi, yüzde 20’nin üzerine taşındı. Ekonomideki daralma beklentileri nedeniyle, kişisel gelirlerdeki reel gerilemenin yansımalarını da iç piyasada görebileceğiz. Kısacası şirketler yeni yatırım ve büyüme konusunda pek risk almak da istemeyeceklerdir.
‘Kusursuz fırtına’ sadece bizim için geçerli değil, dünyayı da sarsıyor. Tabii bununla teselli olacak değiliz. Türk devleti ve şirketleri için en önemli çıkış yolu verimliliği artırmak. Verimliliği artırmanın yolu da insan kalitesidir.
Bu yüzden şirketlerin sahip oldukları yetenekleri daha iyi yönetmesi, hatta var olan yapılarını güçlendirmesi gerektiğini tekrar tekrar dile getiriyorum. Bu dönemleri atlatmanın yolu insan kaynağını zenginleştirmekten geçiyor.
Mutlu Yıllar…

Bu yazı toplam 5446 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim