• BIST 85.485
  • Altın 247,908
  • Dolar 6,0472
  • Euro 6,7594
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

14 Şubat Sevgisizler Günü! Üzerine…

Abdulaziz ÖZTÜRK

Sevgililer günü yaklaşırken hemen hemen her yerde boy boy afişleri asılan, sosyal medya aracılığı ile de şişirilen özel kampanyalar, işyerlerinin ve kurumsal firmaların ticari kaygıları yüzünden yapmış olduğu Sevgililer günü kampanyaları, yavrularımızın, gençlerimizin kısacası insanımızın ahlakını, milli ve mânevi değerlerini hiç saymaktan başka bir şey değildir.
Sevgililer günü ile flört kültürünü bize empoze etmekten isteyenler aslında toplum yapımızı parçalamak isteyenlerin en büyük gayesidir.

Bugün vesilesi ile flörte özendirilen gençlerin birbirlerini terketmeleri veya flört sonucu evlenen gençlerin evlilik hayatlarını hüsran ile sonuçlandırması sosyal bir yara haline gelmiştir.
Nereden çıktı bu sevgililer günü?
İşin aslını öğrenmek için tarihin derinliklerine indiğimiz zaman Hristiyan bir din adamının evlilik müessesesinin ayakta kalabilmesi için canı ile ödediği bir mücadelenin neticesi olduğunu görüyoruz.

Bir zamanlar Putperset Roma İmparatorluğunda   Roma’da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik Tanrıçası olarak da kabul ediliyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı’nın öncesi yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı, adeta zina festivali düzenliyorlardı.
 

Bu bayram sonrası birbirlerini sevip, daha sonra evlenmeleri ve savaş dönemlerinde ise bu evlenen erkeklerin ailelerini terk etmemek için orduya katılmamaları  İmparator 2. Claudius’u ciddi anlamda endişendirmiş ve asker bulamama korkusu hasıl olmuştu. Radikal bir karar ile  Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı.
 

O dönemde Hristiyanlıkla yeni tanışan halk dinlerini gizlice ifa ediyor ve zaman zaman Roma devletinin zulmüne maruz kalıyorlardı. O dönemde zulme uğrayanların başındaki en önemli olan figürlerden birisi İmparator Claudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan Aziz Valentine adındaki bir papazdı. İmparator Claudius’un yasağına rağmen kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte gizlice çiftleri evlendirmiye devam ettiler. Amaçları gençlerin zina etmesini önlemek ve kutsal bir müessese olan aile yuvasını muhafaza etmekti. Ama uzun sürmeyen bu durum İmparator tarafından öğrenilmesiyle birlikte Aziz Valentine tutuklandı ve sopa cezası ile dövülerek idam edildi.  Milattan sonra 14 Şubat 270 yılnda Hristiyan şehitliğine defnedildi.  Bu olaydan 226 yıl sonra 496’da Papa Gelasius Aziz Valentine’i onurlandırmak için Şubat 14’ü Aziz Valentine Günü olarak belirlenmiş, dini bir gün olarak ifa edilmiştir.
 

Sevgililer Günü olarak ise ilk olarak 1800’lü yıllarda  Amerika’da Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasıyla birlikte Hristiyan-Batı toplumunda kutlanılan toplumsal bir olay haline getirildi. Batı kültür ve sömürgesinin hakim olduğu İslam dünyasıda bugüne tabi olarak sözde sevgililer gününü  hayasızca kutlamaya devam etmektedirler.
Başlangıcında Roma döneminde hayasızlığın zirvesi olan zina ile mücadele eden Hristiyan bir din adamının ölüm yıl dönümünün kutlanılması ve yüzyıllar sonra bu günün sevgililer günü olarak ilan edilip toplumsal bir bayram günü gibi kutlanılması.
Hristiyanlık açısından bakıldığında Sevgililer gününün tarihçesi ile günümüzdeki misyonu tamamiyle başlangıçtaki Roma İmparatorluğu dönemindeki Lupercalia Bayramı’nın ihyası ve Aziz Valentine’nin kutlu mücadelesine ihanet diyebiliriz.                  
Niçin Hristiyanlık açısından baktığımızda diye soracak olursanız çünkü Hristiyanların kutladığı bir papazı anma günü oldu için diyebiliriz.
Toplumsal açıdan baktığımız zaman flört ile ahlaki problemlerin hasıl olması ve aynı zamanda israf çılgınlığının had-safhaya ulaşması ve gerekse kültürümüze ters olması bugünün gençlerimizi tahrip etme günü olduğunu söyleyebiliriz. 
Sevgiyi bir güne özel olarak değil bir ömre sevgi ve muhabbetle geçirilmesi aile kültürümüzün mihenk taşıdır. Bu güne has olarak özendirilmek isten flört hayasızlığı ile gençlerimiz, erkek olsun kızı olsun birbirlerini kandırmakta ve neticede terk etmektedirler.
Sosyolojik bir hastalık olan flört, gençlerimizin aile geleceğine leke bırakabilecek ve hatta kadının erkeğe ve erkeğin kadına güven olgusunu tamamiyle ortadan kaldırmaya yönelik bir tuzaktır. Bu tuzaklara karşı evlatlarımızı uyarmalı ve korumalıyız.

 

Dinimiz İslam açısından baktığımızda ise Abdullah b. Ömer (Radıyallahu Anh) den rivayet edilen Hadis-i Şerifte Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in ikazı karşımıza çıkıyor: “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır,”(Ebu Davud). Hristiyan bir kavmin adeti ile Sevgi Mefhumunu bir güne has kılıp bayram olarak kutlanılması caiz değildir.  

Rabbimiz bizlere aile saadeti versin. Ailelerimizi ve çocuklarımızı bizlere göz aydınlıkları kılsın. Dua ve selam ile…

Bu yazı toplam 865 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erte Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0352 222 12 90 | Faks : 0352 222 12 94 | Haber Scripti: CM Bilişim